Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

“Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi İlişkileri” (2000-2010) - (16)

01 Ekim 2014, 19:09 - Okunma: 2606

1958 yılına kadar iyi bir seyir izleyen Türkiye-Irak arasındaki ilişkiler 1958 yılında krallığın yıkılması ve cumhuriyetin kurulması ile birlikte bozulmaya başlamıştır. Türkiye bölgeden giderek uzaklaşma politikası takip etmeye başlamıştır.  Bu dönemden sonra Irak’ın girdiği savaşlar ve bölgede istikrarsız bir tablonun başlamasıyla Türkiye’nin, Irak politikasındaki değişimin volatilitesi yüksek olmuştur. Cumhuriyetin yıkılması ile birlikte bozulan ilişkiler 1973 yılına gelindiğinde daha iyi bir hal almış ve ilişkilerin bu iyi durumu 1973 yılında petrol ambargosunda kendisini hissettirmiştir. 1980 yılında, İran-Irak Savaşında, Türkiye tarafsızlığını ilan etmiştir. Türkiye’nin bu dönemdeki en büyük çekincesi, Irak’ta doğacak güç boşluğunda Kürdistan Bölgesinin giderek güç kazanacağı yönündeki endişesi olmuştur. İran’la girilen savaş sonrasında Irak’ın, Kuveyt’e saldırması ve bölgeyi giderek istikrarsız bir ortama dönüştürmesi Türkiye’nin algılarında da giderek endişelere yol açmış ve nitekim Irak’ın, Kuveyt’e saldırısı, Irak’ı uluslararası müdahaleye açık bir hale getirmiştir. 1996 yılına gelindiğinde BM Güvenlik Konseyi ve Uluslararası toplumun da etkisiyle, Irak’ta farklı otoriteler doğmaya başlamış ve Kürdistan Bölgesi bu dönemden sonra giderek güçlenmeye başlamıştır. Bu dönemden sonra Türkiye’nin, Kuzey Irak olarak adlandırdığı Kürdistan Bölgesi artık dış politikaya yerleşmeye başlamıştır. Sınır güvenliği ve PKK’nin bu bölge üzerinden Türkiye’ye yapmış olduğu saldırılar neticesinde Türkiye’nin tehdit algılamaları üst noktaya çıkmıştır. Artık Irak’ta, Saddam yönetimine karşı faklı güç merkezleri meydana gelmiş ve güçlü bir Kürdistan Bölgesi meydana gelmeye başlamıştır. 2003 ABD müdahalesiyle birlikte bu durum hissedilir hale gelmiş ve Türkiye’de AKP hükümetinin iktidara gelmesiyle beraber günümüze kadar sürecek bir politika temeli şekillenmiştir. 

