Lütfen bekleyin..
Bugün itibariyle hafta içi her gün yazacağım “Anımsamalar, Düşünceler” başlıklı köşemde her gün gazetemizin bir okurunu farklı konu, anımsama ve düşünceleriyle konuk etmeye gayret edeceğim. Zamanla şekilleneceği “Anımsamalar, Düşünceler” köşemin ilk konuğu dershane yıllarımdan tanıştığım ve çalışkanlığıyla iftihar ettiğim değerli arkadaşım ve gazetemizin okurlarından HDP Batman Milletvekili Aday Adayı Av. Ayşe Acar Başaran oldu.
Değerli arkadaşımız Ayşe Hanım’ı tanıdığım günden bugüne Kürt davasına duyarlılığı, azimli bir şekilde siyasi çalışmaları, cesareti, istikrarlı yükselişi ve son olarak genç yaşına rağmen halkının bayraktarlığına talip olarak HDP’den Batman Milletvekili Aday Adayı olması takdire şayandır. Ayşe Hanım’la sohbetimiz esnasında Cuma günü yayınlamak üzere siyaset serüveni ve aday adaylığı düşünceleri için kendisinden röportaj sözü aldık; ama köşemizin formatına uygunluk kazanması için de günün yani 16 Mart 1988 Halepçe Katliamı’nın yıl dönümüyle ilgili Anımsadıklarını ve düşüncelerini kendisine sordum.
Ayşe arkadaşımız hüzünle şu cevabı verdi bize: “Dünya tarihine düşen kara leke Halepçe Katliamı. Kürt tarihinde ise hiçbir zaman kapanmayacak yara. 16 Mart 1988 yılında Saddam Hüseyin diktatörlüğünün Kürtlere yaşattığı en büyük acı Halepçe. Yıllarca Kürtlere karşı uygulanan imha politikasının bir parçası olarak bir şehri yani Kürtleri ortadan kaldırmak amacıyla Kürtlere kimyasal silahlarla saldırıldı, Binlerce insan hayatını kaybetti, binlercesi yaralandı ve kimyasal silahların etkisi uzun yıllar geçmedi. Uygulanan bu katliam tüm dünya ülkelerinin gözü önünde olmasına rağmen gerekli tepki verilmedi... Müsebbibi olan Saddam Hüseyin idam edildi, peki suç ortakları yani ona bu silahları sunan devletler...
Bu katliamın tek sorumlusu Saddam Hüseyin değildi. Küresel güçlerin Saddam Hüseyin'le beraber yıllarca asimile etmeye çalışıp yapamadıkları Kürtleri imha etmeleriydi... 27 yıl geçmesine rağmen psikolojik etkileri geçmemiştir. O dönemi hatırlasın hatırlamasın hangi Kürd’e sorarsanız sorun gaz bulutları der; Düşen bombalar der; çocuk, yaşlı, genç, kadın demeden ölen masum insanlar der. 27 yıl geçmesine rağmen küresel güçlerin gerekli tepkiyi vermemesi der. Halepçe kucağında küçücük bebeğiyle ölen annedir...”
Ayşe Hanım, Halepçe Katliamının yansımalarını bu düşünceleriyle bizlerle böyle paylaşırken, Kürt Peşmergelerinin, her türlü maceralarını-zaferleri ve yenilgileri, ilerlemeleri ve geri çekilişleri videoya kaydeden Abbas Abdülrezzak Ekber (Video Abbas)’in tarihe not düştükleri dehşet anları anımsadım. Video Abbas Halepçe saldırısını duyar duymaz Halepçe’ye ilk gidenlerdendi ve gördüklerini tarihe kaydederek bize o günü şöyle aktarıyordu: “Çocuklar ve annelerden oluşan tüm ailelerden hiç kimseye dokunulmadığını gördüm. Hayatta kalanlardan biriyle, babası tanıdığım bir fotoğrafçı olan Ömer Ressam’ın kızıyla, görüştüm. Beni evlerinin bodrumuna götürdü. İçerideki herkes ölüydü. O, hayatta kalan tek kişiydi. Karşılaştığım bütün insanlar şok içindeydi. Başka bir bodrum katında ölü bir anne çocuğunun elini tutmuş, yardım istiyormuş gibi elini uzatmıştı. Bu, benim ailemmiş gibi hissettim ve bu yüzden kadının eline dokundum. Eli yumuşaktı. Ve sonra ‘bu bütün hayatların sonudur’ diye düşündüm. O kadının yanına uzanıp bir daha hiç kalkmamayı çok istedim.”
Abbas, ani ölümün dehşet verici sahnelerinin aktarımına şöyle devam ediyor: “Gaz, bütün doğal yaşamı, hayvanları ve ağaçları öldürmüştü. Binlerce ölü koyun ve keçi ve kurt gördüm. Buzağısı hala yaşayan ve onu emzirmeye çalışırken ölen bir inek gördüm. Halepçe’nin etrafındaki yollarda yüzlerce ölü hayvanı kaydettim. Hiçbir ses duyamıyordum. Kuşlar yoktu. Kesinlikle hiçbir ses yoktu. Her şey ölmüştü. Kuşların sesini duyabileceğim bir yere gitmek için hemen bu kentten ayrılmalıydım çünkü sessizlik beni delirtiyordu.”
Tarihe bu kara lekeyi düşürenleri ve yardım yataklık edenleri lanetlerken, Halepçe Katliamında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum…