Lütfen bekleyin..
Son dönemde ülkemizde yeniden cereyan eden çatışmalı ortam ve beraberinde ülkenin her tarafında akan kan ve gözyaşı, barış yanlısı herkesi derinden üzdüğü gibi bizleri de derinden üzüyor ve her geçen gün daha çok endişelendiriyor. Tabi tüm bu endişelere rağmen Ye’se düşmüyoruz, barış ümidimizi tüketmiyoruz ve tam da içinde bulunduğumuz 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle barış mesajları bekliyoruz. Tabi yine böyle anlamlı bir günde gazetemizin kuruluş yıl dönümünü unutmak büyük bir eksiklik olur, dolayısıyla gazetemizin geride bıraktığı meşakkatli iki yılında gazetemizde emeği geçen herkese teşekkür ediyor ve nice mutlu, başarılı ve barış dolu yıllar içerisinde yayın hayatını sürdürmesini diliyorum.
Ve elbette anlam yüklü bu özel günde barış sevdalısı Aktivist Av. Murat Çiçek’i de bugün 20 Sen 1 Ben konseptindeki röportajımızda ağırlamak bizim için günü daha da bir anlamlı kılıyor. M. Akif Ersoy’un‘ümit dolu yarınlara yönelik muhteşem dizelerinden sonra sizleri; Değerli konuğumuzun sorularımıza verdiği cevaplarla baş başa bırakıyorum…
“Ye’s öyle bir bataktır ki: Düşersen boğulursun
Ümmide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!”

Kendinizi tanıtır mısınız?
1978 Batman doğumluyum. Batman Lisesi mezunu olup ardından Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldum. Üniversite yıllarım hariç hep Batman'da yaşadım. Serbest avukatlık yapıyorum. Batman'da çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev yaptım. Mazlum Der Batman Şube Başkanlığı ve yine Mazlum Der Genel Başkan Yardımcılığı yaptım. Batman Kent Konseyi yöneticiliği, yine Batman'da yoksullar yararına olan Gıda Bankası yöneticiliği yaptım. Batman Barosu'nun İnsan Hakları ve çeşitli komisyonlarında görev yaptım. Ayrıca Akil İnsanlar Güneydoğu Heyeti'nde raportör üye olarak bulundum.
Sizi tanımlayan duygu nedir?
Bazen heyecanlı bazen de sakin bir yapım var. İnsan tekdüze bir duygu yapısına sahip olamıyor.
İnsan ilişkilerinde en çok sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönünüz?
İnsan ilişkilerinde özellikle belirlediğim bir yöntem ya da sevdiğim bir yanım yok. Her insani ilişki kendine özgü ilerler. İnsan ilişkilerinde sevmemek değil de memnun olmadığım bir özelliğim var diyebilirim. Karşımdaki insanın gözlerine baktığımda ne düşünebildiğini ya da niyetini çoğunlukla sezebiliyorum. Özellikle kötü niyetli insanları gördüğümde bu özellik benim için bir eziyete dönüşüyor. Çünkü karşınızdakinin kötü niyetinin farkındasınız ama karşı taraf henüz harekete geçmemişken ne ithamda bulunabiliyorsunuz ne de engel olabiliyorsunuz. Biraz karmaşık bir duygu. Umarım anlatabilmişimdir.
Kitap okumayla aranız nasıl, ortalama okuduğunuz kitap sayısı nedir, okuduğunuz bu kitaplardan en çok beğendiğiniz hangisi ve bu kitaptan almış olduğunuz bir mesajı bizimle paylaşır mısınız?
Üniversite yıllarımda daha çok okuyordum. Sonraki yıllarda hayata atılınca haliyle bu sayı azaldı. Sonraları kitaptan çok insan hakları, siyaset, sosyoloji alanında araştırmalarım ve okumalarım oldu ve o alanlara odaklandım. Daha çok makale ve rapor okumaya başladım. Kaç kitap okuduğumu tahmin etmek benim için zor. Bazen okuduğum bir kitabın ismini bile unutuyorum. İçlerinde beğendiğim pek çok kitap var. Elias Canetti'nin Körleşme kitabı okuduğumda beni çok etkilemiştir. İletişim ya da iletişimsizlik seçeneği ve hali ile her şeyi kendimizce yorumlayıp hayatı içinden çıkılmaz hallere sokabiliriz. Bazen içimize kapanır ve kapalı bir Dünya'da tuhaf bir şekilde her şeyin kendiliğinden düzelmesini bekleriz. Gerçek dünya ile manevi dünyamız arasındaki uçurumu anlatan ve insan ilişkilerine, bakış açılarına ve olayların yorumlanışına dair etkileyici bir kitap.
En sevdiğiniz şiir ve bir bölümü?