Türkiye ile Kürdistan arasındaki ilişkilerin seyrini değiştiren önemli gelişmelerden biri 2002 yılından sonra meydana gelmiştir. Bu dönemden sonra hem Türkiye içinde yeni bir oluşum meydana gelmiş hem de bu yeni oluşumun dış politika ve ülke bölgelerine yansımasında yeni bir strateji gelişmiştir. 3 Kasım 2002 genel seçimleri ile birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye’de tek başına iktidara gelmiş ve Irak’a yönelik politikalarda zamanla güvenlik ve tehdit algılamasından, ticari ve stratejik ilişkilere doğru bir evrim geçirmiştir. Bu dönemde bölgede var olan siyasi kargaşada, Türkiye 2003’te Amerika’nın, Irak müdahalesine karşı çıkmış ve bu müdahaleyi engellemek için girişimlerde bulunmuştur. Tarihsel bir geçmişe sahip olan Türkiye-ABD ilişkilerine karşı ulusal çıkarlar ve bölge ülkeleriyle ilişkilerde bir denge politikası izlenmiştir. Amerika’nın, Irak’a 1990 müdahalesinin getirdiği riskleri ve güvenlik sorunlarından etkilenen Türkiye, 2003 müdahalesine olumsuz cevap vermiş ve bu tutumu ABD ile arasının açılmasına neden olmuştur. Savaşın gayri meşru bir talep olarak gündeme gelmesi ve uluslararası kamuoyu tarafından sürekli olarak eleştirilmesi ile Türkiye’nin müdahaleye karşı çıkması, Türkiye ve ABD ilişkilerinin seyrini değiştirecek bir gelişme olarak görülmüştür. Bu da AKP’nin, geleneksel ABD ile ilişkilere yeni bir boyut getireceğinin göstergesi olarak değerlendiriliyordu. Amerika’nın, Irak müdahalesini engellemek ve soruna diplomatik girişimlerle çözüm bulmak için bir takım girişimler söz konusu olmuştur. Türkiye, sorunun uluslararası hukuk normları çerçevesinde barışçıl yollardan çözülmesini talep ediyordu. Bu kapsamda 23 Ocak 2003 tarihinde İstanbul’da Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, İran ve Suriye dışişleri bakanları bir araya gelmiş ve Saddam yönetimini, Uluslararası Atom ve Enerji Ajansı ile işbirliği yapmasına yönelik çağrıda bulunmuşlardır. Türkiye’nin girişimi ile yapılan bu toplantıya ABD karşı çıkmış ve toplantıya İran ve Suriye’nin de katılmasından rahatsız olmuştur.  Türkiye’nin, Irak müdahalesinden bazı çekinceleri vardı. Böyle bir durum Kürdistan Bölgesinin ayrı bir devlet oluşturma sürecini tetikleyebilir ve Kürdistan fiili bağımsız bir Kürt devletine dönüşebilirdi. Türkiye’nin yıllarca mücadele verdiği PKK’nin bu bölgede etkin bir şekilde üslenmesi sınır güvenliği açısından tehdit oluşturabilirdi. İşte böyle bir durumun engellenmesi için Irak müdahalesine karşı çıkan Türkiye, müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olacağını ve BM Güvenlik Konseyi kararı olmadan gerçekleştirilecek bir müdahaleye karşı çıkıyordu. Ancak Türkiye’nin bu girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmış ve 20 Mart’ta ABD, Irak’ı işgal etmeye başlamıştır. Müdahale ile birlikte ABD’nin, Türkiye’den bazı talepleri olmuştur. Bu taleplerin başında Irak’a saldırmak için Kuzey Irak üzerinden bir cephenin açılması isteğiydi. Türkiye, ABD’nin bu talebine karşı çıkmıştır. Bu konuda hem iktidar partisi AKP hem de muhalefet partilerinin tavrı aynıydı. ABD-Türkiye ilişkilerinin bozulması ile birlikte ve Türkiye özellikle Kuzey Irak üzerinde kontrolü kaybederek, bu konuda ABD desteğinden yoksun kalmıştır. 4 Temmuz 2003 tarihinde ABD kuvvetlerinin Süleymaniye şehrinde, bazı Türklerin, Kürt asıllı Kerkük Valisine suikast yapacağı iddiası ile Türk Özel Kuvvet Bürosunu basıp 11 Türk askerini ve 6 çalışanını gözaltına almasıyla gerilim tırmanmıştır. Özellikle ABD’nin, Türk askerlerine bir terörist gibi muamele etmesi ve askerleri kelepçeleyerek başlarına çuval geçirmesi ABD-Türkiye ilişkilerini sorunlu bir döneme sokmuştur. 1 Mart tezkeresinin rövanşı olarak görülen bu durum Türkiye tarafından affedilemez olarak görülmüştür.  

Böyle bir durum ayrıca Kuzey Irak’ta KYB-KDP çatışmalarının yaşandığı bir dönemde Türk askerlerinin buradan çekilmesi de hedeflenmiştir. Ancak ABD’nin, Türkiye desteğini almadan Irak’a müdahale girişiminde yaşayacağı sorunların farkına varması ile birlikte bu kriz sonraki dönemlerde aşılmıştır. 

3 Aralık 2002 tarihinde Türkiye’de bulunan ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Paul Wolfowitz, Irak’a saldırı konusunda Abdullah Gül’e bilgi vermiş ve bu saldırıda Türkiye’den beklediği desteği dile getirmiştir.  

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3053 gün önce
3278 gün önce
3473 gün önce
3573 gün önce
3632 gün önce
3856 gün önce
3926 gün önce
3933 gün önce
3996 gün önce
4185 gün önce
4197 gün önce
4220 gün önce
4272 gün önce
4309 gün önce
4310 gün önce
4332 gün önce
4397 gün önce
4495 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=