Lütfen bekleyin..
Batman’daki yatırımlarınız nelerdir?
Yeni açtığımız Mezopotamya Oteli’nin yanı sıra uzun yıllardır devam eden uluslararası nakliye işimiz devam ediyor. Yatırımlarımın Batman’da olmasını istediğim için Mezopotamya Oteli’ni şehrimizde yaptım. Batman’daki insanlarımıza istihdam sağlayabilmek ve buradaki insanların faydalanabilmesini istedim. Böyle bir yatırımı gidip metropollerde de yapabilirdim; ancak o zaman şehrime bir faydam olmayacaktı. Aslında bizim yaptığımız Batmanlı iş adamalarına da bir mesaj içeriyor. Yatırımlarını kendi şehirlerine yapmaları şehrin kalkınması için avantaj sağlayacaktır. Yabancı yatırımcılar kendi çıkar ve menfaatleri olmadığı sürece Batman’a gelip de bu şehre faydam olsun diye bir yatırım gerçekleştirmez. Yabancı yatırımcı ne bakanın, ne milletvekilinin ne de valinin hatırı için gelip yatırım yapmaz. Bu yüzden önceliğimiz sürekli olarak yerli yatırımcıları desteklemek olmalıdır. Yerli yatırımcı Batman’a yatırım yaptığında zamanla büyüyerek kabuğuna sığamayacak duruma gelince işlerini daha da büyütüp diğer pazarlara da yönelebilirler.
Batman Ticaret Odası için neler planlıyorsunuz?
Bir yılı aşkındır Batman Ticaret Odası’nın yönetimini devraldık. Öncelikli hedefimizde Ticaret ve Sanayi Odasına yeni bir bina kazandırmak vardı ve bu konuyu çözüme kavuşturmak üzereyiz. Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) geçmişte yapılan bazı hatalar var ve halen kısmen de olsa bu hatalar devam ediyor. Organize Sanayi Bölgesi’nde yatırım yapmak için iş adamları sırada beklerken, yatırımla alakası olmayan bir takım insanlar yatırım yapmadan araya 2-3 tanıdığını koyarak OSB’de gidip 5-10 dönüm arasında arazi almış. Devlet araziyi bedava veriyor diye bilinçsizce yapılan bu arazi kapma yarışı yüzünden gerçekten yatırım yapmak isteyen insanlar mağdur duruma düşüyor. Şimdi ise bilip bilmeden giriştikleri işlerden kurtulmak için OSB’deki yerlerini uçuk rakamlarda para isteyerek satmaya çalışanların olduğunu duyduk. Buna engel olmak için Ticaret ve Sanayi Odası, OSB yönetimi ve Valilik birlikte 10-15 dönümlük arazi vermekten ise arsaların daha küçük parsellere bölünerek verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca parsellere bölünen arazinin üzerine bina kurularak hazır hale getirildikten sonra gerçek yatırımcılardan bina bedeli alınabilir. Hem bu şekilde olması durumunda gerçek yatırımcının kim olduğunu da görmüş oluruz. Şanlıurfa OSB’de bunun örneği bulunuyor. Gerçek yatırımcılar hazırlanmış olan OSB’ye gidip yatırımlarını yaptı.
Çözüm Süreci hakkında ne düşünüyorsunuz?
Açılım ya da çözüm süreci adına ne derlerse desinler ilk günden bu yana desteklediğim bir süreçtir. Görüşü ne olursa olsun halkın tüm kesimlerinin de desteklemesi gerektiği bir süreçtir. Sadece batıda siyaset ile uğraşan bir takım partilerin görüşlerine bakmamak gerekir. Çünkü bu insanlar bölgeyi görmediği, burada yaşamadığı ve bölgedeki şartları bilmediği için bu insanlar taraf tutmak zorunda kalıyor. Bugün 15-16 gün süren gezi olaylarına baktığımız zaman neredeyse Türkiye’nin ekonomisi çökecekti. Birçok yatırımcı ülkeyi neredeyse terk edecekti, iş yapamıyoruz diye. Ama bir de bu bölgeye bakın; 30 yıldır köyler yakıldı, insanlar evlerinden çıkmak zorunda kaldı, ormanlar yakıldı ve yok oldu. Bu bölgede yapılanlar batıda sadece bir gün yapılmış olsaydı Türkiye’nin durumu ne oldurdu acaba? Bölge halkı ve özellikle Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) barış sürecini canı gönülden desteklemesi lazım. Şimdi çıkıp bazı söylemlerde bulunuyorlar, çözüm süreci iyi geçmiyor diye. İnsanların ölmemesinden daha iyi ne olabilir. İnsanlar ölmüyor ve olaylar çıkmıyor. 50 bin insanın hayatına mal olmuş bir olayla karşı karşıyayız. Tabiî ki 1-2 yılda çözülmesini bekleyemeyiz. Bir yılda çözüm süreci bu seviyeye geldiyse ciddi bir başarı vardır.
‘Haklar verilmedikçe silah bırakılmayacaktır’ söylemi için ne düşünüyorsunuz?
Öncelikle BDP’nin ne istediğini bilmek gerekiyor. Bugün radyo ve televizyonlara bakıyorsunuz Kürtçe yayın yapıyorlar. Okullarda Kürtçe eğitim veriliyor. İnsanlarımız rahatlıkla biz Kürd’üz diyebiliyor. Özerklikte ısrar edilmesi ve özerkliğin olması durumunda bölgede 30 yıldır yaşadıklarımızı yeniden yaşayacağımız anlamına gelir. Bugün Türkiye’de yaşayan halklar birbiri ile akraba olmuş durumda. Özerklikte diretilmesi halinde yeniden bir ayrışmanın yaşanacağını hissediyorum. Ama Türkiye’nin demokrasisi tam oturduktan sonra özerklikten ziyade Türkiye’de eyalet sistemine geçilebilir ve eyalet sisteminin daha iyi olacağına da inanıyorum. Türkiye’deki gerçek üzerinden gidecek olursak özerklik zor gibi görünüyor. Avrupalılar kadar demokratik olsaydık eğer Türkiye’nin her hangi bir yerinde yaşayan bir halk çıkıp da ben özerk olmak istiyorum deyip özerkliğini ilan edebilirdi. Avrupa’da bunun bazı örnekleri bulunuyor. 30-40 bin nüfuslu bir yer özerklik ilan edip kendi parasını ve bayrağını oluşturabiliyor. Türkiye gerçeğinde bu bir hayalden öteye gidemez. Çünkü Türkiye şartları buna elverişli değil. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan ‘türban’ sorununu bile hükümet ancak 10 yılda çözebildi. Devamı Yarın