Lütfen bekleyin..
İslam Tarihinde önemli olaylardan biri olan Bedir Savaşında Mekkeli müşriklerden bir miktar esir alınmıştı; ama henüz Cenab-ı Allah esirler hakkında hükmünü bildirmemişti. Peygamberimiz (s.a.v) bu esirlerle ilgili ashabıyla istişarede bulunmuş ve istişare sonrasında alınan kararla; esirlerden fidye alınmış, fidye ödeyemeyecek durumda olanlar ise Müslümanların çocuklarından onar kişiye okuma-yazma öğretmeleri istenmiş ve böylece esirler Müslümanlar arasında dağıtılmıştır. Peygamber Efendimiz, esirlere iyi davranılmasını istemiş, elbisesiz kalmış esirlere giyecekler verilirken bu esirler Müslümanlarla birlikte ve onlarla eşit şartlar altında yemeğe oturmuşlardır. Esir alınan müşriklerden sadece ikisi idama mahkum edilmişti; çünkü bunlar Mekke'de inananlara yapmış oldukları zulümden dolayı idama çarptırılmıştı. Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu ilk askeri karşılaşmasında gösterdiği insani tutum ve davranış daha sonraki olaylarda da değişmemiştir.
İslam'da esirlere nasıl muamele edilmesi gerektiğini en iyi şekilde anlatan örneklerden bir tanesidir Bedir Savaşı Esirleri; ama gel görelim ki bugün İslam Coğrafyasında maalesef esirler, esaret bedelini en ağır şekilde ödemektedir. Yanlış yapanla, yanlışı yapana sempati duyan aynı kefeye konulmakta ve neredeyse telafisi olmayan ağır cezalar verilmektedir. En basit örneğiyle ülkemizde 15 Temmuz Darbe girişimi sonrası; darbe girişiminde bulunan FETÖ'cü eli kanlı teröristler ile darbe girişiminden bihaber Gülen Cemaatinde kalanlar ve bu cemaate sempati duyanları aynı kefeye koymak İslami anlayışa terstir. Zira yukarıda Peygamber Efendimizin Bedir Savaşında ele geçirilen esirlerden zalim iki esir idam edilirken, diğer esirlere insani bir tutum ve davranış sergilenmiştir, ayrıca esirlerin insanlığa tekrar kazanılması için çaba sarf edilmiştir.
Dolayısıyla konuyu daha da açıklamam gerekiyorsa;
15 Temmuz Darbe Girişiminde eli tetiğe gitmiş ve hunharca halkını katletmiş katillerin İdamına eyvallah!
Darbe teşebbüsüne karışmış asker, polis, siyasetçi, bürokrat, sivil her kimseye suç durumlarına göre verilecek cezaya eyvallah!
FETÖ'nün çalmış olduğu sınav sorularıyla memur olanların memuriyetine son verilmesine eyvallah!
Ama FETÖ'ye dini bir cemaat gözüyle bakıp ve inanan, darbeye hiçbir şekilde taraf olmayan öğretmenin, memurun mesleğinden ihracına evet demek İslami anlayışıma uymamakla beraber, bunları teröristlerle bir kefeye koymak tek kelimeyle vicdansızlıktır. İslam, insanı kazanmak üzere bir anlayışla hareket eder, dolayısıyla insanı kaybettirmek İslami olmayan bir anlayıştır ve İslami olmayan anlayış beraberinde büyük yanlışlar doğurur ve en nihayetinde bu durum zulme sebep olur. Onun için umut ediyorum bu yanlışlar zulme dönüşmeden düzeltilir ve İslami bir yol izlenilir.
Ayrıca açığa alınan Eğitim Sen’li öğretmenlere de değinmeden yazımı bitirmem büyük bir eksiklik olur, bu konuya da kısaca değinmek istiyorum; Eğitim Sen’li öğretmenlerin açığa alınmasını ilk günden beri yanlış bulmakla beraber, bu yanlışın da zulme dönüştüğü kanaatindeyim. Zira elinde somut deliller olmadan sırf sendikalı bir haktan kaynaklı öğretmenleri, "terör örgütüne üyelikten" soruşturmaya almak hukuken de vicdanen de kabul görür değildir. Umut ediyorum bu yanlış uygulama daha da uzatılmaz ve suç işlemiş gibi afişe edilen öğretmenler görevlerine dönerler.