Lütfen bekleyin..
Irak’ın 2003 müdahalesinden sonra üç faklı bölgeye ayrılması ile birlikte petrol dağılımı konusunda bazı ihtilaflar çıkmaya başlamıştır. IKBY’de bulunan petroller ağırlıklı olarak Kerkük ve Musul bölgesinde yer almaktadır. Özellikle Kerkük bölgesinde yer alan petrollerin stratejik önemi ve ekonomik gelirinden dolayı Kerkük bölgesinin nereye bağlı olacağı yönünde Merkezi Irak Hükümeti ile Kürdistan Bölgesi arasında sürekli tartışmalar yaşanmış ve bu rekabetin sonucu olarak her iki taraf da Kerkük’ün demografik yapısı üzerinde etkili olmak amacıyla nüfus göçü gerçekleştirmiştir. Petrol gelirlerinin paylaşımı konusunda yönetimler arasında ihtilaflar çıkmaya başlamıştır. 2005 yılında oluşturulan Anayasa ile petrol ve doğalgaz kaynaklarının paylaşımı hakkında yasalar yer almış; ancak bu yasalar, sorunu çözmekten uzak kalmıştır. Ayrıca yasalarda birbiriyle çelişen ifadeler yer almış ve bu yasalardan birisi de 140. madde olup, Kerkük’ün statüsü ile ilgili bilgiler içermektedir. Bu madde Kürdistan Bölgesel Yönetiminin, Kerkük üzerinde söz sahibi olmasının yolunu açar nitelikte olmuştur. 140. maddede Kerkük sınırları tamamen Kürt bölgesine dahil edilmiş ve bu bölge üzerinde başka bir yönetimin söz sahibi olamayacağı ifade edilmiştir. Anayasada her ne kadar “petrolün çıktığı bölge petrolün gelirine de sahiptir” şeklinde bir madde yer almasa da Anayasada yer alan sınır tanımlamaları ileride ortaya çıkabilecek bir anlaşmaya referans özelliği taşıyabilecek bir niteliktedir.
Irak’ın petrol gelirleri ile ilgili kapsamlı bir çalışma yapmak amacıyla 2007 yılında Nuri El Maliki tarafından bir yasa hazırlanmıştır. Bu yasa ülkenin kalkınmasını engelleyen, antidemokratik huşular içeren bir yapıda olmuştur. Petrol gelirlerinin dağılımını ele alan bu yasa tasarısı 8 bölüme ayrılmış, 43 madde ve 4 ekten meydana gelmiştir. Petrol yasa tasarısı petrol gelirlerinin paylaşımı, Irak Milli Petrol Şirketi’nin kuruluşu ve Irak Petrol Bakanlığının yeniden organizasyonunu içeren bir yasama paketi olmuş ve 2005 yılına atıfta bulunularak hazırlanmıştır.
Bu yasa Irak petrollerini bir bütün olarak görmeyi amaçlamış ve Irak sınırları içinde çıkan petrollerin bütün Irak halkına ait olduğunu vurgulayarak merkeziyetçi bir yapı modeli sunmuştur. Irak’ta petrol arama yetkisinin kimlere verileceği ve petrolle ilgili yapılacak anlaşmaların Irak parlamentosu tarafından onaylanması öngörülmüştür. Aynı şekilde Irak parlamentosu da vereceği kararlarda bölgesel yönetimle koordinasyon içinde çalışmayı hedeflemiştir. Petrol gelirlerinin dağıtılması konusu ise demografik yapı göz önünde bulundurularak dağıtılacaktı. Bu merkeziyetçi yapıyı öngören anayasa Kürdistan Bölgesi ile Şii yönetim arasında anlaşmazlıklara yol açmış ve anayasa yapım çalışmaları sırasında kendisini göstermiştir. Kürdistan Bölgesi, petrol konusunda daha bölgesel ve kendisine manevra alanı bırakacak bir yapı oluşturma taraftarı iken Şii kesim anayasanın daha da merkeziyetçi bir yapı alması için mücadele vermişlerdir. Ayrışmanın bir diğer noktası ise petrol arama yetkisinde merkezi hükümetin egemen bir politika izlemesinden kaynaklanmaktadır.
