Lütfen bekleyin..
Sağlık sektörüne bakıldığında yine buraya Bilkent International College’i açan İhsan Doğramacı’nın Erbil’de açmış olduğu kliniği görmek mümkündür. Türk hekimler tarafından bölgede kurulan Sema Hastanesi ise sağlık alanında büyük bir yatırım olarak görmek mümkündür. 2006 yılında Erbil’e açılan Sema Hastanesi ve Lazer Göz Merkezi’nin, yaklaşık milyon dolarlık bir maliyeti olmuş ve hastane 500 metre kare alan üzerinde inşa edilerek 25 yatak kapasiteye sahiptir.
Sağlık alanında Türkiye, Kürdistan Bölgesine tıbbı cihazların pazarlamasını yapmakta ve Dicle Üniversitesi üzerinden bölgede sağlık alanında faaliyetlerini büyütmeyi planlamaktadır.
Günümüz ekonomisinin önemli bir alanı olan Bankacılık ve Finans sektöründe iki ülke arasında yatırımlar devam etmektedir. Bu konuda özellikle iki ülke arasında bankacılık sektörü göze çarpmaktadır. Bölgesel Yönetimde banka açmak için Irak Merkez Bankası tarafından lisans alma şartı bulunmaktadır. Bölgenin bankacılık açısından yetersiz olması Türkiye’de bulunan bankaları harekete geçirmiş ve 2011 yılı başlarında birçok banka şube açma yarışına girmiştir. Ziraat Bankası bölgesel yönetime şube açan ilk Türk bankası olmuştur.
3.2.3 PETROL VE DOĞALGAZIN İLİŞKİLERE ETKİSİ
Türkiye’nin, Irak’taki petrol serüveni uzun yıllara dayanmakta ve Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. Osmanlı döneminde Irak petrolleri ile ilgili ilk çalışmayı yapan İstanbul Ermenisi Calouste Sarkis Gülbenkyan burada ilk Türk Petrol şirketini kurmuştur. Daha önce Osmanlı bu konuda çalışma yapmak istemiş; ancak I. Dünya Savaşının patlak vermesiyle birlikte askıya alınmıştır. Gülbenkyan’ın kuruduğu şirketin %95’lik payı dört büyük ülke olan İngiltere, Fransa, Hollanda ve Amerika arasında paylaştırılmış geri kalan %5’lik kısım ise kedisine bırakılmıştır. Bu yüzden “meşhur yüzde beş” olarak adlandırılmaktadır. 1918’de İngilizler tarafından Musul’un işgalinin tamamlanması ve 1920 yılında imzalan Sevr Anlaşması ile Musul’un yeni kurulacak olan Irak’a bırakılması şartı ile Türkiye gelecekte büyük petrol ve doğalgaz rezervlerinin hüküm süreceği topraklar üzerinde hakimiyetini kaybetmeye başlamıştır. Bir süre İngiltere Mandasında kalan Irak, 1932 yılında Irak Krallığı adıyla Milletler Cemiyeti’ne üye olarak bağımsızlık kazanmıştır. Bu dönemden sonra petrolün uluslararası alanda ön plana çıkması ile birlikte Irak konumunu giderek güçlendirmiştir. Osmanlı’nın yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti bu dönemden sonra uzun bir süre uluslararası alanda belli bir petrol politikası izlemekten yoksun kalmıştır. 70’li yılarda patlak veren petrol krizinden büyük bir darbe alan Türkiye petrol kuyularına mahkum kalmış ve bu nedenle körfez savaşında da ciddi ekonomik kayıplar vermeye mahkum olmuştur. Çünkü Körfez Savaşı ile birlikte enerji arz güvenliğinde ortaya çıkan tehlike ile birlikte fiyat dalgalanmaları ekonomik alanda büyük kayıpların verilmesine neden olmuştur. Petrol krizleri ile beraber artan enerji güvenliği riski ve fiyatlardaki dalgalanmaların yanında bir de Irak’ın 1971 yılında petrolleri millileştirmesi ile birlikte risk alanı genişlemiştir. Bu nedenledir ki Türkiye, Ortadoğu ve özellikle Irak’ın içine girdiği siyasi krizlerden dolayı yönünü SSCB’den yeni bağımsızlık kazanmış Türki Cumhuriyetlere yönünü çevirmiş ve petrol konusunda yeni arayışlar için eğirmiştir. Ancak 2003 Irak müdahalesi ile birlikte özellikle petrolün bölgede rolü giderek artmaya başlamış ve Türkiye’de de bu konu ile ilgili farkındalık ve çalışmalar hız kazanmaya başlamıştır.
Irak, bölgesi doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Irak Petrol Bakanı Hüseyin Şehristani, 2010 yılında Bağdat’ta yaptığı bir açıklama ile Irak petrol rezervlerinin 505 milyar varil olduğunu ve bunun 143,1 milyar varilinin sabit çıkarılabilir olduğunu söylemiştir. Irak’ın petrol rezervleri 66 yatağa ayrılmış durumda olup bunların %71’i Irak’ın güneyinde, %20’si Kerkük’te ve %9’u Orta Irak’ta bulunmaktadır. 2003 yılında kesintiye uğrayan enerji arzı, Irak’ın toparlanmaya başlaması ile birlikte yeniden düzene girmeye başlamıştır. Günlük varil petrol üretimi azalmaya başlayan Irak giderek kapasite arttırma yoluna gitmiş ve 2010 yılında Irak, günlük 2.5 milyon varil petrol üretim kapasitesi ile dünyada hatırı sayılır bir konuma yükselmiştir. Irak’ın sahip olduğu bu üretim kapasitesi OPEC ülkeleri arasında da Irak’ın rolünün giderek artmasını sağlamıştır. Sahip olduğu petrol kaynaklarının yanında Irak, aynı zamanda zengin doğalgaz yataklarına da sahiptir. BP 2008 raporuna göre, Irak’ın gelişmiş gaz rezervleri, %70’i Basra civarında olmak üzere 3.170 milyar metreküptür. Bu oran dünya doğalgaz rezervlerinin yaklaşık %2’sine denk gelmektedir.