Lütfen bekleyin..
Kadının toplum içerisinde yerine getirmeye çalıştığı görevleri itibariyle sosyal hayatın işleyişine olan katkısı tartışılamaz bir konudur. Bu nedenle “kadının toplum içerisindeki konumunu” incelerken öncelikle her birey gibi ayrıcalıksız bir şekilde öncelikle eğitimini aksatmadan devam ettirmesi, toplum içerisindeki kişiliğini kazanması, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin sosyal hayatın sunduğu tüm imkanlardan faydalanabilmesi sağlanmalıdır. Bilinmelidir ki kadının özgürlüğü öncelikle kendi evinde başlar ve bu “özgürlüğü kısıtlanmadığı müddetçe”, hem kendisinin, hem de gelecekte yetiştireceği bireylerin toplum için daha faydalı olacaklarından asla şüphem yoktur...
Erkek egemen toplumumuzda maalesef ki kadının özgürlüğü, erkeğin izin verdiği kadardır. En basit örneği ile; erkek izin verirse kız okula gider, izin verildiği şekilde giyinir, izin verilen yere gidilir ve son olarak izin verilen kişi ile evlendirilir. Ataerkil toplumlarda erkeklere göre kadın, hep geri planda durması gereken, evi çekip çeviren, çocuk bakan, utanç ve namus kavramlarının omuzlarına yüklendiği gönüllü bir hizmetçi olarak görülür. Çoğu erkeğe; “kadının toplum içindeki yeri veya önemi nedir” diye sorduğumuzda alacağımız cevap bundan çok da farklı olmayacaktır. Ben de diyorum ki; “toplumun en küçük, ama en önemli yapı taşını oluşturan AİLE’ yi kadın ayakta tutuyorsa, o aileyi çekip çevirebiliyorsa, yeterli imkan sağlandığında onu en iyi şekilde yerine getirebiliyorsa ve en önemli unsur olan ‘dünyaya çocuk getirip, onu gelecek nesle iyi bir şekilde hazırlayabiliyorsa” kusura bakmayın ama evin direği erkek değil, KADIN’dır…
Ülke nüfusunun %50’sinden fazlasını oluşturan KADINLARIMIZIN bu erkek egemen kısır döngüsünü kırması için daha çok uzun yıllar mücadele etmesi gerekecek olsa dahi sahip olduğu hakları bildiği ve o hakkını almak için uğraş verdiği sürece, daha özgür kadınlar ve daha özgür bir gelecek sahibi olacağı kanaatindeyim. Bunun için; kadının, kağıt üzerindeki haklarını kullanmayı bilmesi, sahip olması gereken özgürlüğü almaya cesareti ve gücü olan kadınların yetişmesi şarttır.
Ekonomik yönden kadının özgür olması çok çok önemli olmakla birlikte, bu ekonomik özgürlüğün de bölgeler arası farklılıklar gösterdiğini yazmadan geçmek istemiyorum. Gelir düzeyi düşük kesimlerde yaşayan; bağ, bahçe, tarlada veya uzak şehirlerde mevsimlik olarak çalışan kadınlarımız, daha az bir ücretle, daha fazla çalışmasına ve yorulmasına rağmen maalesef yine hak ettiği değeri görmemekte ve bunun yanı sıra üstüne üstlük şiddet görmektedir. Gelir düzeyi az bir farkla da olsa yüksek olan batı kesiminde de bu durum pek farklı sayılmaz, burada da kadınlar doğu kadını gibi zorlu iş ve şartlarda olmasa dahi bir şekilde çalışır fakat erkekler tarafından yine aynı muameleyi görür. Yani kadının kaderi doğu ve batı arasındaki farktan ziyade erkeğin ona biçtiği değerle ifadelendirilmiş oluyor ne yazıkki…
Kadının toplum içerisindeki yerini, daha doğrusu erkeklerin gözünde kadının yeri ve değerini vurgulamaya çalıştığım yazımda (şu anki nesilden pek ümitli olamasam da), gelecek nesilden beklentimiz; kadınının değerini bilen, onun için daha özgür bir dünya sunan ve hak ettiği tüm imkanları kullanmasına olanak sağlayan, daha özgür ve mutlu kadınlar görmek için çaba sarf eden ve bu bilinçle yaşayan bir nesil yetiştirmeleri...