Lütfen bekleyin..

Hülya Özel - Diyetisyen

ÇOCUKLARDA OBEZİTEYE DİKKAT!

12 Aralık 2017, 13:01 - Okunma: 1508

Son yıllarda çağımızın hastalığı obezitenin (şişmanlık) görülme sıklığı tüm dünyada giderek artmakta. Obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından "Sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi" olarak tanımlanmakta. 

Eski dönemlerde obezite; güç, refah ve sağlık göstergesi iken, günümüzde tedavi edilmesi gereken bir hastalık, bir halk sağlığı problemi. Obezite; vücut sistemleri (endokrin sistem, kardiyovasküler sistem, solunum sistemi, gastrointestinal sistem, deri, genitoüriner sistem, kas iskelet sistemi) ve psikososyal durum üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden dolayı pek çok sağlık sorunlarına neden olmakta.

Günümüzde obezite çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklardan.  Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi ve Dünya Sağlık Örgütü işbirliğiyle gerçekleştirilen Türkiye Çocukluk Çağı Şişmanlık Araştırması (COSI-TUR-2016) sonuçları geçenlerde açıklandı. Araştırma sonuçları, çocuklar(6-9 yaş arası) arasında obezitenin arttığını gösteriyor. Obez çocuk oranı 2013’te %8,3 iken, 2016’da maalesef %9,9’a yükseldi. Yani bu demek oluyor ki her 10 çocuktan 1’i obez. Fazla kilolu çocuk oranı ise %14,6. Araştırmaya göre çocukların %6,1’i hiç et tüketmezken, %18,9’u haftada birden az tüketiyor.  Buna karşın şekerli bar, çikolata, bisküvi, kek, kurabiye ve abur cubur dediğimiz ürünlerin tüketim sıklığı istenilen düzeyin üstünde. Her gün en az bir saat fiziksel aktivite yapması gereken çocukların %10’a yakını dışarı çıkıp hiç oynamıyor. Çocukların %20’si ise bir saatin altında oynuyor. Televizyon ve bilgisayar başında 3 saat ve üzeri vakit geçirenlerin oranı %41. Aileler arasında tanı konulmuş hipertansiyon oranının %17,6 ; diyabet oranının %14,9 ; kolesterol yüksekliğinin ise %16,6 olarak tespit ediliyor. Çocukluk çağı obezitesinin yetişkinlik obezitesine yol açtığı ve pek çok kronik hastalık için zemin oluşturduğu düşünüldüğünde obezite ile mücadeleye çocukluk çağında başlamanın ne kadar önemli olduğu açıkça görülmekte.

 

Obeziteye (Şişmanlığa) Neden Olan Etmenler:

• Beslenme etmeni (erken süt çocuğu beslenmesi, yemek tarzı, damak tadı oluşması, hazır besin tüketimi, gazlı içecek tüketimi, reklamlar)

• Fiziksel aktivitede azalma (okul servisleri, asansör kullanımı, teknolojik araçlar, kentlerde yetersiz yeşil alan, spor dersini aksatma, televizyon, bilgisayar başında fazla zaman geçirme)

• Aile etmeni (genetik, beslenme alışkanlıkları, annenin çalışması, ekonomik nedenler)

• Sosyal sorunlar (apartman yaşamı, kent yaşamında olumsuz çevre)

• Psikososyal etmenler (büyük aile, parçalanmış aile, yaşlı anne, tek çocuk, aile içi geçimsizlik gibi)

Dikkat Edilecek Hususlar:

• Şişman çocuklar genellikle yumuşak, apatik, çekingen, sık öfke nöbetleri gösteren çocuklar olarak tanımlanır. Bu süreçte çocuk bilinçlendirilmeye çalışarak ve teşvik edilerek diyete uyum sağlanması kolaylaştırılmalı ve çocuğun aileyi örnek alıp etkilendiği de unutulmamalı.

• Öncelikle çocuğun beslenmesinde birinci derecede görevli olan annelerin ve diğer aile bireylerinin, eğitimin her aşamasındaki çocukların ve onları eğitecek olan öğretmenlerin, beslenme eğitimini alması ve bilinçlenmesi gerekmekte.

• Okul kantinleri denetlenmeli, okul kantinlerinde çocuğun sağlığı ve beslenmesine uygun besinlerin satışı sağlanmalı (süt, ayran, yoğurt, peynir, sandviç, taze meyve ve meyve suları gibi)

• Reklamlar denetlenmeli, özellikle çocukların ilgisini çekecek, enerji değeri yüksek, besin değeri düşük besin maddelerinin reklamları sınırlanmalı veya kaldırılmalı.

• Diyetisyen kontrolünde enerji dengesi sağlanmalı (çeşitli besinlerin besin değerleri, yaş, fizyolojik durum ve aktiviteye uygun beslenme)

• Eldeki olanaklar iyi kullanılmalı, güvenli besin seçimi, besin hazırlama ve pişirme ilkeleri, menü planlama vb. konular hakkında aile bilinçlendirilmeli

• Yanlış beslenme alışkanlıklarının düzeltilmeli. Öğünlerin düzenli olması, ara ve ana öğünlerde dengeli besin seçimi sağlanmalı.  Şeker ve şeker içeriği yüksek besin tüketimi azaltılmalı. Yeterli sebze ve meyve tüketimi ile günlük posa miktarı düzenlenmeli. Enerjisi yüksek içecekler tercih edilmemeli ancak sıvı tüketimi arttırılmalı. Günlük alınması gereken besinlerin sık öğünlerle (5-6 öğün/gün) verilmesi sağlanmalı.

• Yaşam biçiminin değiştirilmeli. Daha aktif bir yaşam tarzı geliştirilmeli, günlük yaşamda spor aktivitelerine yer verilmeli.

• Günlük yaşamın her yerinde çocuklara ödül olarak ya da iyilik niyetiyle ısmarlama şeklinde bakkaldan, marketten çikolata ve kek gibi abur cubur gıdalar alınıp verilmemeli. Onların yerine meyve gibi süt gibi daha sağlıklı seçimlerle bu yapılmalı.

Sonuç olarak önce insan, önce sağlık diyoruz ve geleceğimiz olan çocuklara daha sağlıklı yaklaşımlar istiyoruz. Önce ailemizi ve çocuklarımızı, sonra çevremizi sağlıklı beslenme konusunda daha da bilinçlendirmek hepimizin elinde. Unutmayalım ki sağlıklı anne-babalar ile sağlıklı çocuklar yetişir. 

Kendinize ve sevdiklerinize iyi davranın, sağlıkla kalın…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2825 gün önce
2836 gün önce
2849 gün önce
2968 gün önce
3073 gün önce
3108 gün önce
3141 gün önce
3154 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=