Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

Birbirimize düşman olmaktan acilen vazgeçmeliyiz!

01 Eylül 2015, 16:19 - Okunma: 4538

Biz; kardeşiz, dostuz, arkadaşız, komşuyuz
Birbirimize düşman olmaktan acilen vazgeçmeliyiz!

20 Sen 1 Ben konseptindeki röportaj serimize heyecan, bilgi, duygu ve yaşanmışlıklarla devam ediyoruz. Konuklarıma sorduğum değişmeyen 20 soru ve onlardan aldığım farklı cevapları siz değerli Yön okurlarıyla paylaşıyoruz ve sizlerden aldığımız olumlu mesajlar bizi haliyle sevindiriyor.  Av. Süleyman Kaya ve Av. Murat Çiçek’ten sonra bugün de konuğumuz mütevazı kişiliğiyle bilinen Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Av. Kenan Özoğul.

Kendinizi tanıtır mısınız?

1980 Batman doğumluyum. İlk ve ortaöğrenimimi Batman’da, liseyi ise Şanlıurfa’nın Siverek Sağlık Meslek Lisesinde tamamladım. Aynı yıl Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. Üniversitede okuduğum dönemde Sağlık Memuru olarak Mardin İl Sağlık Müdürlüğüne atandım. Mardin’de 9 ay kaldıktan sonra Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesine tayin edildim. Anlayacağınız hem okudum hem çalıştım. Yaklaşık 5 yıl sağlık memurluğu yaptım. 2002 yılında mezun oldum ancak ekonomik sıkıntılarım nedeniyle Avukatlık stajını 2 yıl geç yapmak zorunda kaldım. Eşim öğretmen olarak atanınca da Avukatlık stajımı yaptım. 2005 yılında beri de Serbest Avukat olarak çalışmaktayım. 

Sizi tanımlayan duygu nedir?

Mevlana’nın dediği gibi “gel, kim olursan ol yine gel” yani beni tanımlayan duygu “Hoşgörü”dür. 

İnsan ilişkilerinde en çok sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönünüz?

Bu soruyu çevremdekilerin benim için söyledikleri ile cevaplamak istiyorum. En sevdiğim yönüm sanırım mütevazı olmak. Aslında mütevazılık sahip olduğun için övünülecek bir durumdan ziyade zaten kişiliğinde olması gereken bir meziyettir. 
En sevmediğim yönüm ise bazen fazla duygusal olduğumu düşünüyorum. 

Bugüne kadar kaç tane kitap okudunuz, okuduğunuz bu kitaplardan en çok beğendiğiniz hangisi ve bu kitaptan almış olduğunuz bir mesajı bizimle paylaşır mısınız?

Sayı vermem mümkün değil. Ama her fırsatta okumaya çalışırım. En çok kitap okuduğum dönemi soracak olursanız askerlik derim.  Kitap okurken bulunduğum ortamdan soyutlanabilmek ve beni yormaması nedeniyle daha çok tarihi roman ve polisiye roman tarzı kitapları okumayı severim. Ayrıca Tarihe karşı da özel bir ilgim olduğunu söyleyebilirim. Vlademir Bartol’un Alamut Kalesi isimli kitabını Üniversite 1. Sınıfa başladığım dönemde okumuştum. İnsanların nasıl manipüle edilebileceğini göstermesi açısından bir ilginçti sanırım. Ayrıca İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası kitabı da çok beğenerek okuduğum bir kitaptır. 

En sevdiğiniz şiir ve bir bölümü?

Sezai Karakoç’un Mona Rosa ve Adger Allen Poe’nin Annabel Lee şiiri sevdiğim şiirler arasındadır. 
En sevdiğim dörtlük ile 
“Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte bir gurur,
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Şu ışıksız ruhumu sallar da durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açarlar.“

Kürt Müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Müzik evrensel bir olgudur. Çok klasik olacak ama kulağa hoş gelen her türlü müziği dinlerim. Kürt müziği de ruha hitap eden bir müziktir. Şıvan Perwer, Cıwan Haco ve Koma Hivron’un müziklerini dinlerim. Ancak Kürt müziğinin gelişmesi için de desteklenmesi gerektiğini düşünmekteyim.  

