“Biz, KESK’li kadınlar olarak, Ortadoğu’da eşit ve özgür bir şekilde bir arada yaşamak için halkların verdiği mücadeleyi selamlıyor, erkek egemen zihniyetin kadına reva gördüğü şiddet, tecavüz, katliam ve savaşa karşı 1 Eylül Dünya Barış Gününde tüm kadınları alanlara çağırıyoruz” ifadelerini kullanan Çolak: “Türkiye’ye göç eden bazı kadınlar için ise en basiti küçük yaşta evlendirilmek, kuma gitmek, istemediği evliliklere zorlanmak başta olmak üzere kadın tacirlerinin eline düşmek, taciz, tecavüze maruz kalmak söz konusudur. Savaştan kaçan kadınlar kamplarda ve kampların dışında erkek devletin gazabına uğramakta, hem de bin bir güçlükle sığındıkları ülkelerde ucuz iş gücü olarak kullanılmaktadırlar” dedi.
EZİDİLER AÇLIK VE SUSUZLUKLA TERBİYE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR
Irak’ta Şengal bölgesinde IŞİD çeteleri tarafından yapılan saldırıların yaklaşık bir aydan bu yana sürdüğüne dikkat çeken KESK Batman Kadın Platformu Adına SES Şube Kadın Sekreteri Cansu Çolak: “Bu süreçte; binlerce Ezidi kadın ve çocuk katledildi, göç yollarında açlık ve susuzluktan dolayı öldüler. Ele geçirilenler savaş ganimeti olarak pazarlarda çarşafların içine sokulup, zincirlere bağlanıp cariye/ köle olarak satıldı. Şengal Dağı’na sığınanlar ise açlık ve susuzlukla terbiye etmeye çalışılmaktadır. Bebekler, çocuklar, kadınlar, hastalar ve yaşlılar yerlerinden edilmekte, zorla asimilasyon ve soykırım politikalarına maruz kalmaktadır. Ortadoğu’nun binlerce yıllık kadim halklarından ve inançlarından olan Ezidilik, sözüm ona İslam’ın gereği olarak eli kanlı çetelerce saldırılara uğramakta, kutsal mekânları yıkılmakta ve yaşam alanları ortadan kaldırılmaktadır. Çetecilerden kaçarak Şengal Dağı’na sığınan Ezidi kadınlar ve çocuklar yiyecek ve su sıkıntısı yaşamakta, sığınacak yer, ağaç gölgesi bulamamaktadır.
ÇOCUKLARIN GÜLÜMSEMELERİ ÇALINMAKTADIR
Şengal Dağı Ezidilerin kutsal dağıdır. Bugün çetecilerin saldırısına karşı binlerce Ezidi’nin dayanılmaz sıcağın altında yaşam mücadelesinin mekânı haline dönüşmüştür. Şengal Dağı’ndan daha güvenli olabilecek yerlere gitmek isteyen Ezidiler ise Rojava’ya, Erbil’e, Duhok’a, Uludere'ye, Silopi’ye, Batman’a ve Mardin’e ulaşabilmek için yüzlerce kilometrelik yolu yalın ayak yürümek zorunda kalmaktadır. Çocukların oyun oynaması, şarkılar söylemesi gereken topraklarda mermiler, toplar, mayınlar ve tanklarla karanlığın haritası çizilmektedir. Çocukların gelecekleri, gülümsemeleri çalınmaktadır.
BEBEKLER SAVAŞIN SOĞUKLUĞUNDA DOĞUYOR
Anne karnında bebekler savaşın soğukluğuna doğmakta; birkaç yıldır hayatı tanımaya başlayan çocuklar silah seslerinin ayırdına varmaktadır. Bizler; Ezidi Kürt, Hıristiyan, Şii Arap ve Şii Türkmen, Ermeni ve Keldani, binlerce yıldır kültürleri, inançları ile bu coğrafyada var olan kadim halklara saygı duyuyoruz. Bizler farklılıklarımızla bir arada yaşamının hayatta en değerli kazanım olduğunun farkındayız. Acının ve öfkenin her türlüsüne maruz kalan Ortadoğulu kadınların bilinciyle; son dönemde İslam’ı kullanarak terör estiren çetelerin yok etmek istediği tüm değerlere sahip çıkıyoruz. Buradan Ortadoğu’da yeni bir paylaşımının kurbanı olmayacağımızı ilan etmek istiyoruz. Bu savaşta payı olan başta AKP iktidarı başta olmak üzere tüm dünya devletlerine sesleniyoruz. Birleşmiş Milletlerin de aralarında olduğu bütün uluslararası kurumlara çağrıda bulunuyor, ‘katliamlara göz yummayın’ diyoruz. | Haber Merkezi
Lütfen bekleyin..












