“…Babam 1993 yılında devlet içerisindeki derin yapılanmalar tarafından katledildi. Babamın katledilmesinden sonra annem, babamın bayrağını devralarak O dönem HADEP’te fiili olarak yer almaya başladı…/…Bildiğiniz gibi 2009 yılında KCK operasyonları kapsamında partimizin bütün yöneticileri, çalışanları tutuklandı. Legal olarak çalışmalarını yürüten partimizin çalışmaları illegalize edilerek partimiz boşaltılmaya çalışıldı. O günlerde avukatlık, adalet hayalim bir kez daha yerle bir olmuştu” bu sözler HDP Batman Milletvekili aday adayı Avukat Ayşe Acar Başaran’a ait. Batman Barosuna kayıtlı Acar Başaran ile 7 Haziran seçimlerini konuştuk.
SİZİ KISACA TANIYABİLİR MİYİZ?
1985 Batman doğumluyum. 4 çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuyum. İlk, Orta ve Lise öğrenimimi Batman’da tamamladıktan sonra İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra da Batman’a döndüm. 4 yıldır Batman’da avukatlık yapıyorum. Evliyim. 2012-2014 yılları arasında Barış ve Demokrasi Partisinde il yöneticiliği yaptım. Halen Batman Barosuna bağlı fiili olarak avukatlık yapmaktayım.
SİYASET ARENASINA NE ZAMAN VE NASIL GİRDİNİZ?
Babam 1993 yılında devlet içerisindeki derin yapılanmalar tarafından katledildi. Babamın katledilmesinden sonra annem, babamın bayrağını devralarak O dönem HADEP’te fiili olarak yer almaya başladı. Annemin siyasetin içinde fiili olarak yer alması nedeniyle daha 8-10 yaşlarında Kürt Özgürlük Mücadelesiyle tanıştım. Fiili olarak çalışmalarda yer almasam da sürekli gözlemleyip okumaya çalıştım. Babam katledildikten sonra her Kürt çocuğu gibi hırslandım ve kendimce babamın katilini bulmak için avukat olmaya karar verdim. Bildiğiniz gibi 2009 yılında KCK operasyonları kapsamında partimizin bütün yöneticileri, çalışanları tutuklandı. Legal olarak çalışmalarını yürüten partimizin çalışmaları illegalize edilerek partimiz boşaltılmaya çalışıldı. O günlerde avukatlık, adalet hayalim bir kez daha yerle bir olmuştu.

SEBEP...
Çünkü legal siyaset yapmaya çalışan yöneticilerimiz İstiklal Mahkemeleri benzeri mahkemelerde yargılanıp, olmayan gizli tanık beyanlarıyla cezalandırılmaya başlandılar. Tam da bu dönemde 2012 yılında BDP il yöneticiliği görevini üstlendim ve fiili olarak siyaset içerisinde yer almaya başladım.
BU GENÇ YAŞINIZDA MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI OLDUNUZ; AİLENİZİN, ÇEVRENİZİN BU ADAY ADAYLIĞINIZA YAKLAŞIMI NE OLDU?
Aslında durum biraz farklı gelişti. Yani çevremin ailemin ısrarıyla başvuru yaptım. Etrafımdaki herkes Batman'da kadın aday adayların artması gerektiğini ve benim başvurmam gerektiği konusunda telkinlerde bulundu. Başvurduğumda ailem ve çevredekilere şu açıklamayı yaptım başvuru yapacağım; ama amacım koltuk değil, aday olurum ya da olmam bunun benim için hayati önemi yok, önemli olan HDP'ye güç vermektir. Başvuran bütün aday adaylarımız çok değerlidir, kim olursa olsun bu görevi layıkıyla yerine getireceğine inanıyorum. HDP şahıslar üzerine kurulmuş bir parti değildir, hele mevcut durumda bir çok dengenin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Tam olarak bu görüşlerimle çevremden çok olumlu tepkiler aldım. Genç bir kadın olarak başvurumun heyecan yarattığını görmek benim için en önemli olandı. Aslında amacıma da ulaştığımı fark ediyorum; çünkü HDP'nin gençleri, kadınları kapsayan bir siyasi geleneğe sahip olduğunu ve herkesin eşit şansı olduğunu tüm kesimlere göstermiş oldum.
YAKLAŞAN BİR GENEL SEÇİM VE DEVAM EDEN BİR ÇÖZÜM SÜRECİ VAR, BUNUN HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZ NELERDİR?
Kırk yıldır devam eden çatışma ve yüzyıllardır devam eden kimlik sorununun 2013 Newroz'uyla geldiği dönüm noktasıdır çözüm süreci. 28 Şubat'ta hükümet ile HDP heyetinin yaptığı ortak açıklamayla Sayın Abdullah Öcalan'ın 10 maddelik taslağı tüm kamuoyuna deklare edilmiştir. Ancak devlet erkinin yansıttığı ile asıl olan arasında büyük fark vardır.
NASIL YANİ?
Devlet sunulan 10 maddelik taslak yerine sürekli olarak PKK’nin silah bırakmasını ön plana çıkararak algılar üzerinde oynamaktadır. Bu şekilde algı oynamaları çok tehlikelidir. Zira süreçteki en ufak bir aksiliği Kürt tarafına yüklemek için ön hazırlık gibi görünmektedir. Esasında hükümet kendi üstüne düşen taahhütleri yerine getirmeden Kürt tarafına yükümlülük yüklemeye çalışmaktadır. Bu çok samimiyetsiz bir yaklaşımdır. Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı "Kürt sorunu yoktur, neyiniz eksik” gibi açıklamalarda bulunmuştur. Bu tür açıklamalar hükümetin samimiyetsizliğini göstermektedir. Kürt halkı 40 yıldır devam eden savaşın barışla sonuçlanmasını hükümetten çok daha fazla istemektedir. Zira her türlü provokasyona bu tür sert ve samimiyetsiz söylemlere rağmen barışta çözümde ısrar eden taraf Kürt tarafıdır. Bilindiği üzere meclisin gündeminde iç güvenlik paketi diye kanun taslağı bulunmaktadır. Bu kanun temel hak ve özgürlükleri tamamen ortadan kaldıran bir düzenlemedir. Meclisten geçirilmeye çalışılan kanun darbe kanunlarını anımsatmaktadır. Çözüm sürecinin daha çok demokrasi getirmesi beklenirken bu türden bir kanun korku rejimi getirerek insanları tamamen sindirmeye dönüktür. Çözüm süreci kapsamında biz daha çok demokrasi derken, mevcut ceza kanunu ve terörle mücadele kanunun değiştirilmesi beklenirken bu şekilde bir düzenlemenin mecliste zorla kan dökme pahasına geçirilmeye çalışılması korutucu ve umut kırıcı bir gelişmedir. Çözüm süreci kapsamında hükümetin önüne konulan 10 maddelik taslağıyla esasında yapılması gerekenler çok güç şeyler değildir, demokratik ülkelerde olması gereken koşulların oluşturulması talebidir. Hükümetin seçimden önce ivedilikle gerekli adımları atması gerekmektedir. Belirttiğim gibi sürecin bu şekilde sürümcemede bırakılması hükümetin seçime kadar oyalama politikası güttüğü ve seçimde istediği sonucu alması durumunda süreci PKK'nin silah bırakmaması bahanesiyle bitirmeye çalıştığı algısını güçlendirmektedir. Çözüm süreci seçime kurban edilmeyecek kadar hayati bir mevzudur. Bunu bütün kesimlerin anlaması gerekmektedir. Bu nedenle hükümetin acilen gerekli adımları atması gerekmektedir.
PEKİ, AYŞE ACAR BAŞARAN OLARAK ÇÖZÜM SÜRECİNE İNANCINIZ NEDİR, TÜRKİYE BARIŞINI YAKALAR MI?
2013 Newroz'u Kürtler ve tüm Ortadoğu halkları için umut günü olmuştur. Çünkü sadece Kürdistan'ın değil tüm Ortadoğu halkaları için önem arz etmektedir. Hükümetin mevcut tavrı umut kırıcı olabilir. Ancak bizler sürece olan inancımızı yitirmeyeceğiz, müzakere süreçlerinde duraksamalar olabilir; ama önemli olan tarafların samimi olmasıdır. Kürt tarafı bir canın dahi çok önemli olduğu şiarından yola çıkarak sürecin devamı için elinden gelenini yapmaktadır. Hükümet buna ne kadar ayak diretirse diretsin, birileri sürecin sonlanması için ne kadar zorlarsa zorlasın biz inancımızı yitirmeyeceğiz. Son olarak Kobani ve Şengal örneklerinden de gördüğümüz gibi Kürt Özgürlük Hareketi bütün dünyaya örnek olmuş, Ortadoğu’nun kaderini değiştirmiştir.
PEKİ, BUNDAN SONRA NE OLUR?
Uluslararası ve Türkiye'deki derin güçler bu süreci sabote etmek için ellerinden geleni yapacaklardır. Ama Bizler bu topraklarda acı çekmiş bütün ezilen halklar el ele verip sürecin sağlıklı sonuçlanması için mücadelemize devam edeceğiz. Sürecin sağlıklı devam edebilmesi için HDP'nin güçlenmesi adına tüm gücümüzle çalışacağız.
TAM DA BURADA ŞUNU SORMAK İSTİYORUM; HDP BARAJI AŞAR MI, AŞMAZSA NE OLUR?
Aşmazsa ne oluru hiç konuşmayalım; çünkü HDP barajı aştı bile. HDP son projesiyle bir çok kesimi kapsayacak bir aday listesi ortaya çıkaracaktır. Şuanda bile birçok parti ve fraksiyonla görüşmeleri devam etmektedir. Şuanda Türkiye'nin mevcut durumunda gerçek muhalefet yürütülecek bir partiye ihtiyaç duyulmaktadır. HDP bağımsız olarak meclise girerek oluşturduğu grupla bile ana muhalefet partisi gibi çalışmıştır. Ayrıca AKP'nin ortaya çıktığı mağdur pozisyonundan diktatörlük rejimine doğru gitmektedir. CHP ve MHP'nin, AKP karşısındaki durumu ortadadır. Türkiye halkları bir araya gelerek bu dikte rejimin son bulması için HDP'yi meclise taşıyacaktır.
PEKİ, SON OLARAK ŞUNU SORMAK İSTİYORUM; MİLLETVEKİLİ SEÇİLDİĞİNİZ TAKDİRDE BATMAN İÇİN PROJELERİNİZ OLACAK MI?
Aday olsam da olmasam da öncelikle bir Kürt olarak bizim için aslında tüm Türkiye ve dünya halkları için hayati öneme sahip olan çözüm sürecinin ilerlemesi mücadeleme devam edeceğim. Ayrıca bir kadın olarak partimizin siyasi geleneğinde var olan kadın-erkek eşitliği konusunda çalışmalar yapmak isterim. Dediğim gibi bizim parti olarak meselemiz koltuk değil, kim seçilirse seçilsin genelde Türkiye halkaları özelde Batman halkının demokratik ve insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesi için elinden geleni yapacaktır. Bence daha bundan büyük bir proje olamaz. | Röportaj | Ferit TUNÇ
Lütfen bekleyin..