Sevdiğim çok şiir var. İlla bir örnek vereceksek, Halil Cibran'ın Haz ve Izdırap şiirini çok severim. Şiirin bir kısmında haz ve ızdırap için şöyle diyor.
"Onlar beraber gelirler.
Ve siz, bir tanesiyle masanızda otururken,
unutmayın ki, diğeri de yatağınızda uyuyordur."
Kürt Müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Genel olarak etnik müzik dinlemeyi çok severim. Tüm halkların geleneksel müziklerine özel bir merakım vardır. Tabii ki en çok Kürtçe dinlerim ve en büyük hazzı Kürt Müziği'nden alırım. Erivan Radyosu sanatçılarına ve eski kayıtlara dair özel bir eğilimim var diyebilirim. Ayrıca eski seydaların Kürtçe kasidelerine çok merakım vardır. Osmanlıca'dan Arapça ve Farsça kelimelerin de etkisiyle nasıl ki büyük bir keyif alıyoruz, kasidelerde de Arapça ve Farsça kelimelerle zenginleşmiş Kürtçe'yi dinlemek bana büyük keyif veriyor. Kürt Müziği hüznü, sevinci ve kimi zaman da mizahı bir arada barındırabilen en iyi müziktir. Modern Kürt Müziği ise çağlayan gibi akıp geliyor ve yeni nesil çok iyi sanat ve sanatçılar üretiyor.

Mesleğinizden memnun musunuz, tekrar bir meslek seçecek olursanız hangi mesleği seçersiniz?
Mesleğimden memnunum. Tekrar bir meslek seçecek olsam yine hukuk alanını tercih ederdim ancak avukat değil, akademisyen olmak isterdim.
Zenginlik ve fakirlik kavramları size neyi çağrıştırır?
Bir gün sevgili dostum Bejan Matur ile sohbet ederken bir zenginden konu açılmıştı. Bana "biliyor musun Murat zenginlik çok büyük bir ıssızlık" demişti. Gerçekten de zenginliği en iyi tanımlayan kelime ıssızlıktır. Güvenlik kaygısı ve başkasını beğenmeme, küçük görme eğilimi, zenginleştikçe artar ve içiniz boşalır. Duygusuz ve bencil bir hale bürünürsünüz. Fakirlik ise dünyanın en zor imtihanlarından. Allah'ın kullarını yoklukla sınaması ile varlıkla sınaması arasında bence ciddi bir mahiyet farkı vardır. Hep söylediğim bir sözüm vardır. Allah, sevdiği kullarını daha çok sınar ki arınmak için yeniden şansları olsun. Fakirler belki bu Dünyada çok çekiyorlar ama çektikleri sıkıntılardan dolayı ebedi hayatta Allah nezdinde daha şanslı olacaklardır diye düşünüyorum.
Elinizde sihirli bir değnek ve bu değneği üç kez kullanma hakkınız olsaydı; neler yapmak isterdiniz?
Bu tarz hayallere inanmam ve kendimi kaptırmam. Sadece şunu söyleyeyim küçükken uçmayı çok isterdim. Yoktan var eden Allah'tır ve bütün mucizeler O'na aittir. O'nun işine karışmamak lazım.
Batman sizin için ne ifade ediyor? Bize çocukluğunuzun Batman'ını anlatır mısınız?
Batman'ın benim hayatımın her alanında özel bir yeri vardır. Aslında objektif baktığınızda sorunlarından dolayı yaşam kalitesi çok düşük bir şehirdir ancak Dünyanın en güzel şehrine bile gitsem gözüm ve gönlüm hep Batman'dadır. Şehirle özel bir gönül bağım var. Yani Batman sevgisini abartanlardanım diyebilirim. Manhattan da bile gözüm Batman'ı aramıştı. Central Park'ı görünce oranın bütün cazibesine rağmen bizim TPAO sitesine değişmeyen bir duyguya kapılmıştım. Belki size abartılı gelebilir ama inanın bu şehrin her sokağının kokusunu bile bilirim. Bazen gece yarısından sonra ya da sabah namazı vakti eşofmanlarımı giyip arabayla, eski bir Kürtçe müzik eşliğinde şehri ve mahallerini turluyorum. Doğduğum evin sokağından başlayıp, çocukluğumun geçtiği mahallelerden ve evlerin önünden tek tek geçiyorum. Sonra okuduğum okulların ve hatıralarımın olduğu mekanların önünden turluyorum. Mezarlıkları bile çevreleyerek geziyorum.