Mesleğinizden memnun musunuz, tekrar bir meslek seçecek olursanız hangi mesleği seçersiniz?

Birçok kişiye sorduğunuzda yaptığı işin veya mesleğinin dünyanın en zor işi veya mesleği olduğunu söyleyecektir. Bana göre de insanlar ile birebir ilişkide olunan meslekler her zaman zor olmuştur. Ben yaptığım her iki işte de sıkıntısı olan insanlar ile muhatap olduğum için en zor mesleğin Avukatlık ve Sağlık Hizmetleri olduğunu söylerim. Ta ki Siyasete atılana kadar. Siyaseti bir meslek olarak görmememe rağmen çok daha zor olduğunu söyleyebilirim. Avukatlık mesleğinde şayet ekonomik olarak belli bir refah düzeyinde değilseniz ve dolayısıyla iş seçebilecek noktada değilseniz pek de yapılacak bir iş olduğunu düşünmüyorum. Tekrar bir meslek seçecek olursam da sanırım öğretmen olmak isterdim. 

Zenginlik ve fakirlik kavramları size neyi çağrıştırır?

Maddesel olarak Zenginlik ve Fakirliği kavramı bana her zaman adaleti daha doğrusu adaletsizliği çağrıştırmıştır. Bu durum, kişisel olarak da düşünülebileceği gibi kurumsal, bölgesel veya ülkeler arasında da kendini gösterebilmektedir. Ancak şükretmek kadar da güzel bir şey yoktur. Ancak maddi zenginlikten çok manevi zenginliği daha önemli bulmaktayım. 

Elinizde sihirli bir değnek ve bu değneği üç kez kullanma hakkınız olsaydı; neler yapmak isterdiniz?

Bu soruya istediğiniz gibi üç madde sıralayarak cevap vermek istemiyorum. Çünkü bu süreçte hayal kurmak haksızlık olacakmış gibi geliyor. Bölgemizde ve ortadoğuda meydana gelen savaş, çatışma ve ölümlerin bir an önce sona ermesi için sağduyu ve içtenlikle çalışıp, tekrar bölgemizde barışı ve huzuru hakim kılmaya çalışmak daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.        

Batman sizin için ne ifade ediyor? Bize çocukluğunuzun Batman'ını anlatır mısınız?

Çocukluğumun yıllarını anlatmazsam daha iyi olacak sanırım. Çünkü çocukluğum 90’lı yıllara denk geliyor, 90’lı yılların da malumunuz olduğu üzere silahların susmadığı, faili meçhullerin bitmediği işkence dolu yıllar. Tüm bunlara rağmen Batman’ın son 15 yılda büyüyüp geliştiğini görmekteyiz. İş olanaklarının artması ve Üniversite’nin daha da kurumsallaşıp öğrenci sayısının artması ile Batman’ın daha da yaşanılır bir kent olacağını düşünmekteyim.     

Batmanın sorunları var mı, varsa en önemli gördüğünüz sorunlar nelerdir?

Elbette, her şehirde olduğu gibi Batman’ın da sorunları var. Ama bu güzel şehrin sorunlarının çözümü için daha çok çalışmamız gerekmektedir. Özellikle şehircilik anlamında büyük eksiklikler olduğunu düşünüyorum. İşsizlik, Doğalgaz’ın gelişi ile kısmen de olsa azalmasına rağmen hava kirliliği, çevre temizliği ile bana göre en büyük tehlikenin giderek marjinalleşmeye başlayan karşıt görüşteki grupların birbirlerini adeta düşman olarak görmesi. Bu şehirde yaşayanlar olarak biz, kardeşiz, dostuz, arkadaşız, komşuyuz birbirimizi düşman olarak görmekten acilen vazgeçmeliyiz. 

Hayal ettiğiniz bir Batman var mı; varsa nasıl bir hayal?

