Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

“Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi İlişkileri” (2000-2010) - (33)

27 Ekim 2014, 16:35 - Okunma: 2161

Ayrıca Barzani, Kürt Sorunu hakkındaki düşüncelerini de ifade ederek, Türkiye’nin bu konudaki gayretine vurgu yapmıştır:

“Şunu belirtmek isterim ki Kürt veya Türk olsun, herhangi bir Türk vatandaşının kanının akıtılması bizim açımızdan çok talihsiz ve üzücü bir olaydır. Şiddete ve kan dökülmesine karşıyız. Ekselansları Sayın Başbakan ve Türk Hükümetinin, Türkiye’de Kürt sorunu çözmek üzere izlediği açılım politikasını kuvvetle destekliyoruz. Tecrübeler göstermiştir ki bu tip bir sorun şiddet ve askeri yöntemle çözülemez. Açılım politikası devam ettikçe, bu hususta Türk hükümeti ve ekselansları Sayın Başbakan tarafından cesur adımlar atıldıkça, mantıklı ve verimli bir çözüme daha da yaklaşacağımıza inanmaktayız. Bütün tarafların açılım politikasına olumlu yaklaşmaları bakımından elimizden gelenin en iyisini yapacağız ve hiçbir çabadan sakınmayacağız. Kürdistan Bölgesel Hükümeti olarak biz bunu destekliyoruz. Bu sorunun savaşla çözülmeyeceğine inandığımızdan ve tecrübelerin de başka türlü yöntemlerin denenmesi gerektiğini kanıtladığından ötürü bizim politikamız bu yöndedir ve bu soruna kökten biz çözüm bulunabilmesi için Türkiye hükümetiyle her türlü desteği ve işbirliğini sağlamaya da hazırız. Politikamız budur.” 

Özellikle 2007 yılından bu yana hız kazanan Kürdistan Bölgesi ile siyasi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesinin yansıdığı bir diğer alan da Bağdat-İran yakınlaşması olmuştur. Irak, Saddam dönemi boyunca, İran üzerinden hesaplamalar yapmış ve Tahran yönetimi bunu bir tehdit olarak algılamıştır. Özellikle İran’da gerçekleşen İslam Devrimi ile beraber ülkede doğan siyasi boşluktan faydalanmak isteyen Irak, İran’a saldırmış ve iki ülke arasında da yıpratıcı olan bir savaş başlamıştır. Bu dönemde bölgede giderek agresif bir dış politika izlemeye başlayan Irak, hem İran için hem de diğer körfez ülkeleri ve Batılı devletler için güvenilmez bir ülke olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Sünni bir yönetim olan Saddam rejiminin yıkılmaya başlaması ile beraber ülkede Şii blok ciddi kazanımlar elde etmiş ve 2005 seçimleri ile beraber bu kazanımlarını hukuki zemine oturtmayı başarmış ve 2006 yılında Nuri el Maliki; Şii, Kürt ve Sünni Arap partilerden oluşan bir hükümet kurmuştur.   Böylece İran uzun yıllar boyunca çatışma temelli bir politika izlediği Irak konusunda kazanımlar elde etmiş ve İran’a yakın bir hükümet kazanmıştır. Ancak bu durum İran’a avantaj sağlamakla beraber, bölgede etkin bir Kürt yönetiminin olması da bir dezavantaj durumu oluşturmuştur. Irak’ta güçlenen Kürdistan Bölgesi ve 4 milyon Kürt nüfusuna sahip olan İran için endişe kaynağı olmuştur. Kürt nüfusun İran’a muhtemel etkisi, İran’da giderek güçlenen bir Kürt otoritesine dönüşebilir ve özellikle iç içe yaşadıkları Azeri nüfusuyla birleşme ihtimali Tahran için güvenlik tehdidini giderek güçlendirmiştir.  Burada İran-Kürdistan-Türkiye ekseninde gelişen bir fay hattı meydana gelmiş ve her üç taraf da bölgede denklemleri kendi lehine çevirmek için mücadele etmişlerdir. İran için, petrol arzında önemli bir lojistik üs olarak kullanılabilecek Irak; Türkiye içinde petrol talep edilecek ve Irak petrollerinin Türkiye üzerinden taşınmasına sıcak bakacak bir Irak yönetimi cazip fırsatlar sunmuştur. İran’ın nükleer faaliyetlerinden dolayı, ABD yönetimi tarafından yaptırıma maruz kalmasının Irak üzerinde ciddi etkileri olmuştur. İran, Irak’ta istikrarsız bir ortam oluşmasını arzu ederek bu durumu bir koz olarak kullanmaya gayret etmiştir. Bu bağlamda Irak ciddi güvenlik sorunları üreten ve bunu çevresine yayan bir ülke konumuna gelmiş ve bu istikrarsız ortam Türkiye için ciddi sorun teşkil etmiştir.  

Türkiye’nin dış politikasında yaşanan dönüşümde Kürdistan Bölgesi ile yakın temasta bulunması ve Irak içindeki Sünni grupları desteklemesi, Bağdat yönetimi tarafından eleştirilmiştir. Bağdat, merkezi yönetim politikalarından yana tavır almış; ancak Türkiye’nin Kürdistan Bölgesini doğrudan taraf olarak görmesine yönelik yapılan eleştiriler dış politikada Bağdat-Türkiye anlaşmazlığına neden olduğu gibi, Bağdat’ı, İran’a yakın bir yönetim haline gelmesine katkı sunmuş ve ayrıca Şii Türkmenlerin de Maliki’ye yakınlaşmasına neden olmuştur.  Maliki, Barzani’ye uyarılarda bulunmuş ve Türkiye ile olan ilişkiler de Bağdat’ı dikkate almak zorunda olduğunu vurgulamıştır.  Barzani yönetimi merkezi bütçeden yeterli miktarda pay alamadığını gündeme getirerek kendi bölgesinde bulunan petroller üzerinde kontrol sağlamaya çalışmış ve bu petrollerin de Türkiye üzerinden uluslararası pazara sürülmesini hedeflemiştir. İşte Bağdat-Kürdistan yönetimi arasındaki en büyük anlaşmazlık buradan doğmakta ve Türkiye’nin böyle bir duruma destek vermesini de Bağdat bu nedenlerden dolayı eleştirmiştir. Böyle bir durum hem Bağdat’ın ekonomi ve siyasi olarak zayıflamasında hem de Türkiye’nin İran’a karşı güç kazanmasına neden olacaktı. ABD askerlerinin bölgeden çekilmesi sonrasında doğacak olan güç boşluğu için Türkiye’nin harekete geçmesi ve burada etkinliğini arttırmak istemesi için Kürdistan ile geliştirdiği ilişkiler Bağdat’la gerilimlere neden olmuştur. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3019 gün önce
3244 gün önce
3438 gün önce
3538 gün önce
3597 gün önce
3821 gün önce
3892 gün önce
3899 gün önce
3962 gün önce
4150 gün önce
4162 gün önce
4185 gün önce
4237 gün önce
4275 gün önce
4276 gün önce
4297 gün önce
4362 gün önce
4460 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=