Çocukluğumun Batman'ı tam bir mahalle kültürü ve sosyolojisi içerisinde geçti. Sokaklarda futbol, yazları güç bela girip yüzdüğümüz TPAO sitesi havuzu, akşamları komşu ziyaretleri ve sokakta komşu çocukları ile oynadığımız oyunlar, mahalle bakkalından abur cubur alma sevdası vs. Batman'ın şimdiki Kültür Mahallesi'nden Esentepe'ye kadar uzanan uçsuz bucaksız buğday tarlası halini çok özlüyorum. Esentepe'ye kadar mahalle arkadaşlarımızla ulaşıp, "Hasantepeye gittik geldik" havasını atardık mesela. Yazları o kavurucu sıcağın altında saatlerce futbol oynardık. O ter ve yorgunlukla bir eskici geçtiğinde evin bodrumundan bir şeyler bulup eskiciden para ya da dondurma ile değiştirmenin tadı da bir başkaydı tabii. Naylon kramponlar, plastik top, gülle, bilya tekerlekli tahta araba, tel araba, gazoz kapağı, çatal lastik (sapan) başlıca enstrümanlarımızdı. Küçükken boynumda çatal lastikle yattığım ve sabah seherinde kuş peşine gittiğim çok olmuştur. Şimdi bile evimde koçer yapımı orijinal bir çatal lastiğim var. Artık kuşlara sıkmıyorum tabii.

Batman’ın sorunları var mı, varsa en önemli gördüğünüz sorunlar nelerdir?
Batman'ın pek çok sorunu var. Alt yapı, üst yapı, şehirleşme çok kötü durumda. Hava kirliliği kısmen devam ediyor. Çevre kirliliği üst düzeyde. Bu şehir 60- 70 yıl önce ilk başlarda Ankara'nın doğusundan bu yana görülmemiş bir kalite ve modernizmle, site örneği ile kuruldu. Keşke aynı model, geleneklerimiz de gözetilerek şehrin devamında da uygulansaydı ancak böyle olmadı. Şehir belli bir süre iyi yönetildi ve o dönemin Türkiye koşullarına rağmen iyi işler çıkartıldı. Batman tarihini incelediğimizde sosyal ve siyasal hayatta geçmişte büyük işler başarıldığını göreceksiniz. Ancak daha sonraları şehrin kuruluşundaki sosyolojiye çok ters uygulamalarla maalesef kimliksiz bir kentleşme süreci yaşadık. Bu soru aslında başlı başına bir röportaj konusu olup iç yakan bir sorudur.
Hayal ettiğiniz bir Batman var mı; varsa nasıl bir hayal?
Çevresindeki dağlara doğru ilerleyen, geniş caddeli, az katlı ve yeşil alanı bol bir Batman isterim. Ayrıca sosyal hayat açısından kuruluşundaki sosyal faaliyetlerin ruhunu yakalamış, sanatta ve sporda ileri bir Batman isterim. Batmanla yaşıt olup Batmanla beraber büyüyen büyüklerimizden eski Batman öykülerini dinlemeyi çok seviyorum. Mahalle kültürüne, çoğulculuğa, çeşitliliğe ve dayanışmaya dayalı bir eski Batman anlatılır hep. Çocukluğumda kısmen o dönemlere ben de yetiştim. Dolayısıyla sosyal ve siyasal açıdan o Batman'ı tekrar geri isteyen ve özleyenlerdenim. Bir de kafamda uzun süredir şekillendirmeye çalıştığım ve üzerinde zihnimi yorduğum bir proje var. Nasipse Batman'ın siyasi tarihine dair bir kitap yazmak istiyorum. Batman kısa yaşına rağmen çok önemli bir siyasi tarihi barındırıyor ve çok önemli şahsiyetler yetiştirmiş bir şehir. Batman'ın bu yönünün de kayıtlara geçip, tahlil edilmesi gerekiyor.
Size göre “Kürt Sorunu” nedir?
Bu konuda biliyorsunuz pek çok tanım var. Kürt Sorunu bir ekonomik sorundur deyip, sorunun çözümünü Kürtlerin karnını doyurmakta bulanlar var! Kürt Sorunu bir asayiş sorunudur deyip, sorunun çözümünü asayişçi yöntemlerle çözmeye çalışanlar da var! Eşitlik sorunu, demokrasi sorunu olarak gören demokrat çevreler de var. Bana göre Kürt Sorunu etnik bir kimlik sorunudur.
“Kürt Sorununun” çözümü için ne yapılmalıdır?
Allah'ın kullara ve kavimlere verdiği tüm hakları ne eksik ne de fazla, Kürtlere de verin bu sorun anında ortadan kalkar.
Aristo insan tanımında “insan politik bir hayvandır” derken Descartes “insan düşünen bir varlıktır” der. İbni Haldun ise; “insan geleneklerin ve alışkanlığın çocuğudur” der. Siz, İnsan tanımlaması yapacak olsanız İnsanı nasıl tanımlarsınız?
