Nazmi Gür: Kürtler tarihi bir fırsat yakaladı
24 Aralık 2013, 11:41 - Okunma: 1765
BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, Federal Kürdistan Bölgesi'nde yaptıkları görüşmelerin olumlu geçtiğini belirterek, PKK Lideri Öcalan'ın gönderdiği mektubun cevabını almak için Kandil'e gittiklerini, ancak mektubun henüz hazır olmamasından dolayı alamadıkl
VAN - Federal Kürdistan Bölgesi'nde geçtiğimiz günlerde giden BDP heyetinde bulunan BDP Dış İlişkiler Sorumlusu ve Van Milletvekili Nazmi Gür, Federal Kürdistan Bölgesi ve Kandil'de yaptığı görüşmeleri DİHA'ya değerlendirdi.Kürdistan Yurtseverler Birliği'ne (YNK) iadeyi ziyarette bulunduklarını belirterek, 19 Aralık'ta YNK Lideri Celal Talabani'nin eşi Hero İbrahim Ahmet ile görüştüklerini ve Talaban'in sağlığına ilişkin bilgi aldıklarını söyledi. Gür, Talabani'nin sağlığındaki iyileşmenin kendilerini son derece mutlu ettiğini kaydederek, YNK'nin önemli temsilcilerinden Mele Baxtiyar'la yaptıkları görüşmede ise, Kürt partileri ile BDP ve YNK arasındaki ilişkileri ele aldıklarını ifade etti.Görüşmelerinde Ortadoğu'daki gelişmeler, Rojava devrimi ve Rojavada'ki devrimin bir bütün olarak birliğinin sağlaması için Cenevre'ye ortak bir heyetle Yüksek Kürt Konseyi'yle katılımı konusundaki düşüncelerin dile getirildiğini söyleyen Gür, ulusal kongrenin durumunu da ele aldıklarını belirtti. Türkiye'deki gelişmeler üzerinde de görüşmelerin olduğunu aktaran Gür, "Sonuçları itibariyle de şunu söyleyebilirim ki, bundan sonra Kürt partileri arasında biz BDP olarak, tüm partilerden büyük küçük fark etmeksizin eşit mesafedeki yaklaşımımız ve tutumuz hem de Kuzey Kürdistanlı bir parti olarak bir hareket olarak siyasetteki ağırlığımız son derece önemliydi. Bu yanıyla da baktığımızda bu ziyaretin oldukça önemli olduğunu söyleyebilirim" dedi.'Rojava devrimi konusunda bir Kürt birliği esas alınıyor'Federal Kürdistan'daki temasların ardından KCK Yürütme Konseyi üyeleri ile görüşmek için Kandil'e geçtiklerini kaydeden Gür, BDP heyetinin İmralı'da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Kandil'e ulaştırılmak üzere gönderilen mektubun cevabını almak için gittiklerini dile getirdi. Gür, "Mektubun cevabını almak üzere biz Kandil'e gittik. Fakat henüz cevabın hazır olmadığını, tartışmalarının sürdüğünü ve kısa bir süre içerisinde bunun cevabını vereceklerini söylediler. Fakat Kandil'de bulunduğumuz sürede Ortadoğu'daki mevcut durum, Kürt halkının içinde bulunduğu tarihi süreç ve nihayetinde Türkiye'nin güncel konu başlıkları olmak üzere ağırlıklı olarak görüş alışverişinde bulunduk. Yine KCK yönetimi ile Rojava devrimi konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Onların bize özellikle bu konuda bize söylediği şeyler çok önemli. Çünkü Rojava devrimi konusunda bir Kürt birliği esas alınıyor. Özellikle Kürtlerin ortak kazanımı olarak değerlendiriliyor. Demokratik bir birleşik Suriye için mücadelelerinin belirleyici olduğu ve bu mücadeleyle demokratik bir Suriye'nin kuruluşu arasında ciddi ve tarihi bir paralellik olduğunu söylediler. Yine aynı zamanda Rojava'da oluşturulan modelin bütün Suriye'nin çözümü olabileceğini hatta Ortadoğu'nu kapsayacağı bir çözüm