Lütfen bekleyin..

Civan DEĞER

Kobanê düşerse Urfa, Antep, Antakya da düşer...

16 Ekim 2014, 18:05 - Okunma: 1737

Prof. Dr. Özer: Türkiye sırat köprüsünde
Kürt’ler ile ilgili sosyolojik ve tarihsel boyutu ile ilgili önemli araştırmalar yaparak kitaplar yazan Kürt Profesör Ahmet Özer Ahmet Özer Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendirerek, IŞİD ile ilgili önemli tespitlerde bulundu.  Gazetemizin sorularını cevaplayan sosyoloji Profesörü Özer, Türkiye’nin Kürt’ler ile ilgili politikasını da değerlendirerek, Kobanê’nin düşmesi durumunda ‘Urfa, Antep ve Antakya’nın da düşeceğini söyledi. ORTADOĞU VE IŞİD

IŞİD çetelerinin Rojava’nın kalbi sayılan Kobanê’yi günlerdir muhasara altında tutup ağır silahlarla saldırarak, insanları; çoluk çocuk demeden katlettiğinin altını çizen Prof. Dr. Ahmet Özer, “IŞİD, toplu mezarları göstere göstere insan cesetlerini dolduruyor. Pornografik biçimde insanların boğazını kesiyor, yüz bini bulan insan seli dramatik bir biçimde yerinden yurdundan ediliyor, Türkiye ise susuyor, seyrediyor” dedi. 

“Daha dün Mısırdaki bebek için ağlayanlar, Gazze için kükreyenler kendi vatandaşlarının yakın akrabaları, soydaşları katledilirken neden susuyor?” diyen Prof. Dr. Ahmet Özer, “İster istemez bu durum sorular sormamızı gerektiriyor; acaba Türkiye Rojava kırmızı çizgimizdir, burada özek bir Kürt yapılanmasına izin vermeyiz dediği ve aslında kendilerinin yapamadığını IŞİD yaptığı için mi susuyor? Ya da buradaki PYD üzerinden PKK’yi güçsüzleştirilerek masaya öyle mi oturmak istiyor? Veya Kerkük- Ceyhan petrol boru hattına alternatif bir boru hattının buradan geçirilebileceği ihtimalini mi ortadan kaldırmaya çalışıyor? IŞİD vursun Kürtler Türkiye’ye kaçsın, böylece bir taşla iki kuş vurayım; bir taraftan Rojava’nın demografyasını bozarak, insansızlaştırıp güçsüzleştirirken öbür yandan da dünya kamuoyuna mültecilere kucak açan bir görüntü mü sergilenmek isteniyor? Ya da bunların hepsi” ifadelerini kullandı.

PROF. ÖZER İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ ÖZEL RÖPORTAJ ŞÖYLE:
TESPİTLERİNİZE GÖRE CEVAPSIZ SORULAR YANIT BULMALI

Bu soruların cevapları kamuoyuna açıklanmalı, çünkü bu ülkenin yurttaşları olarak,  olup biteni bilmek istiyoruz. Bir demokrasiyi diğer rejimlerden ayıran en temel fark açıklık rejimi olması değil mi? Yeni Türkiye de demokrasi yolunda dörtnala ilerlediğine göre! O zaman bunlar neden açıklanmıyor? Üstelik düne kadar rehineler nedeniyle elimiz kolumuz bağlı derken bu gün bu bahane de kalmadığına göre neden hala bir girişimde bulunulmuyor? Hani Türkiye büyük bir devletti, onsuz Ortadoğu’da yaprak kımıldamazdı? Bırakın Ortadoğu’yu, yaprak kımıldamayı, sınırın üç-beş km ötesinde vahşet dolu katliamlar yaşanıyor. Bu vahşetler yaşanırken seyirci kalmak bölgesel bir güç olan Türkiye ile ne kadar bağdaşıyor? 

TÜRKİYE SALİH MÜSLİM’E VERDİĞİ SÖZÜ TUTMADI MI?

Evet, yazarken sorular soruları kovalıyor? Bu soruları uzatmak da mümkün. Ancak bugünü anlamak bakımından geçmişi kısaca biraz hatırlayalım. Suriye’nin kuzeyinde PKK’ye yakınlığıyla bilinen PYD ile El Kaide bağlantılı El Nusra örgütü arasında şiddetli çatışmalar devam ederken Ankara’da hareketli günler yaşanmış; devletin üst kademesinde zirve üstüne zirve yapılmıştı. PYD konusundaki öngörüleri gerçekleşmeyen Ankara “Her türlü tehdide anında cevap verilecek, herhangi bir terör unsurunun sınır boylarımızda olmasına asla izin vermeyiz’’ demiş, sertlik politikası işe yaramayınca da diyalog kurularak sadakat politikası oluşturulmaya çalışılmıştı. Hatta bir ara çözüm süreci kapsamında diyalog kurduğu Kürt liderler üzerinden PYD’yi kontrol etmeye çalışmış, PYD lideri Salih Müslim Ankara’ya davet edilerek bu yöntem işletilmeye çalışılmıştı. Fakat IŞİD saldırıları ortaya çıkınca Türkiye bu politikaya sadık kalmadı. Üstelik bu görüşmenin ardından PYD’nin kurcusu Kürt Yüksek Konseyi üyesi İsa Huso’ya suikast düzenlendi. Bu suikasttan sonra PYD lideri Salim Müslim “Bizim Türkiye hakkında hala kuşkularımız var” şeklindeki demeçleri basına yansıdı. Ayrıca PYD’ye karşı savaşan İslamcı El Nusrayı desteklediği daha sonra IŞİD’e “her türlü” destek olduğu iddiaları ortalığı kapladı. 