Ben filozof değilim. İnsanı Kurani ölçülerde tanımlar ve öyle bilirim. İnsan, Bakara Sûresi'nin 30. âyetinde açıklandığı üzere yeryüzünde halife kılınmıştır. O, özgür iradesini kullanarak Allah'ın insanlar için koyduğu yasaları, onun vekili olarak uygulayacak ve uygulatacak soylu bir varlıktır.
Günümüz Türkiye’sinde birey gerçekten “ben kendimim” diyebiliyor mu, örneğin hiç tereddütsüz kendiniz olabiliyor musunuz?
Kesinlikle hayır. Bu sadece Türkiye ile ilgili bir şey de değil. Kendin olamama hali modern çağın ve kamusal insanın temel hastalıklarından biridir. Aynı konuda çoğu insanın resmi ve gerçek olmak üzere iki ayrı görüşü var ve duruma göre o konuda ya resmi ya da gerçek görüş ifade ediliyor. Çıkarlar kamusal alanda oto sansürü hakim kılıyor ve iki yüzlü mahluklar olmaya doğru yol alıyoruz. İnsanın kendi olamaması hali modern zamanların getirdiği genel bir hastalıktır.

En çok özgürlüğünüzü mü yoksa güvenliğinizi mi düşünürsünüz? Neden?
Bu paradoks, insan hakları felsefesinin de en çok tartıştığı ve yanıtını aradığı bir olgudur. İkisi de vazgeçilmez beşeri duygular ve ihtiyaçlardır. Ben şahsen her zaman için özgürlüğümü güvenliğimden öncelerim ve özgürleştikçe kendimi daha çok güvende hissederim.
Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması gerektiğine katılıyor musunuz?
Din ile devleti aynı anda tartışmak ve zahiri dünyada ilişkilerini belirlemek çok zor bir konu. Din hayatın her alanına nüfuz ve işaret eder ve kurtuluş reçetesi sunar. Burada kısa bir izahat belki sorunlu gözükebilir ama yine de ifade etmeye çalışayım. Din devlete karışmalı, ancak devlet dine karışmamalıdır. Tabi böylesi bir izahat beraberinde pek çok felsefi soruyu ve tartışmayı açabilir ama o da bu röportajın konusunu aşar.
Günümüz gençliğini maneviyat açısından nasıl görüyorsunuz?
Ben bu konuda umutsuzlardan değilim. Modern ve kapitalist yaşamın tüm handikaplarına rağmen İslam ümmetinin henüz istenen düzeyde olmasa bile temiz nesiller yetiştirdiğini düşünüyorum.
Kıyamete 24 saat kaldığını bilseydiniz bu saatlerinizi nasıl geçirirdiniz?
Ailemle ve ibadetle geçirirdim. Tövbe eder, günahlarımızın bağışlanması için sürekli Allah'a yalvarırdım.
Murat Çiçek: Röportajınızın konsept gereği şimdi de son soruyu ben size sorayım; Seçilemeyeceğinizi bile bile neden 7 Haziran 2015 seçimlerinde bağımsız milletvekili adayı oldunuz? Aday olmakla Batman kamuoyuna vermek istediğiniz mesaj neydi?
Ferit Tunç: Öncellikle röportaj teklifimi kırmayıp, sorularıma içtenlikle verdiğin cevaplar için teşekkürler. Evet, 7 Haziran seçimlerinde kesinlikle seçilemeyeceğimi bile bile Bağımsız Milletvekili Adayı oldum. Zaten hiçbir zaman da seçileceğim veya büyük bir oy alacağım gibi bir iddiam olmadı ve bunun için de bir çalışma içerisine girmedim. Aday olmakla buradaki mesajım tamamen tepkiseldi ve bu tepki de Batman’ın sahipsizliği ve siyasetçilerin, yöneticilerin olaylar karşısında takındığı tavırdan kaynaklıydı ve tabi ki de siyasi partilerin Batman seçmenini göz ardı ederek gösterdiği adayların büyük bir etkisi vardı adaylığımın. Düşünün Batman’da yolsuzluk yapan ve görevini kötüye kullanan kişileri haber yapıyorsunuz, bunu yapanlara her hangi bir şey olmuyor; ama siz bunları haberleştirdiğiniz için size dava açılıyor. Ve 1 yıl içerisinde size açılan dava sayısı Otuz’u geçiyor, bunun karşısında en güzel tepkinin ve sesimizi duyurmanın yolu içinde olduğumuz 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde Bağımsız Aday olmaktı ve böylece de aday oldum. Yarın yine böyle bir durumla karşılaşırsam yine aynı tavrı sergilerim; çünkü duyarsız hiçbir siyasi parti oyumu ve vekilliğimi hak etmiyor.