Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

Sil Baştan Bir Batman

21 Şubat 2014, 18:00 - Okunma: 3550

Hiçbir başarı tesadüf değildir; her başarı emek, istek ve özveri ister. Batman’ın başarılı Siyasetçi ve STK’cısı, A. Kadir Demir’le çocukluğunu, gençliğini ve bugününü konuştuk. BATSO Başkanı Demir ile yaptığımız samimi söyleşide Demir’in, özellikle gençlik yıllarındaki siyaset ile bugünün siyasetini kıyaslamasıyla hep birlikte bakalım ortaya neler çıkmış…

Röportajımıza çocukluğunuzla başlayalım, nasıl bir çocukluk dönemi yaşadınız?

Aslında çocukluğumu yaşamadım diyebilirim, yani çocukça yaşamadım. Nedenine gelince; şöyle bir o yıllara gittiğimde gözümü ilk açtığımda hayvanlarımızın olduğunu görmüştüm, koyunlar, kuzular keçiler, inekler ve tabi o zamanlar köy ortamında çobanlar yoktu. Herkes kendi hayvanının çobanlığını kendi üstleniyordu ve 6 yaşından itibaren ben de kuzuları oğlakları otlatmaya götürerek çobanlık yapıyordum ve aslında bugünkü ticaret hayatıma bir nevi o zamanlar başlamış oldum. ,

Nasıl yani?

O zamanlar, biçerler tarlalara girdikten sonra biz hayvan otlatmaya giderken başak toplardık, buğday başakları… Bir bez parçasının üzerinde öğütür oradan buğday elde ederdik ve o buğdayları bakkallara satarak değişik şeyler alırdık. O günün şartlarında çok fazla seçenek de yoktu. Çekirdek, leblebi, lolipop şekerleri falan alırdık. Bakkala sattığımız buğdaylarla böyle avuç avuç çekirdek, leblebi falan alırken çocuk aklımızla bakkal yapardık. Küçük bakkallar oluştururduk ve tane tane satar tekrar oradan kazandığımızla bir şeyler alırdık. Ne ile satardık, demir hurdasıyla buğdayla yünle parça parça bunları bir araya getirip tekrar satardık tekrar alırdık. Ve dolayısıyla daha 10 yaşlarında ticaretle bu şekilde tanışmaya başladım diyebilirim.

Çocukluğunuzdan kalma hiç unutamadığınız bir anınız var mı?

74-75 yıllarında kendimize ait traktör ve binek araçlarımız vardı. Hiç unutmayacağım anılarımdan bir tanesidir; 10 yaşından beri araba kullanmaya başladım ve ilk kullandığım arabanın plakası 56 AF 352’dir. O zaman Akça Köyü’nde oturuyoruz, evlerde musluk falan yok, bir tek su kuyusu var içilebilecek. Bizim ev de kuyuya giden yoldaki son evdi. Ve herkes kapımızın önünden gider gelirdi kuyuya. Arada bir arabayı yıkamaya götürürdüm. Yani kullanmak adına arabaya biner kuyunun başına götürür arabayı yıkardım. Ve o kadar küçüktüm ki kızlar korkup kaçardı araba şoförsüz geliyor diye. Şoförlükle de öyle tanıştık. Yine çocukluğumdan kalma hiç unutamadığım anılarımdan biri de şuydu; bugün ki Sinika İş Merkezi eskiden Bayramoğlu Oteliydi ve Bayramoğlu Otelinin taşlarını biz çekiyorduk traktör ile. 12-13 yaşlarındaydım, sabahtan akşama kadar çalışırdık taş doldururduk, taş boşaltırdık gider gelirdik ve mükâfat da akşam; biz köy çocuklarıyla yani taş dolduranlar sinemaya gider bir film izlerdik. O zamanlar bizim mükâfatımız da oydu yevmiyemizi öyle almış oluyorduk.

O zaman çocukken şu olacağım diye bir idealiniz var mıydı?

Aslında ben okul sıralarında pilot olmayı çok düşünmüştüm; ama ne enteresan ki son yıllara kadar uçağa binmeye bile korktum. Bu nasıl bir pilot olmak isteğiyse artık… (Gülüşüyoruz)

Peki, uçağa binme fobinizi nasıl yendiniz?

