Öyle bir Peygamberin ümmetiyiz ki: Eşi içeri girdiğinde (saygıdan) ayağa kalkan, kadınların hassas ve kırılgan olduğunu her seferinde vurgulayan, eşi konuşurken onu can kulağı ile dinleyen ve şunu samimiyetle ifade edebilen; Sizden hanginiz kız çocuğunu İslami terbiye ile büyütüp evlendirebiliyorsa ona cennet müjdesi vardır.
Hepimiz dünyaya kız veya erkek çocuk olarak geliriz. Bunu seçme şansımız yoktur. Yüce Allah’ın belirlediği biyolojik varlığımız tıpkı ölümlü olmak gibi bir durumdur. Mavi gözlü, uzun boylu veya siyah saçlı olmayı nasıl doğal karşılıyorsak, kadın veya erkek olmayı da o derece doğal karşılamamız gerekir. Sosyal ve hukuki açıdan birinin diğerine üstünlüğü kesinlikle söz konusu değil.
Dünya Sağlık Örgütünün kabul ettiği tanıma göre şiddet; “sahip olunan güç veya kudretin, yaralanma ve kayıpla sonlanan veya sonlanma olasılığı yüksek bir biçimde bir başka insana, kendine, bir gruba veya bir topluma karşı tehdit yoluyla ya da bizzat uygulanmasıdır.
Şiddet sarmalından en çok etkilenenler kadınlar olmaktadır. Kadınlara uygulanan şiddet türleri şunlardır:
- Psikolojik Şiddet: Bağırmak, hakaret etmek, ihmal etmek, yok saymak…
- Cinsel Şiddet: Kadını istemediği yerde, istemediği zamanda ve istemediği biçimde ilişkiye zorlamadır…
- Ekonomik Şiddet: Kadının parasına el koymak, az para vermek, istemediği işte çalıştırmak…
- Fiziksel Şiddet: Tokat atmak, tekmelemek, tükürmek, itip kakmak…
Şiddet sarmalından kadınların yanı sıra dezavantajlı konumda olan engelliler, yaşlılar ve çocuklar da etkilenmektedir.
İnsanlara yönelik şiddetin yarattığı olumsuz sonuçlar çok katmanlıdır. Her şeyden önce bireyin acı çekmesine neden olur ve bireyin insan haklarını ihlal eder. Bunun sonucunda bireyin yaşama, kendini güvende hissetme, fiziksel ve ruhsal sağlığını üst düzeyde tutma, eğitim, iş ve sosyal hayata katılma haklarının elinden alınmasına yol açar. Dolayısıyla, toplumda cinsiyetler arası eşitsizliğin ve cinsiyet temelli ayrımcılığın devam etmesine neden olur. Şiddet hem birey olarak insanı hem ailesini ve dolayısıyla genel olarak toplumu güçsüzleştirmektedir.
Şiddet toplumsal ölçekte yaşam kalitesini düşürür. Bu bağlamda intihar, cinayet, taciz ve tecavüzlerde artış, suç oranlarında yükselme, verimlilikte azalma, toplumsal gelişimin yavaşlaması, demokratik süreçlere katılımın azalması şiddetin etkilerinin kuşaktan kuşağa aktarılması gibi çok sayıda derin etkilerden söz edilebilir.
Başta aile içinde olmak üzere, toplumda şiddetle birlikte derin yaraların oluşmaması için her birey insan olmanın gerektirdiği hayatı yaşamalı ve yaşatmalıdır. Aynı zamanda ilgi alanı insan olan kamu kurum, kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının bireyleri bilgilendirme ve bilinçlendirme anlamında ellerinden geleni yapmaya çalışmaları gerekmektedir.
Sosyolog Üveys Yoldaş Tüm Yazıları