Herkesin içinde gizli bir şairin olduğu Bir Başka Anadolu, uçsuz bucaksız ırmakların, kırma delikanlıların, çok da güzel olmayan kızların serenatlara vasıl olduğu bir ülkede yaşamak güzeldi. Hep aşk, hep aşk.Ozanı çoktu bu toprakların, sazda değildi keramet, ancak sazı bırakmak da olmazdı.Ülkenin ozanı çoktu, o denli çoktu ki yolda yürümeye kalksa birileri damdan atlayan birinin düşerken bağırmak yerine türkü çığırdığına şahit olabilirdi. İzleyenler, gelenler, geçenler, cümle mahalleli, polisi çağırmayı akıl eden ancak çağırmak gayesinin kendisine ilham verdiği naçizane bir hayırsever, gelen polis, polisin anons verirken Zeki Müren’e bağladığını fark eden ancak bunun farkında olmadığını bilen ve düşerken bile detone olmamak için insan dışı bir çaba gösteren zavallı ülkenin muhteşem ozanları…Çok uzaktı bu ülke, öleni, düşeni, ağlayanı, yoktu… Sevmek, ah sevmek! Aşk, işte gerçek olan buydu…Ölü çocuklar, baş kaldıran delikanlılar, sokaklar, ah şu garibanlar, açlar, bir tebessume hasret cümle kimsesizler..Bunlar vahşet! Bu ülke tüm bunların dışında, Suriye’nin yanı başında, kendi halkıyla iç savaşta değildi. Olamazdı.Bu ülkenin yaşayanları OZAN’dı, olmazdı… Yoksa kim türkü çığırabilir düşerken biri, yahut ölürken binlercesi kim oturup şiir yazabilirdi?Sümüğü burnunda büyür bu ülkenin çocukları, çoğu bir lokma ekmeğe hasret kalmadıysa da öyle fiyakalı da olamadı. Ama konu bu değildi, Mütevazi bir halkın övülmeye ihtiyacı yoktu. Bu ülke ozanlarının işi Türkü çığırmaktı. Biz susalım. Sözü onlara bırakalım.- Aşk nedir siz bilir misiniz ?Biz biliriz, ötekiler şöyle dursun, yeri değil.Çal Yusuf emmi bir Anadolu .. Keyfimiz yerine gelsin.