Menü

Batman Yön Gazetesi

Geri Dön

Orhan ALPHAN:
Adalet…

21 Şubat 2016, 16:58

(...) Evet bir avukat olarak ben de diyorum ki adalet sistemine ve onun uygulayıcılarına olan güvensizliğim sonsuz. Sistem aynı sistem ancak sistem hukukunun sahip olduğu ilkeler ise menfi yönde hızla değişmekte, uygulayıcıları tarafından değiştirilmektedir. Bu ilkeler ne yazık ki terminolojik olarak manen de akla ziyan bir vaziyette özünün tersine irtica etmektedir. Adaletin işlenemezlik özelliğiyle işlemeyen sisteme rağmen ilkelerin korunmasından yanayım bir hukukçu olarak. En azından sistem çarpık, ilkeler sağlam, yerinde ve ruhuyla aynı kalırdı.
 
​Örneğin sanığın en büyük sığınma limanı olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi adalet uygulayıcıları tarafından anlam itibarıyla özünün ve ruhunun tersine çevrilip neredeyse yok sayılmış yerine "şüpheden sanık cezayı da belayı da alır " yeni geliştirilen yerel ilkesi kaim olmuştur. Evet maalesef "şüpheden sanık yararlanır" evrensel ilkesine karşılık bizim hakimlerimizin yeni geliştirdiği "şüpheden sanık ceza alır" yerel ilkesi tam rağbet görmüş durumda.
 
​"Şüpheden sanık cezayı alır" ilkesinin kurbanı bir sanığın hatırladığım gerekçeli  kararından hatırladığım cümleleriyle arz ediyorum; "...sanığın aynı suçtan başka bir dosyasının olmasından bahisle savunmasına itibar edilmemiş...."gerekçesiyle cezalandırılan sanığa bir avukat olarak ne izah edeceğinizi varın siz hesap edin. Ve evet maalesef öyle. Kararların Yargıtay aşamasına kilit vurmak için de HAGB(hükmüm açıklamasını geri bırakma)kararı ile de şimdilik o dosyadan kurtulma umutları tavan yapmış durumda.
 
​Adalet sistemimizin tek çarpıklığı bu değil ve saymakla da bitmez kannımca. Son bir örnek daha vermem gerekecek. Zira bu örnek adalet adına komik, hukuk adına trajik bir örnek. Geçenlerde yerel ve ulusal haberlere konu olan hatta bu günlerde uluslararası alanda da muhtemel haber olacak olan gazeteci Ferit TUNÇ'un haberleri nedeniyle hakkında açılan sayısız davalardan birinden aldığı ceza ile ilgili. Ferit TUNÇ, yolsuzluk yapıldığı iddia ve ispatıyla bir haberinden ceza aldı. Ceza aldığı bu dosyada olması gereken karar; haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği inancını taşıdığımdan beraat. Ancak yine maalesef tahmin edildiği gibi ceza tayinine gidildi. Bu örneği vermeden önce Ferit TUNÇ'un dünyada ifade özgürlüğü alanında  Türkiye'den aday gösterilen 5 kişiden biri olan ve şuanda da finale kalan ve gazeteciliği hem akademik anlamda hem de gazeteciliğin etik kurallarını layıkıyla yerine getirme anlamında liyakat sahibi bir gazeteci olduğunu belirtmek yerine direk konuya girdim affola. Tüm bunlar bir yana mesele adaletteki terazilerin şaşması değil, teraziyi elinde tutanların teraziyi bir o yana bir bu yana keyfiyeten sallaması. Neymiş efendim, terazi bende istediğim yana sallarım. Tamam mühür kimdeyse Süleyman odur, ancak aslolan mühür sahibi olmak değil Süleyman olmak. ...Neyse...
​
​Düşünün ki, dünyada Türkiye'den ifade özgürlüğü alanında aday gösterilip finale kalan ve bu anlamda Türkiye'yi dünya basını literatüründe sözünün edilmesinin, adının zikredilmesinin müsebbibi mümtaz bir şahsı, ehil bir gazeteciyi ifade özgürlüğü nedeniyle mahkum edeceksin.. Haydi buyrun burdan yakın. Ancak ne hikmettir ki; tarih ve ilahi adalet işini layıkıyla ve dürüstlükle yapanların arkasındadır. Görelim Mevlam ne eyler...
 
​Şimdi ben bir birey olarak ve her şeye rağmen adaletin bu sistemine güvenip inanayım mı. Senin ifade özgürlüğün benim umurumda olur ve sana tahammül edebilmeyi bilirsem, elbette! 
 
​Ancak maalesef yine asıl mesele bizim birbirimize olan tahammülsüzlüğümüz!...​

 

Orhan ALPHAN Tüm Yazıları

© 2026 - Batman Yön Gazetesi

Normal Siteye Dön