Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

“Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi İlişkileri” (2000-2010) - (18)

09 Ekim 2014, 17:08 - Okunma: 3198

Kerkük konusuyla beraber ortaya çıkan bu gergin ortamdan sonra yapılan 2005 seçimleri ile beraber Irak’ın siyasal tablosu giderek şekillenmeye başlamıştır. Kerkük için, Türkiye tarafında talep edilen istekler siyasal alanda yer bulamamış, neticede 2005 yılında yapılan seçimlerde 14 milyon seçmenin 8.5 milyonu oy kullanarak Meclis’teki yapıyı şekillendirmiştir. Buna göre 275 sandalyeli mecliste 140 sandalyeyi Ayetullah Sistani’nin desteklediği ve Şii bir yapı olan Birleşik Irak İttifakı, 75 sandalyeyi Kürt İttifakı, İyad Allavi’nin desteklediği parti ise 40 sandalye kazanmıştır. Geri kalan 20 sandalyeyi ise diğer dokuz parti paylaşmıştır.   

Kürtlerin nüfuslarına nazaran bu kadar yüksek bir oy oranı almış olmasının sebebi seçimlerin Sünni blok tarafından boykot edilmesinden kaynaklanmaktadır. Seçimlerde milletvekili çıkaramayan partilerin almış olduğu oyların diğer partilere dağıtılmış olması da seçimlerin sonucunu ciddi bir şekilde etkilemiştir. Irak’ta varlık gösteren Irak Türkmen Cephesi seçimlerde beklenilen başarıyı sağlamamış ve 3 milletvekili çıkarmıştır. Seçim sonuçlarının açıklanması ile beraber Türkiye Dışişleri Bakanlığı seçim sonuçlarına itiraz etmiş, seçimlerde katılım oranın düşük olması ve bazı bölgelerde neredeyse hiç oy kullanılmaması ve Kerkük dahil bazı bölgelerde manipülasyonların yapıldığı iddiasını gündeme getirerek seçim sonuçlarının tam olarak toplumsal mutabakatı sağlayamayacağını ifade etmiştir. Seçimlerle ilgili birçok ülkeden farklı tepkiler gelmiştir. Seçim sonuçlarından Şii ittifakının çıkması İran açısından olumlu bir hava meydana getirirken bu durum ABD’nin, Irak’taki politikası açısından endişe ile karşılanmıştır. Seçim sonuçlarını değerlendiren Michigan Üniversitesi Irak uzmanı Juan Cole, Irak’ta kurulacak hükümetin İran ile ilişkilerinin iyi olacağına vurgu yapmış ve seçimlerde Kürtlerin zaferle çıkmasının bu durumu güçlendirdiği ifadesinin kullanmıştır. Ayrıca Cole, ABD’nin üç yıl önce İran’ı bombalamasının Bağdat’ta sevinçle karşılanacağını, ancak mevcut seçim sonuçları sonrasında böyle bir saldırının Bağdat’ta güçlü bir protestoya neden olacağını dile getirmiştir. 

