Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

“Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi İlişkileri” (2000-2010) - (15)

29 Eylül 2014, 17:55 - Okunma: 2448

     1991 Körfez Savaşı ile birlikte ABD’nin bölgedeki varlığının artmasına sebep olmuş ve bu da İsrail’in bir takım kazanımlar elde etmesini sağlamıştır. Müttefik ülkelerin Irak’a saldırmasıyla zayıflanan Irak altyapısı, ekonomisi ve askeri kapasitesi Irak’ın bölgedeki tehdidini zayıflatmıştır. Ülkede Saddam rejiminin doğrudan hedefi haline gelen Kürtler bazı kazanımlar elde etmiş ve ülke içindeki muhalif konumları güçlenmiştir. Böylece İsrail Devletine karşı güçlü ve tehdit kaynaklı bir Irak’ın oluşması engellenmiştir.  Savaş sonunda sığınmacılar sorununun ortaya çıkması ile birlikte Irak’ta güvenli bölge oluşturulması için girişimler başlatılmış ve bu girişimler neticesinde ABD, İngiltere ve Fransa’nın desteği ile 32. Paralelin güneyi uçuşa yasak bölge ilan edilmiştir. Burada İsrail için önemli olan konu, güvenli bölge sayesinde Irak üzerinde kontrol sağlayabilmek ve bu kontrol sayesinde Irak’ta varlık gösterecek olan ABD mevcut konumu kullanarak İran üzerinde de bir etki yaratabilmekti. Böylece, bölgede askeri müdahale opsiyonunun yanında muhaliflerin güçlendirilmesi ve girişilecek bir askeri operasyon için koşulların uygunluğuna karar verildiğinde rejimi devirmek için harekete geçilmesi söz konusu olabilecekti.  

Körfez Savaşı ile birlikte Saddam’ın yenilgiye uğraması, Irak’ın askeri, sosyal ve ekonomik olarak zayıflaması ve Irak için de muhalefetin güçlendirilmesi İsrail için tehdidin ortadan kalkmış olmasına yeterli delil teşkil etmemekteydi. Böylece Irak’ta Saddam yönetiminin tamamen sona ermesi için hazırlıklar yapılmış ve 2003 müdahalesine giden süreç başlamıştır. 

    11 Eylül saldırısından sonra ABD uluslararası terörizme destek verdiği ve kimyasal silahlar bulundurduğu gerekçesiyle Irak’a müdahale etmiştir. Müdahale ile birlikte ortaya çıkan sonuçlar hem İsrail’in bölgedeki güvenliği için hem de Kuzeyde kurulan Bölgesel Kürt Yönetiminin bölgeye olan etkisi açısından son derece önemlidir. Öncelikli olarak bu müdahale ile birlikte Irak’ta farklı muhalif gruplar merkezi yönetime karşı giderek güç kazanmış ve ülke içindeki etkinlikleri artmıştır. Böylece İsrail’in Irak tarafından saldırıya uğraması ihtimali de giderek zayıflamıştır. Bölgede kurulan Bölgesel Kürt Yönetimiyle İsrail arasında yeni ilişkiler kurulmuştur. Bu dönemde İsrail basınında Kuzey Irak’ta bağımsız veya özerk bir Kürt devletinin kurulmasını destekler nitelikte yazılar çıkmıştır.  

İsrail, Irak’ta bulunan Kürt yönetimini desteklemekle hem Irak’ta istikrarsız bir yapı oluşturarak Bağdat yönetiminin askeri, siyasi ve ekonomik olarak zayıflamasını hedeflemekte, hem de bölgede kurulacak bir Kürt devleti ile bölgede çektiği zorluklar açısından Arap ülkelerine karşı bölgedeki gözü kulağı konumuna gelmesi amaçlanmaktadır. 


3. TÜRKİYE VE IRAK KÜRDİSTAN BÖLGESEL YÖNETİMİ İLİŞKİLERİ


3.1 2003 Öncesi Dönem

Türkiye’ye komşu olan ve tarihsel bağlarla ortak bir geçmişe sahip olan Irak ve Türkiye ilişkileri dönemsel olarak incelendiğinde yüksek bir volatiliteye sahiptir. Irak’ta mevcut olan çok kültürlülük, faklı etnik ve mezheplerin varlığı zamanla Irak içerisinde çeşitli çatışmalara neden olmuştur. Irak’ın girdiği savaşlarla Batı dünyasında çizdiği istikrarsız ve güvensiz rejimin doğurduğu sonuçlardan biri, merkezi hükümetten giderek ayrılarak fiili bir devlete dönüşen Kürdistan Bölgesi olmuştur. 1980’de Irak’ın, İran’a saldırması ve bu savaşın maliyetlerini karşılamak için Kuveyt üzerinde hak iddia etmesi, uluslararası toplumu harekete geçirmiş ve Irak’a karşı savaşa kadar gidecek tedbirlerin alınmasına neden olmuştur. Bu müdahalelerle birlikte Kürtleri, Saddam rejiminden korumak amacıyla İngiltere, Fransa ve Türkiye’nin de desteği ile BM tarafından Irak’ta güvenli bir bölge oluşturulmuş ve 2003 müdahalesiyle birlikte fiili bir Kürt devletinin oluşum temelleri atılmaya başlanmıştır.  Türkiye’nin Irak ve Kürdistan’a karşı uyguladığı politika güvenlik ve tehdit algısı temelleri üzerine şekillenmiştir. Ancak özellikle 2007 sonrası ilişkilerde güvenlik algılaması giderek terk edilmeye başlanarak ekonomik ve stratejik ittifakların kurulması için adımlar atılmıştır. Bu eksende 2003 müdahalesinden 2007’ye kadar uzanan süreçte Türkiye’nin bir Kürdistan politikasından söz etmek mümkün değildir. Daha çok Irak’ın bütünüyle ilgili dış politika oluşturulmuş ve Kürdistan Bölgesi ile doğrudan bir temas kurmaktan kaçınılmıştır. Dolayısıyla Türkiye-Kürdistan ilişkilerinden söz ederken 2003 yılına kadar doğrudan Irak’la olan ilişkilerin ele alınması ve sonrasında özellikle 2007 yılı itibariyle de Kürdistan ilişkilerini ele almak daha makul olacaktır. | Devamı Yarın

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3019 gün önce
3244 gün önce
3438 gün önce
3538 gün önce
3597 gün önce
3821 gün önce
3892 gün önce
3898 gün önce
3962 gün önce
4150 gün önce
4162 gün önce
4185 gün önce
4237 gün önce
4274 gün önce
4276 gün önce
4297 gün önce
4362 gün önce
4460 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=