İl genel meclis başkanıyken İstanbul’a bir seminere gitmiştim, en yakın arkadaşım Bayram Demirhan, beni aradı ve neredesin diye sordu. İstanbul’dayım dedim meğerse o da İstanbul’daymış, yerimi sordu neredesin diye falanca yerdeyim dedim, geldi. Geldiğinde arabamı gördü, bana sordu araban ile mi buraya kadar geldin, evet dedim. Yalnız mı geldin diye sordu, evet dedim ve uçağa binmekten korktuğumu itiraf ettim. o da bana çok ağır bir laf kullanmıştı. Sende inanç zayıflığı var, ecelin uçakta geldiyse uçakta ölürsün. İllaki bineceksin ve gideceksin demişti. Aslında çok doğru bir cümleydi o günden sonra uçağa binmeye başladım.

Çocukluğunuzu konuştuk, biraz da gençliğinizi konuşalım ve ilk olarak da kaçamak cevap vermeyecekseniz şayet özelinize ait bir soruyla başlamak isterim; gençliğinizde hiç âşık oldunuz mu?

Oldum tabi ki, genelde herkes böyle söyleşilerde riya yapar eşime âşık oldum der; fakat ben riyakârlık yapamam, eşim alınmasın ve kusura da bakmasın ben başkasına âşık olmuştum. Hatta çok çok âşık olmuştum. İsminin baş harfini koluma dövme olarak yazmıştım. O zamanlar kibrit çöpleriyle yazılıyordu ve yakılıyordu bayağı uzun yıllar da kalıyordu izi. Hatta kiminin hiç çıkmıyordu. Ama kısmet olmadı tabi ki sonra evlendiğim şu anki hanımım akrabam olmasına rağmen görücü usulüyle evlenmiştim. Yani tesadüf işte bize gelmiştiler bu olsun dedim. Aynen öyle hemen bu olsun deyip onunla evlendim. Öyle ani bir evliliğim oldu ve iyiki de oldu.

Siyasete gençlik yıllarınızda mı başladınız?

Evet, henüz gençliğimin başındayken siyasetle tanışmış oldum.

Peki, sizi siyasetle tanıştıran ne oldu, siyasete nasıl başlamış oldunuz?

Siyaseti rahmetli dedemden biliyorum; çünkü rahmetli dedem aktif siyasetin içerisindeydi. O dönemde köy ortamına zaman zaman bayramlarda, seçimlerde çok kalabalık insan grupları geliyordu. Hatta iyi hatırlıyorum kimileri faytonla geliyordu, o zamanlar taksiler çok azdı; ama kimileri de taksiyle geliyordu köye ve evimize uğrarlardı, evimiz çok kalabalık olurdu. Aile içerisinde ve o günden beri bizim ailede siyaset vardı. Daha sonra abim siyasete atıldı, tabi biz de böylece siyasetle ilgilenmiş olduk. Benim hatırladığım ve fiilen siyasete hizmet etmem de ANAP ile başlamış oldu. Rahmetli Özal ile başlamıştı. Bir süre gayri resmi bir şekilde gençlik kolları başkanlığı yapmıştım. O zamanlar Mesut Yılmaz havalimanına gelmişti ben de gençlik kolları başkanıyım sözde. Çok aktifmişim. Biz parti lokaline gelince mesut yılmaz Ataullah Hamidi’ye sormuş; bu genç kim diye ve kendi ifadesiyle gayri resmi gençlik kolları başkanımız demişti. O nasıl oluyor diye sorduğundaysa, Ataullah Bey şöyle cevaplamış: “Aslında gençlik kolları başkanımız resmiyette başka biri; ama bütün görevi Kadir üstleniyor” diye söylemiş. Şayet sorarsanız, bu günleri görmüş müydün, siyaset yapacağını düşünmüş müydün diye; belki bire bir kendim hayır ama ailede mutlak sürede bir siyasetçi vardı ve olacaktı. Gün oldu, kısmet oldu bizi uygun gördüler, bizi öne sürdüler, biz de bunu en uygun şekilde yapmaya çalışıyoruz.

Ataullah Bey’in deyimiyle gayri resmi gençlik kolları başkanı olduğunuz dönemde, neler yapardın bilhassa seçimlerde?