Aslında Batman değişime ve gelişime açık bir şehir, yukarıda saydığımız sorunlar giderilirse hayal ettiğimiz şehre ulaşmak çok da zor olmasa gerek.    

Size göre “Kürt Sorunu” nedir?

Çok uzun yıllar sistematik olarak yapılan inkâr ve asimilasyon politikaları Kürt Sorununu meydana getirmiştir. Dolayısıyla Kürt sorunu bir inkâr ve asimilasyon sorunu idi. Ancak Ak Parti hükümeti ile birlikte inkâr ve asimilasyondan tamamen vazgeçildiği, çözüm süreci ile birlikte Kürtlerin Ülkenin kurucu bir unsuru olarak görülmeye başlandığı, Kürt dili ve kültürü üzerindeki engellemelerin büyük ölçüde sonlandırıldığı görülmektedir.     
“Kürt Sorununun” çözümü için ne yapılmalıdır?

Kürt sorunu kavramının büyük ölçüde sonlandırıldığı kanaatindeyim. Bu nedenle sorunuzu Kürt sorunun çözümü için değil de Çözüm sürecinin nihayete erdirilmesi için neler yapılmalıdır şeklinde cevaplandıracak olursak; Çözüm süreci için muhatapların, kesinlikle birbirlerini suçlamayı bırakması ve yeniden müzakere sürecinin işletilmesi gerekir. Bu açıdan Dolmabahçe mutabakatının çok önemli olduğunu ve devamının getirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Kürt öldü sebebi Türklerdir, Türk öldü sebebi Kürtlerdir demek yerine “Niye Öldü” demek daha yararlı bir tutum olacaktır. Barış istiyoruz deyip de arkadan kin ve öfkeyle, düşmanca hareket edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çözüm için herkesin ama herkesin elini taşın altına koyması gerekmektedir. Bu bütün vatandaşların sorumluluğudur. En basitinden bugün bir kahvede sohbet ederken bile nefret içeren söylemlerden uzak durulması gerektiğini düşünmekteyim. Çözüm kesinlikle silahla olacak bir şey değildir. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, “PKK amasız silah bırakmalı” çağrısının da çok önemli olduğunu düşünmekteyim. Ancak Demirtaş’ın bu çağrısının muhatapları tarafından nasıl karşılandığı malumunuzdur. 

Aristo insan tanımında “insan politik bir hayvandır” derken Descartes “insan düşünen bir varlıktır” der. İbni Haldun ise; “insan geleneklerin ve alışkanlıkların çocuğudur” der. Siz, insan tanımlaması yapacak olsanız insanı nasıl tanımlarsınız?

Allah kelâmında, “yeryüzünde her ne varsa hepsinin insan için yaratıldığı” beyan edilmektedir. Dolayısıyla “İnsan, Üstün bir varlıktır.” Allah (c.c) Hz. Adem’i yaratırken diğer bütün varlıklara ona secde etmelerini emretmiştir. Bu, insanın ne kadar değerli bir varlık olduğunun kanıtıdır. Bir kitaptan okuduğum ve çok etkilendiğim bir paragrafı aktarmak istiyorum. “Ey insan! Sen âlemin gözbebeği, kâinatın özü, yaratılmışların en şereflisisin. Sarsıl! Ruhuna ve en önemlisi yüreğine yönel. Çünkü yürek seni yanıltmaz ve en zoru başar. En zoru şüphesiz insanken inşan kalabilmektir.”

Günümüz Türkiye’sinde birey gerçekten “ben kendimim” diyebiliyor mu, örneğin hiç tereddütsüz kendiniz olabiliyor musunuz?

Her insanda oto kontrol vardır. Bu kontrol mekanizmasını tetikleyen yıllarca bireye yüklenen örf, adet, dini eğitim ve benzeri etkilerdir. Kişinin mensubu olduğu aile, aşiret, meslek örgütü, siyasi parti gibi gruplar da birey üzerinde etkide bulunup hayatını şekillendirip bireyi bazen belli kalıplar arasına koymaktadır. Bu nedenle kişiler ben kendimim diyememektedir. Her konuda olmasa da birçok konuda ben kendimim diyebiliyorum. 