Kürdistan Bölgesi, genellikle yabancı firmalar ve diğer ülkelerle petrol konusunda anlaşmalara gitmek istemiş ancak Bağdat yönetimi petrolü daha çok milli tekelcilikle yürütmek istemiştir. Nitekim buna karşı Kürt yönetimi yasaya çekince koyarak tepkisini dile getirmiş ve Bölgesel Yönetimin Başbakanı Neçirvan Barzani, petrol gelirlerinden daha fazla pay almak istediklerini ve yıkılmış olan ülkeyi yeniden inşa etmek için buna ihtiyaç duyduklarını ifade etmişlerdir. Bunun sağlanması için de Kürt yönetimi, dış güçlerin bu konuda desteğini almak için ortaya petrol ve doğalgaz projeleri çıkartarak büyük şirketlerin baskısını sağlamaya çalışmışlardır.
IKBY yönetimi 2007 yılında, kendi hidrokarbon yasasını çıkarmış; ancak Bağdat yönetiminin tepkisiyle karşılaşmıştır. Bu kanunla beraber bölgesel yönetim petrol anlaşmaları imzalamış; ancak Bağdat yönetimi yasal olmayan anlaşmaların iptal edileceğini ifade ederek petrol konusunda uyumlu karar alma sürecini hatırlatmıştır. ABD tarafından Irak’taki ulusal sözleşmenin temel unsurlarından biri olarak kabul edilen yeni petrol yasa tasarısı, petrol gelirlerinin 18 vilayet arasında adil dağıtılması konusu yeniden gündeme gelmiştir.
2007 yılında Kürdistan Bölgesel Yönetiminin dört farklı uluslararası enerji şirketi ile Fransa, Kanada ve ismi açıklanmayan başka iki firma ile toplam 800 milyon dolarlık anlaşma imzalaması gerek Bağdat gerekse de Washington yönetiminin tepkisini çekmiştir. Daha önce de Türkiye ile petrol arama ve çıkarma anlaşması imzalayan bölgesel yönetimin bu tavrı çok eleştirilmiş ve bu konuda bağımsız hareket etmesinden şikayet edilerek bu petrol anlaşmaların iptal edilmesi talep edilmiştir. Uluslararası şirketler ise yapılan anlaşmaların anayasaya uygun olduğunu ifade etmişlerdir. Bu firmaların Bağdat yönetiminden ziyade bölgesel yönetimle anlaşma yoluna gitmesinin bir kaç nedeni bulunmaktadır. Gerek anlaşma şartlarının Bağdat yönetimine nazaran daha cazip olması gerekse de vergi oranın burada daha düşük olması bunun başlıca nedenleri arasındadır.
Merkezi yönetimin ısrarla karşı çıkmasına rağmen bölgesel yönetim petrol anlaşmaları yapma konusunda giderek sert bir tutum izlemeye devam etmiş ve 2008 yılına gelindiğinde başka bir yabancı petrol şirketiyle daha iki farklı anlaşma imzalamıştır. Kanada şirketi olan Talisman Energy’nin bir yan kuruluşu olan firma ile imzalanan anlaşma ile Halepçe yakınlarında petrol arama ve üretim tesislerinin kurulması karşılığında firma Halepçe’nin kalkındırılması için 220 milyon dolar verecekti. Bağdat yönetiminin bu anlaşmaları yasa dışı olarak tanımlamasına rağmen, Bölgesel yönetimin 2008 yılında anlaşma yaptığı ülkelere Güney Kore’yi de katmıştır. Güney Kore Uluslararası Enerji Şirketiyle 2 milyar 100 milyon dolarlık bir anlaşma imzalanmış ve bu anlaşmaya göre şirket “Kuş Tepe” ve “Sencav” bölgelerinde petrol çıkarma hakkına sahip olmuştur. Özellikle Bağdat’ın izni olmadan, binlerce tırın Süleymaniye bölgesine gelmesi ve buralardan İran’a petrol sevkiyatı yapmaları gerginlik yaratmıştır.