Siyasette çok aktiftim o zaman. O dönem en çok kim bayrak asar, kim broşür dağıtır, kim en fazla resim asarsa başarılıydı. Dolayısıyla ben bunların hepsini çok iyi yapıyordum hatta bunları yaparken o kadar ekonomik yapıyordum ki tutkal kullanmıyordum. Ekonomik olsun diye pekmezin içine biraz un katıyordum katılaşsın diye, resimlerin arkasına vurup bir gecede Batman’ı donatıyorduk arkadaşlarla. İnsanlar sabah kalktığında şaşırıyordu; çünkü biri astı mı diğer partilere yer kalmıyordu. O zaman caddeler bu kadar imkân vermiyordu ve biz bir gecede hazırlığımızı yapar gece gider sabaha Batman’ı değiştirmiş olurduk.

Gençliğiniz siyaseti ile günümüz siyasetini karşılaştırdığınızda arada nasıl bir fark var?

Çok büyük farklar var. Geçenlerde tesadüfen bir yerde daha bunu konuştuk, bugün ki siyaset daha güzel. Neden daha güzel, bizim gençlik yıllarımızda Batman daha küçüktü, İnsanlar birbirini tanıyordu ve o gün senin partinden olmayana düşman gözüyle bakılıyordu. Hatta ve hatta ben bile yaşamışımdır.

Peki, şimdi öyle değil mi?

Hayır hayır şimdi asla öyle değil, ben Doğru Yollu birinin bakkalına gidip bir şey almazdım, o da Anavatan Partili birinden bir şey almazdı. Ve bu çekişmeler yıllar sürüyordu. Tabi belli ki bizim gibi insanlar biraz erken uyandılar. Mesela o zaman aktif siyasetçilerden biri Ataullah Hamidi’ydi, Faris Özdemir’di. Biz burada onlar için kavga ederken, onlar mecliste birbirlerini tatillere davet ediyordular. Enteresandır bir gün meclise gittik, Ataullah Bey bize çikolata ikram edip; Faris Bey getirmişti dedi. Allah Allah, deyip şaşırdık; yani ben senin için Faris Bey ile yıllarca düşmanlık yapmışım, sen kalkıp Faris Bey’in getirdiği çikolatayı bana ikram ediyorsun. Ama bugün öyle değil, ben geçen sene seçim çalışmalarını sürdürürken il genel meclisinde Gercüş dönüşünden önce Doğru Yol Partisi yoldaydı otururdum çayımı içtim, oradan kalkıp BDP’ye gittim oradan sonra da partime (AK Parti) gidip çayımı içip öylece Batman’a döndüm. Eskiden olsa bu mümkün müdür, bayraklarını bile görmek istemezsin, çok bayrak gördüğün zaman bunlar ne kadar çok bayrak asmış diye insanın zoruna giderdi. Ama şimdi öyle bir şey yok. Ve ya eskiden biliyorsunuz bütün aşiretler belirli zamanlar da belirli yerlerde toplanıp güç gösterisi yaparlardı, birbirlerini rahatsız ederler hatta kavgalar çıkardı. Yok, şimdi öyle değil. Şimdi insanların fikirleri, projeleri yarışıyor.

Bugünün siyasetine gelirsek son dönemde Ak Parti’de aktif siyaset içerisinde yer aldınız özellikle bir dönem de meclis başkanlığı da yaptınız, bugünün siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ak Parti’nin kuruluşundan bu yana AK Parti’de yer aldık ve hala AK Parti’de devam ediyoruz. İki dönemdir AK Parti’de genel meclis üyeliğim var. Hatta geçen dönem il genel meclis başkanlığı yaptım. Bu süre zarfında isim vermek istemiyorum, belki çok şık olmayacak; ama AK Parti’de birinci dönem seçildikten sonra bir siyasetçinin şöyle bir cümle kullanması olmuştu: “Oyların hepsi AK Parti’nin şahısların pek de önemi yok burada, dolayısıyla kim olursa kazanır zaten” Şeklindeki cümlesi bana dokunmuştu. O gün de ticaret odası seçimleri vardı. Ben birinci sandıkta seçime girmiştim. Üç grup yarışıyordu. Karşımdaki iki gurubu üst üste koyup üç fazlasını almıştım. Hatta basında o gün de demeçlerim var. Bu da zenginler lobisinde benim oylarımın tescilidir diye bir açıklamam olmuştu. Allah kimseyi dostsuz bırakmasın. İnsanlarımız kadirşinastır, insanlarımız iyiliği unutmuyor geçmişe dönüp bakıyorlar, insanların ne yaptığına bakıyorlar. Dört seçimdir yaşıyorum. İki tanesi il genel meclisi iki tanesi ticaret odası ve yine 19 Mayıs 2013’te ticaret odası seçimlerinde 7 gurubun 5’ini almak nasip oldu. Tabi bu oyları evimizden getirmedik, cebimizden çıkarmadık bizi seven insanlar geçmişimize bakıp geçmişimizde ne yaptık, ne ettik ona bakıp öyle bir teveccüh gösterdiler. Onun için günümüz siyasetinde seçmen şahsa çok önem veriyor.