En çok özgürlüğünüzü mü yoksa güvenliğinizi mi düşünürsünüz? Neden?

Tabiki güvenlik. Moslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde bile fizyolojik ihtiyaçlarından sonra güvenlik ihtiyaçları gelir. Benim için de doğal olarak güvenlik önce gelir. Bir ailem var ve onlar için de güvenlik çok önemlidir.  

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması gerektiğine katılıyor musunuz?

Bence birbirlerinden tamamen ayrılması mümkün değildir.  

Günümüz gençliğini maneviyat açısından nasıl görüyorsunuz?

Günümüz gençliği maalesef çok duyarsız. Tabi teknolojinin ve maneviyat eksikliğinin bunda çok büyük etkisi var. Gençler için teknoloji bir araçtan çok bir amaca dönüşmüş durumda. Eskiden bizim zamanımızda münazara yapmayı, tartışmayı, soru sormayı. öğretirlerdi. Şimdilerde ise çoluk çocuk tüm gençlerin odak noktası tablet, televizyon, telefon ve bilgisayar. Merak ettikleri ve takip ettikleri tek şey internet. Ancak bu durumun oluşmasında hepimizin sorumluluğu vardır. Sosyal sorumluluk bilinciyle oluşturulacak dernek ve vakıflar bu konuda gençlerimize yol gösterebileceğini düşünmekteyim. Tabi bu derneklerin içi boş tabela derneği veya kendilerine çıkar sağlamak için oluşturulmuş dernek ve vakıf olmaması gerekmektedir. 

Kıyamete 24 saat kaldığını bilseydiniz bu saatlerinizi nasıl geçirirdiniz?

Bunu kime sorsanız, muhtemelen ibadet yaparak geçireceğini söyleyecektir. Bana göre ise 24 saat çok uzun bir süre çünkü inancımız gereği 1 dakika sonrası bile ne olacağını bilemeyiz.    

Kenan Özoğul: Şimdi de bize ayırdığınız bir soru hakkımı kullanıyorum ve şunu sormak istiyorum; Geçenlerde sosyal medyanın kapatılması gerektiği ile ilgili bir paylaşımda bulunmuştun. Bu paylaşım sonrası bir takım tepkiler de aldın. Bu paylaşımın nedenini öğrenebilir miyiz, sosyal medya çok mu tehlikeli? 

Ferit Tunç: Öncellikle bize zaman ayırıp sorularımızı samimice cevaplandırdığınız için teşekkürler. Evet, aynen şu paylaşımı yapmıştım; “Bu ülkenin birlik ve beraberliğine atılacak en önemli adım; Twitter ve Facebook'un kapatılması olacaktır…” ve bugün hala aynı görüşteyim; çünkü günümüzde sosyal paylaşım siteleri maalesef çoğunlukla amacına uygun kullanılmıyor ve art niyetliler ile klavye şovalyeleri diye tabir ettiğimiz kaos, savaş yanlıları tarafından ciddi bir dezenformasyon yaydırılıyor. Ülkenin içindeki hal de malumunuz olunca olanlar oluyor ve maalesef hiç istemediğimiz sonuçlar doğuruyor. Yoksa aksine özgürlüklerden yanayım ve en son sosyal paylaşım sitelerinin sınırlandırılmasını isteyenlerdenim…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
sabahattin
3903 gün önce
Zor bir surecten gectigimiz bugunlerde sizin gibi sagduyulu insanlarin sagduyulu mesajlarina ihtiyacimiz var
Yazarın Diğer Yazıları
3019 gün önce
3244 gün önce
3438 gün önce
3538 gün önce
3597 gün önce
3821 gün önce
3892 gün önce
3898 gün önce
3962 gün önce
4150 gün önce
4162 gün önce
4185 gün önce
4237 gün önce
4274 gün önce
4276 gün önce
4297 gün önce
4362 gün önce
4460 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=