Mevki Kudüs / Mekân Mescid-i Aksa
Dinimizin mübarek ve kutsal mekanlarının üçüncüsü ve ilk kıblemiz Mescid-i Aksa…
Mescid-i Aksa’yı yüreğinde taşıyan şehir senelerdir Siyonist işgali altında… Esir, boynu bükük, her gün şehitler veren, bağrında milyonlarca mağdur ve mazlum barındıran Filistin’in başkenti Kudüs… İslam dünyasının kanayan yarasının sürekli kan damlatan kalbi Kudüs… Bu şehrimiz tarihimiz boyunca defalarca saldırıya ve işgale maruz kalmıştır. Gözyaşı hiç dinmedi, bölgede akan kan hiç durmadı.
“Kudüs işgal altında iken bir Müslüman nasıl olur da gülebilir, Kudüs işgal altında iken bir Müslüman nasıl olur da rahat uyku uyuyabilir, Kudüs işgal altında iken bir Müslüman nasıl olur da rahat bir yemek yiyebilir ve rahatça bir su içebilir…”
Peki gidelim mi seneler öncesine? Osmanlı’ya…
O mukaddes beldeye Kudüs’e gidelim… Ecdad nasıl da bağrına basmış nasıl da sevmiş ve kıymetini bilmiş. Tam tamına 400 sene boyunca hizmet etmiş o kutlu şehire… Mekke gibi, Medine gibi korumuş kollamış Kudüs’ü. Padişahlar ve devlet adamları adeta bu mukaddes beldeye hizmet etmek için yarışa girmişler.
Selam olsun sana Kudüs, selam olsun sana medeniyetin ve zarafetin şehri…
Osmanlı Devleti’nin büyük önem verdiği her dönemde üstüne titrediği Kudüs…
Kudüs’e inşa edilen vakıflar ve yapılar sebebiyle, şehir asırlar boyunca insanların büyük bir refahla yaşadıkları, rahatça ibadet edebildikleri bir yer olmuştur.
Osmanlılar zamanında Kudüs’e yapılan ilk eserler şehrin fatihi olarak adlandırılan Yavuz Sultan Selim zamanında olmuştur, ardından oğlu Kanuni Sultan Süleyman’da bu kutlu beldeye hizmet etmekten geri kalmamıştır.
Kanuni Sultan Süleyman, şehrin surlarını yeniden inşa ettirmiş, su yollarını tamir ettirmiş ve Kubbet’us Sahra’nın tezyinatını yenilemiştir. Ayrıca güzel bir şadırvan da yaptırmıştır.
Tabii Kudüs’e uzanan bir hanımeli de var ki; Kanuni’nin eşi, Hürrem Sultan’dır.
Hürrem Sultan tıpkı Medine ve Mekke’ye, Şam’a yaptırdığı eserler gibi Kudüs’te de bir imarethane inşa ettirmiştir, bugün hala Kudüs halkına hizmet vermektedir.
Sadece bununla kalmamış “Haseki Sultan” adında bir külliye de inşa ettirmiştir.
Yavuz’dan itibaren Kudüs’e hizmet noktasında büyük ihtimam gösterilmiştir. Osmanlı padişahları şehirde daima süren bir bakım başlatmışlardır. 400 yıllık süre zarfı içinde şehre çok zarif eserler kazandırmışlardır. Bu eserlerin bakımını da hiçbir zaman aksatmamışlardır.
Sultan IV. Murad şehirdeki güvenliğin daha da artması bakımından Kudüs ile El Halil şehirleri arasına bir kale inşa ettirmiştir. Belde sakinlerinin güvenliği emniyet altına alınmıştır. Sultan II. Mahmud ise Kubbet’us Sahra’nın yaldızlarını tamir ettirmiştir. Müslümanları oldukça sevindirecek faaliyetlerde bulunmuşlardır.
Sultan Abdulmecid, Sultan Abdulaziz, Sultan II. Abdulhamid ise şahsi bütçelerinden yardımlarda bulunarak Mescid’i Aksa’yı tamir ettirmişlerdir. Şehrin geniş ve modern bir imar faaliyetine girmesi de Ulu Hakan Sultan II. Abdulhamid döneminde olmuştur, şehre kaldırım taşları döşeterek yeni bir çehreye kavuşmasını sağlamıştır. Yeni karayolları ve tren hatları ile de bu faaliyetler genişlemiştir.
Sebiller, hanlar, hamamlar ve dahası…
Bu mukaddes belde için az bile… Tam tamına 401 sene boyunca Kudüs Osmanlı hâkimiyeti altında kaldı ve huzurla geçti giden yıllar… Bu sebeple Osmanlılar Kudüs’te günümüzde hala hayırla anılırlar. Kudüs’te her köşeyi imar eden bu mana zihniyeti bölgenin tarih boyunca gördüğü en adaletli ve hoşgörülü anlayışlardan birini izah etmektedir.
1516 senesinden 1917 senesine dek süren Osmanlı hakimiyeti üç semavi dinin mensuplarının kaos ve kargaşadan uzak yaşadıkları parlak bir dönem olarak tarih kitaplarında yer edinmiştir.
Başta da belirttiğimiz gibi 1917 senesinden sonra bölgede akan kan hiç durmadı, günümüzde Siyonist işgali altında olan Kudüs’te hukuksuz bir yönetim ağır insan hakları ihlali yapmaktadır.
Peki, biz bugün Kudüs için neler yapabiliriz? Kudüs şuurunu kendimizden başlamak üzere çevremizde diri tutarız. Fert olarak güçlü mümin olmayı, millet olarak da düşmanları yıldıracak bir güce erişmeyi hedef haline getiririz. Mal, mülk, bilgi, ilgi vb. sahip olduğumuz imkân ve değerleri bu uğurda –herkes kendi iktidarı ölçüsünde- seferber ederiz. Kudüs-i şerif ziyaretlerini önemseriz. Direnişçilere konumumuza uygun maddi-manevî destekler veririz. Dualarla diriliğimizi canlı tutar, ilâhî yardım ve rahmetin nüzulüne vesile olmaya çalışırız.
Allah’ın izniyle Kudüs’ün de özgürlüğü yakındır… tıpkı o mukaddes beldede geçen günler gibi muazzam zamanları yaşayacağımız ve mekanımız, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’da namaz kılacağımız günler gelecektir…
Selam olsun sana Kudüs…
MEKİYE EKMEN
Mekiye EKMEN Tüm Yazıları