Yerel seçim arifesine girmiş bulunmaktayız; ama yerel seçim heyecanı, ticaret odası başkanlığı seçimine nazaran çok sönük kalmış durumda bunu neye bağlıyorsunuz?

Aslında ben, ticaret oda başkanı olarak bu seçimler üzerine yorum yapmak istemem; çünkü seçildiğimiz ilk günden beri her ne kadar AK Parti İl Genel Meclis Üyesi olsam da ticaret odası başkanlığının farklı bir kimlik olduğunu ve herkese eşit mesafede olması gerektiğine inandığım için bu konuda pek fazla yorum yapmak istemiyorum. Ama gerçekten ticaret oda seçimi ile bugün ki seçimi karşılaştırdığımızda kıyas bile götürmez. Yani ilimizde seçim havası var mı, yok mu belli değil tabi bunun nedenini benim kadar herkes biliyor onun için takdir milletindir. Onlar görüyor zaten, yorumlarını yapıyorlar. Seçmen, sokakta caddede kahvede yorumlarını yapıyorlar zaten. Çok siyasi bir cevap oldu.

İleride siyasete devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Bunu bugünden söylemek biraz zor. Siyasette bir gün bile bazen çok uzun. Fakat bir insanın kaderinde, kısmetinde bir şey varsa mutlak olur. Bundan hiç şüphem yoktur. Tabi kişinin istemesi önemli değil, kişilerin istemesi önemlidir. Yani benim istemem bir şey ifade etmiyor, eğer halk; yani seçmen seni buna uygun görüyorsa, seni bir yere yakıştırıyorsa o zaman istemen doğaldır. Ama durup dururken çıkıp da ben şunu istiyorum dememin çok mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Biraz da başkanı olduğunuz BATSO üzerine konuşalım. Yaklaşık 7-8 aydır Batman Ticaret Odası başkanlığındasınız. Ne gibi çalışmalarınız oldu, malum geçmişte ticaret odası pek aktif değildi. Birçok ilde ticaret odası çok aktifken, önemli yerlerdeyken Batman Ticaret Odası biraz daha pasifti. Elbet Batman’a yakışır durumda değildi.

Sizin dönemde neler değişti, neler değişecek, var mı projeleriniz?

Batman Ticaret ve Sanayi Odası’nın hak ettiği yerde olmadığını ilk günden düşünüyorum ve biliyorum. Belki aday olmamın nedenlerinden bir tanesi de bu olmuştur. Çünkü ticaret odaları Türkiye’nin ekonomisine yön veren hatta siyasetine yön veren hatta ve hatta anayasasına yön veren bir kurumlardır. Çok aktif olması gereken bir kurumken maalesef ilimizde protokolün dışında varlığından bile insanlar çok haberdar değildi. Yani ticaret odasının nerede olduğunu, hatta başkanının kim olduğunu, ne yaptığını çok az insan biliyordu. Bu seçim dikkatleri ticaret ve sanayi odasına çevirmişti ve bu yüzden Türkiye’nin en fazla aday çıkaran illerinden bir tanesi oldu Batman. biz çok güzel bir ekip oluşturduk; içten ve gönüllü bir ekip. Ekibimizle oturduk önce bir durum değerlendirmesi yaptık, eksikliklerimiz nedir, hedeflerimiz ne olmalıdır, ne yapmalıyız. Önce içerideki bir takım küçük şeylerden başladık. Neydi bu küçük şeylerden başlamamız. Çok basittir, çok küçüktür ama bir değişikliğin göstergesi olsun diye makam aracımızın artık yakıtının tek bir petrolden almamasını ve her ay dönüşümlü olarak Batman’daki bütün petrollerden benzin alınması şeklinde bir düzenleme başlattık. Her ay farklı bir kırtasiyeden kırtasiye malzemeleri almaya başladık. Her ay bir çiçekçiden gönderdiğimiz çiçekleri de odamızın herkese yakın ve eşit mesafede olduğunu ispatlamak adına sırayla farklı çiçekçilerden göndermeye başladık. Tabi bunlar çok büyük şeyler değil; ama “çok büyük olaylar küçük ayrıntılarda saklıdır” diye bir söz var, bizim yaklaşımız da böyle.