Gerçekleşen 2005 seçimleriyle birlikte Türkiye, Kerkük konusunda dış politikada isteklerini uygulama alanı bulamamış ve bu seçimler hem Türkiye-Irak ilişkileri seyrinin belirlenmesinde hem de Irak, Türkiye ve İran’ın bölge içindeki dengelerinin belirlenmesine zemin hazırlamıştır. ABD, kendi kontrolü altındaki bir Irak için bölgeye müdahale etmiş ve böyle bir Irak’ın da aynı zamanda İran’a karşı bir denge unsuru olarak kullanılması ihtimali üzerinde çalışmalar yapmıştı. Ancak ortaya çıkan denklem Ortadoğu’da Şii ittifakının yeni bir siyasi güç ittifakı edinmesine yol açmış ve İran’ın bölgedeki konumunu güçlendirmiştir. Bundan sonraki dönemlerde Irak siyasetinde, Bağdat Yönetimi ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi, iki farklı güç odağı olarak karşımıza çıkacaktır. Bölge ülkelerinin ve uluslararası güçlerin Irak’a yönelik izleyecekleri politikada bu iki farklı güç üzerinden şekillenecektir. Ancak yine de ABD yönetimi Irak’ta kurmak istediği yönetimin uluslararası toplumda kabul görmesi için Irak’ta yapılan seçimlerin sorunsuz bir şekilde sonuçlanmasını istiyordu. Bu bağlamda 5 Şubat 2005’te Türkiye’ye gelen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice destek talebinde bulunmuş ve hem Irak konusunda hem de İncirlik üssünün kullanılması konusunda bir dizi taleplerde bulunmuştur. Bu görüşmede Türkiye, Rice’a, Türkmenlerin, Irak’ın toprak bütünlüğü ve PKK’nin faaliyetleri konusunda bir dizi talep dile getirmiştir. Görüşmelerin sonucunda kamuoyuna yapılan açıklamada Rice, PKK konusunda Türkiye ile ABD arasında işbirliğine devam edileceğini, Irak’ın terör üssü olmasına izin verilmeyeceğini vurgulayarak Kerkük’ün bütün Iraklılara ait olduğunu ifade etmiştir. PKK konusu bu dönemde Türkiye-Irak ve Türkiye-ABD ilişkilerinin şekillenmesinde önemli bir konu olmuştur. Türkiye sürekli olarak Irak Kürdistan Bölgesinde varlık gösteren PKK’nin Türkiye açısından tehdit oluşturduğunu ifade etmiş ve bu sorunu çözmek için ABD ile ortak hareket etme yoluna gitmiştir. Türkiye, ABD ve Irak arasında gerçekleşen üçlü ilişkiler sonucunda Türkiye’nin PKK konusundaki sorunları gündeme gelmiş olsa da, bu tehdidin ortadan kaldırılması için Irak’a yapılacak muhtemel bir operasyona ABD ve Irak heyetlerinden destek bulamamıştır. Görüşmelerde sadece PKK’ye karşı ortak hareket edileceğine ve uluslararası düzeyde işbirliği yapılması yönünde kararlar alınmıştır. Üçlü görüşmelerden istediği sonucu alamayan Türkiye birçok kez ABD’nin PKK ile mücadele konusunda, Türkiye’ye yeterince destek vermediği yönünde açıklamalar yapmıştır. ABD, bir yandan Türk kamuoyunda bozulan imajını düzeltmek istemiş, bir yandan da Türkiye ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında cereyan eden kötü ilişkileri gidermek için diplomatik temaslarda bulunmuştur. Rice’ın 2005 yılında Irak seçimleri sonrasında Türkiye’ye yaptığı ziyareti de bu kapsamda değerlendirmek mümkündür. Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Rice arasında yapılan üçlü temaslar ABD’nin Irak’a yönelik politikasının şekillenmesi ve Türkiye’nin bu konudaki rolünün anlaşılması açısından son derece önemlidir. Bir yandan ABD’nin Irak ve Afganistan’a gerçekleştirmek istediği kapsamlı operasyonlar için İncirlik üssünün kullanılmasını talep ederken, diğer yanda da Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden PKK’ye karşı istenilen tavrı ortaya koyamaması Türkiye nezdinde samimiyetsizlik olarak nitelendirilmiş ve Türkiye, güvenlik ve Batı ile ilişkiler ikilemi arasında sıkışmasına sebep olmuştur. Dışarıda bu ikilem yaşanırken Türkiye’de de muhalefet partileri ABD’nin İncirlik konusunda Türkiye karşı emri vaki bir tavır sergilediğini belirterek böyle bir durumun kabul edilemez olduğunu dile getirmişlerdir. 

Sınır güvenliği ve Irak Kürdistan Bölgesi’nin kuzeyinden kaynaklı PKK saldırılarının engellenmesi yönünde 2005 yılının Mayıs ayından itibaren atılan önemli adımlardan biri de PKK’nin dış kaynaklarının kesilmesine yönelik başlatılan diplomatik girişimler olmuştur. Bu konuda ABD’den olumlu sinyallerin gelmesi gergin olan ilişkilerin iyi bir seyir seyretmesini sağlamıştır. Ayrıca Irak geçici yönetimi Başbakanı İbrahim el-Caferi’nin, 20 Mayıs’ta Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyarette, PKK konusunda ortak hareket edileceğinin ve Türkiye ile bu konuda işbirliği yapacağına dair açıklamalarda bulunması seçim sonrasında bozulan ABD ve Irak’la ilişkilerin düzelmesine katkı sunmuştur. Caferi’nin, Türkiye ziyaretinde siyasi ve güvenlik konularının yanı sıra ticari ilişkiler de gündeme gelmiş ve iki ülkenin ticari ilişkilerin geliştirilmesi için atılması gereken adımlar masaya yatırılmıştır. Bu ziyarette Irak, kırmızı bültenle aranan PKK’lilerin, Türkiye’ye iadesi konusunda güvence vermiş, Türkiye ise Irak’ta güvenlik güçlerinin eğitilmesi konusunda 50 milyon dolar vermek için uzlaşıya varmıştır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni de ziyaret eden Caferi, Türk iş adamlarının sorunlarını dinleyerek Habur üzerinden geçen yolun Körfez ülkelerine uzatılması teklifinde bulunmuştur. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3018 gün önce
3243 gün önce
3438 gün önce
3538 gün önce
3597 gün önce
3821 gün önce
3891 gün önce
3898 gün önce
3961 gün önce
4150 gün önce
4162 gün önce
4185 gün önce
4237 gün önce
4274 gün önce
4275 gün önce
4297 gün önce
4362 gün önce
4460 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=