olabileceğini olduğu düşüncesini dile getirdiler. Yine Cenevre 2'ye Kürtlerin tek ses, tek heyet üzerinden ve mutlaka Kürtler adına katılımı olması gerektiğini dile getirdiler. Bizde bu düşüncelere katılıyoruz" şeklinde konuştu.'Kürtler, birliklerini sağladıkları takdirde Ortadoğu'daki yükselen güçtür'Ortadoğu'da ki gelişmelerin Kürtler açısından tarihi bir fırsatı ortaya koyduğunu kaydeden Gür, ortaya çıkan tarihi fırsatın sürekli çıkmayacağına işaret etti. 100 yıl önce yapılan oyunlar ile Kürt halkının hakları ve hukuklarının tanınmadığını belirten Gür, "Kürt halkı, 100 yıllık büyük bir var olma mücadelesi ile Ortadoğu'daki o alt üst oluşta önemli bir fırsatı yakaladı. Bunu da hem önderlikleri hem öz örgütlülüğü hem de kendi aralarındaki birlik arayışıyla yakalarken, bu da yapılacak ulusal kongreyle ortaya çıkacak. Kürtler tarihi bir fırsatı yakalamış bir durumdalar. Kürtler birliklerini sağladıkları takdirde Ortadoğu'daki yükselen güçtür. Ortadoğu'yu yeniden dızayn eden yeni güçler açısından Kürtler, göz ardı edildiğinde barışın kurulamayacağını ve istikrarın ancak Kürtlerle gelebileceğini anlamalıdır. Kürtlerin hak ve özgürlüklerinin verilmesi, her dört egemen devlet tarafından tanınması, Kürtlerin bir siyasi statüye kavuşmaları ile mümkün olabilir. Aksi takdirde Ortadoğu'da barışı ve istikrarı sağlamanın olanakları kalmaz. Böyle bir tarihsel süreçteyiz. Dünyanın en büyük devletsiz halkı olan Kürtler, demokratik özerklik ya da demokratik konfederalizm sistemi ile hem bir arada kalacaklar hem de birlikte yaşadıkları halklarla bir arada eşitçe kalabilecekler" dedi. 'Kürtler ikinci bir Lozan'ı yaşamak istemiyorlar'Kürt halkının Ortadoğu'da çözüm gücü ve çözüm rolünü oynayan önemli bir aktöre dönüştüğünü kaydeden Gür, gelişen dönüşümünde bir araya gelmek ile mümkün olduğunu ve tek yumruk olmaktan geçtiğini dile getirdi. Bu nedenden dolayı Hewlêr'de yapılması düşünülen ulusal kongrenin tarihsel öneminin de ortaya çıktığını belirten Gür, "Kürdistani bütün partiler bütün hesaplarını bir tarafa bırakarak, Kürt halkının birliğini ve demokratik taleplerini dile getirecekleri bu birliği biran önce sağlamalıdırlar. Bu birliğin özellikle ilk adımı Rojava'da atılmalı. Rojava devrimi Kürtlerin bir araya gelmesi ve oradaki kazanımların bir statü ile taçlandırılması sonucunda diğer parçalardaki sorunun çözümünde önemli bir katkı sağlayacak. Bütün siyasi partilerin bunu görmesi gerekiyor. Bu nedenle özellikle KDP ve KCK arasında Rojava konusunda varılan tarihi mutabakat, Hewler'de iki meclisin görüşmesi ve bu iradenin açığa çıkarılması, bütün Kürtlerin de çıkarınadır, Sayın Barzan'in de çıkarımıdır, Sayın Talabani'nin de çıkarınadır. Dört parça Kürdistan'daki halkın çıkarınadır. Rojava'da böyle bir birlik adımının atılması ulusal kongrenin de gerçekleştirilmesi adına son derece tarihi bir adım olacak. Burada ancak 100 yılda bir ortaya çıkan bu tür tarihi fırsatlarda Ortadoğu'da sadece Kürtler için değil, diğer ezilen bütün halklar açısından da lehte bir pozitif adım olarak değerlendirilmeli. Kürtler Kürt siyasi hareketleri bu fırsatı kaçırmamalı. Çünkü Kürtler ikinci bir Lozan'ı yaşamak istemiyorlar."HASAN YOLDAŞ / DİHA