Bu küçük görünen; ama önemli değişiklikler sonrasında ne tür çalışmalarınız oldu?

Odamızdan alınan belgelerin ücretlendirilmesini kaldırdık. Daha sonra sizlerin de çok büyük gayretleriniz ve girişimleriniz doğrultusunda, Batman Valiliği, Batman Belediyesi, Nasıroğlu Vakfı, odalar, stk’lar ve iş adamlarımızla birlikte burs çalışması yaptık ve 2700 öğrencimizi bursiyer yaptık. Batman’ın bira ilkiydi, olması gerekendi ve daha fazla olması gereken bir durum olduğunu düşünüyorum yine burada elimizden gelen katkıyı sağladık ve sunduk. Yine Batman’da bir gıda bankası var gıda bankasında bugüne kadar 400 aileye düzenli yardım yapılıyordu; yani biz katılmadan önceydi, şimdilerde ise 700 aileye düzenli gıda yardımı yapılıyor ve bu hedefleri bu çıtayı daha yukarı çıkarmak için tekrar bir çabamız olacak. Tabi bunun arkasında Batman Ticaret ve Sanayi Odası üyelerinin istek ve arzularından bir tanesi “aslan yattığı yerden belli olur” sözünden yola çıkarak bir oda hizmet binası yapmamız gerekiyordu onun için çabalarımız oldu. Yine buradan sizin de aracılığınızla sayın valime, belediye başkanına ve emeği geçen bütün kurum ve amirlerine buradan tekrar teşekkür ediyorum. Çok kısa bir süre içerisinde eski köy hizmetleri il binasını 29 yıllığına Vali Bey, bize devlet modeliyle verdiler. Tabi bunun devamında ne olması gerekiyor; bize göre tespit ettiğimiz eksikliklerden bir tanesi, mevcut organize sanayi bölgemizi daha da büyütmek, daha da yatırımcı çekmektir. Tekrar bunun arkasından bizim için olmazsa olmazlardan bir tanesi de gümrük sahası ve binasıdır. Bunun için bir çalışmamız var ve çalışmamız devam ediyor. Arkasında bir fuar alanı çalışmamız var, Allah izin verirse bunlar olmazsa olmaz hedeflerimizin içerisindedir. Kısacası Batman Ticaret ve Sanayi Odası’nı, Türkiye’nin sayılı odaları arasına koymayı hedefliyoruz.

Ticaret oda başkanı Kadir Demir’i bir gün belediye başkanı olarak görebilecek miyiz?

Şimdi tabi bu çok siyasi bir sorudur. Biliyorsunuz 30 Mart’ta bir seçim var; ama doğrusunu söylemek gerekirse, bu bir itiraf olsun: “ben bu ilk beş yıl belediye başkanı olmak isterdim”.

Peki, belediye başkanı olsaydınız ne yapardınız, hangi eksikliklerden başlardınız?

Her halde sil baştan bir Batman inşaa ederdim.

Nasıl yani?

Yani benim arzuladığım il bu değil.

Arzuladığınız ili biraz anlatır mısınız?

Ben sadece şunu söylemek istiyorum. Batman’a 5 yıllık başkanlık yapmak isterdim. Gaziantep’in Celal Doğan’ı gibi olmak isterdim, Urfa’nın Fakıbaba’sı gibi olmak isterdim, İstanbul’un Kadir Topbaş gibi olmak isterdim... Şu anda ben belediye başkanı olsaydım mesela, Diyarbakır Cadessindeki trafiğin büyük bir bölümünü yeraltından alırdım ve burayı komple yeşil alan yapardım. Şu Batman sol sulama projesini Batman merkezinin içinden geçirirdim. Yapılacak çok şey var kentsel bir dönüşüm olmazsa olmazlarımdandır.

Belediye başkanı oldun hizmetlerini gördük.Milletvekilliğinde ne yapardınız?

Ne yapardım onu burada söylemek istemiyorum işin doğrusu. Ama çok şey yapabileceğimi biliyorum…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3019 gün önce
3244 gün önce
3438 gün önce
3538 gün önce
3597 gün önce
3821 gün önce
3892 gün önce
3899 gün önce
3962 gün önce
4150 gün önce
4162 gün önce
4185 gün önce
4237 gün önce
4275 gün önce
4276 gün önce
4297 gün önce
4362 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=