Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

“Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi İlişkileri” (2000-2010) - (19)

10 Ekim 2014, 16:54 - Okunma: 2064

Irak ve Türkiye arasında düzelen ilişkiler ile birlikte ABD tarafından da iyi haberler gelmeye başlamış ve ABD yetkilileri, PKK konusunda Türkiye’ye verdikleri destek sözünün arkasında olduklarını ifade etmiştir. 26 Mayıs 2005’te ABD’nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, yaptığı açıklamalarda iyi olan ikili ilişkilere vurgu yapmış ve açıklamaların yapıldığı gün ziyaret için gittiği ABD’de açıklama yapan TBMM Başkanı Bülent Arınç’tan da olumlu haberler gelmiştir. Arınç, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Ulusal Güvenlik danışmanı Stephen Hadley ile yaptığı görüşmelerde, Irak Kürdistan Bölgesi’nde bulunan PKK’nin varlığı hakkında, Türkiye’nin duyduğu endişelere hak verildiği ifade edilmiştir. Arınç’ın gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında Başbakan Erdoğan da Washington’u ziyaret etmiş ve PKK konusunda ABD’den daha sıkı işbirliği talep etmiştir. Ancak medyada yer alan haberler, Erdoğan’ın bu konuda beklediği bir sonuca ulaşamadığı yorumları yapılmış ve aynı dönemde Batı medyası da, ABD’nin, Türkiye’yi kaybetmek üzere olduğuna dair bazı yorumlar yapılarak endişeler dile getirilmiştir. Bu görüşmeler sonrasında ABD’nin, 150 PKK’linin yakalanması konusunda girişimde bulunması, Irak Devlet Başkanı Talabani’nin 25 Haziran’daki, Irak Başbakanı Caferi ve Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’nin ise 29 Haziran’daki PKK’ye karşı sessiz kalmayacaklarını açıklamaları Washington-Türkiye görüşmelerinin bir yansıması olarak görülebilir. Ankara yönetimi Washington’un PKK konusunda, Türkiye’ye destek vermesinin, Türk halkında, ABD’ye olan bakış açısının değişmesine katkıda bulunacağını ifade etmesi üzerine bu konuda Kıbrıs desteğini hatırlatarak konuyu ifade etmiştir. 

    
PKK’nin giderek artan sınır ihlalleri Ankara’yı harekete geçirmiş ve ABD’nin Kuzey Irak konusunda somut adımlar atması gerektiğini vurgulamıştır. Kuzey Irak’a yönelik muhtemel bir sınır ötesi operasyon gündeme gelmiş ve Türkiye böyle bir hakkı saklı tuttuğunu açıklaması üzerine hem Irak hem de ABD yönetiminden tepkiler gelmiştir. ABD bu konuda, Irak’tan izin alınması gerektiğini ve bağımsız bir ülke olan Irak egemenliğinin ihlal edilmemesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Erdoğan’ın bu konuda ısrarcı olması ve Türkiye’nin sınır güvenliğinin sağlanması konusunda gerekirse izin alınmadan müdahale edilebileceğini söylemesi ile birlikte, ABD ve Irak’la olan ilişkiler iyice tırmanmaya başlamıştır. İlker Başbuğ’un bu konuda Bağdat’ı suçlaması ve PKK konusunda Irak’ın adım atmamasını eleştirmesi kötü ilişkilerin temel kaynağı olmuştur. Erdoğan, PKK konusunda Türkiye’nin sabrının tükendiğini belirterek operasyon seçeneğini masaya yatırdıklarını söyleyerek bu hakkın uluslararası hukuktan doğan bir hak olduğunu ifade ederek ABD’nin Afganistan’a yaptığı operasyona gönderme yapmıştır.  

Kuzey Irak’ta, PKK varlığının giderek artması bölgede PKK bayrağının sık sık gündeme gelmesi ile birlikte, Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü de bu konuda açıklama yapmaya zorlamıştır. Gül, Irak’ta mevcut her durumun takip edildiği ve konunun ABD yetkilileri ile diplomatik çerçevede görüşüldüğünü ifade etmiştir.   

İktidar partisi olan AKP’nin, Kuzey Irak’a yönelik takındığı bu sert tutum PKK’nin, Türkiye’de faaliyetlerinin artmasına neden olmuş ve Türkiye’ye yönelik silahlı ve siyasi faaliyetleri atmıştır. Bunun yansıması ise PKK’nin sivil vatandaşları kaçırma faaliyetleri olmuştur. 

Irak’ta doğan güç boşluğuyla beraber, ülke içerisinde birçok güç merkezi ortaya çıkmaya başlamış, Kuzey Irak’ta PKK faaliyetleri artarken ülke çatışma ve intihar saldırılarının merkezi haline gelmeye başlamıştır. ABD’nin, Irak’a müdahalesine karşı çıkan El-Kaide, Irak’ta bu kartı kullanarak taraftar toplamaya başlamış ve silahlı faaliyetlerine hız vermiştir. Irak topraklarında silahlı bir güç konumuna gelen El-Kaide aynı zamanda siyasi çevrelerden de destek toplamaya başlamış ve özellikle İslami kimliklere vurgu yapan siyasi partilerden taraftar toplamaya gayret etmiştir. Özellikle Kürdistan İslami Cemiyeti (KİC) ile yakınlık kurduğu iddiaları ortaya atılmış ve bunun sonucunda KİC lideri Ali Bapir, el-Kaide’ye destek verdiği gerekçesiyle tutuklamış ve 22 ay tutuklu kalmıştır.  

Ekim ayı içerisinde PKK’nin, Türkiye’ye yönelik saldırılarının artması ile birlikte açıklama yapan Erdoğan, Türkiye’nin sabrının tükendiğini, ABD ve Irak’ın, Kuzey Irak’taki PKK varlığına son vermesi gerektiğini, aksi takdirde Türkiye’nin bu bölgeye müdahale edeceği sinyalini verdiği bir ortamda Barzani, ABD’ye bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Barzani’nin, bağımsız bir devlet başkanı gibi Beyaz Saray’da ağırlanması ile birlikte Türkiye’nin endişeleri giderek artmaya başlamıştır. Başkan Bush’un, Barzani’yi, “Kürdistan Başkanı” olarak takdim etmesi ile birlikte Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Ankara Maslahatgüzarını Bakanlığa çağırmış ve Başkan Bush’un bu ifadeyi kullanmasından duyulan rahatsızlık dile getirilmiş ve böyle bir tutumun Irak’ın birliğine zarar vereceği bildirilmiştir.   Ancak görüşmeden sonra ABD Başkanı’nın, PKK konusunda, Türkiye’ye destek vereceklerini açıklaması üzerine ilişkilerin seyri değişmeye başlamıştır. Türkiye-ABD-Irak üçgeninde devam eden Türkiye’nin, Irak Kürdistan Bölgesi ve PKK politikası 2005 yılından 2008 yılına kadar gündemi belirleyen temel faktör olmuş ve konu uzun bir dönem boyunca Irak-Türkiye ilişkilerinin kötü geçmesinde etkili olan bir faktör olmuştur. PKK konusunda Türkiye’nin beklentilerine cevap veremeyen ABD, Washington-Ankara hattının gergin geçmesiyle sonuçlanmıştır. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3019 gün önce
3244 gün önce
3438 gün önce
3538 gün önce
3597 gün önce
3821 gün önce
3892 gün önce
3898 gün önce
3962 gün önce
4150 gün önce
4162 gün önce
4185 gün önce
4237 gün önce
4274 gün önce
4276 gün önce
4297 gün önce
4362 gün önce
4460 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=