Ortadoğu ve Kürt’lerin durumu ne olacak? Ya da nasıl olmalı?

Kürt hareketi şunu iyice bilmeli ki artık her parça ayrı ayrı kendi başının çaresine bakmakla bir yere varamaz. Birinci öncelik birliktir. İkinci olarak Ortadoğu’daki her ülke Kürt’leri yeri ve zamanına göre bir başka ülkenin arka bahçesinde çıkaracakları bir yangın olarak görüyor ve kendince kullanıyor. Yıllarca Berzani- Taleabani Irak-İran arasında böyle bir anlayışla kullanıldı. Benzer bir durumu Kürdistan bölgesel yönetimi ile Türkiye ilişkilerinde yaşadık. Şimdi aynı şey Suriye bağlamında Türkiye tarafından kullanılarak devreye sokulmaya çalışılıyor.  Nitekim Erdoğan’ın son çıkışı bu anlamda son derece manidar bir durumu sergiliyor. Kürt’ler artık birlik olmalı ve ona göre davranmalı. Ne olursa olsun bu yüzyıl Kürt’lerin yüzyılı olacak.

IŞİD BUGÜNKÜ DURUMA NASIL GELDİ?

Öncelikle ABD işgalinin yarattığı ortam, sonra Maliki’nin Sünni politikası bir zemin oluşturdu. Suriye’de Esad’ın ve Irak’ta Malikinin mezhepçi Şii ve Alevi politikası karşılarında Sünni Vahabi ve Selefici’leri ortaya çıkardı. Önceleri Arabistan katar gibi ülkeler de destek verdi Esad devrilsin diye. En başta da Türkiye tabi. Bu esnada Kaide’den ayrılanlar Nusra ve IŞİD olarak kendi aralarında ikiye ayrıldı. Nusra öncelikle Esadı devirmeyi hedeflerken IŞİD kurtarılmış bölgeler yaratıp burada şeriat ilan etmeye yöneldi. Bu zemini bulunca da Musul’a saldırdı, Musul’da bulunan ve Maliki rejiminden hoşnut olmayan Arap aşiretleri başta olmak üzere Saddam’ın artıkları da onlara destek oldu. Irak ordusu da orayı terk edince, hem epey kaynak hem de silah ele geçirerek güçlendi, motive oldu ve bunun üzerine sağa sola saldırmaya başladı. Önce Irak Kürdistan’ına saldırdı. Orada bir şey elde edemeyince bu kez Rojava’ya ve Kobanê’ye yöneldi. Şimdi Kobonê’yi düşürmeye çalışıyor, Türkiye de bunu seyrederek bir nevi IŞİD’e destek oluyor. 

Daha önce insan, maddi ve lojistik destek sağlayan Türkiye koalisyonun baskısıyla şimdi sursak destek oluyor. 

IŞİD ÇETELERİ KÜRT’LER ARASINDA NASIL DESTEK BULDU?

70’li yıllardan itibaren yurt dışına çıkıp özellikle Suudi Arabistan, Mısır ve İran’a giden talebelerin her biri döndüğünde, gittikleri ülkelerin siyasal İslamcı fikirlerini de beraberinde getirerek o fikirlerin havariliğine soyundu. Mısır ve Suriye’den dönenler “İhvancı”, İran’dan gelenler “Humeynici”, Suudi Arabistan’dan dönenler ise “Neo-Selefi, Vehhabi” bir anlayışla ciddi örgütlenmeler içine girdiler. O zamana kadar Kürdistan medreselerinde esamisi bile okunmayan bu yeni akımların broşür ve risaleleri de girmiş oldu. Artık ders sırasında ve ders aralarında meleler (imamlar) ve feqîler (talebeler) ciddi siyasi tartışmalar içine girdiler. Bu iş bir adım daha ileri boyuta varıp bu kez her anlayış kendi medresesini kurdu. Hangi medresenin hangi akımı temsil ettiği biliniyordu. Medreseler ilmi faaliyetlerden çok, “örgüt merkezi” olarak kullanılmaya başlandı. Genç feqîler “Mem –û Zîn” yerine histerik ve melankolik bir halet-i ruhiyeyi de yansıtan “yoldaki işaretler, din budur, Afgan cihadında Rahmanın ayetleri, Mushaflar ve bombalar, İdamlık genç, vb. kitaplar okuyordu.

Asıl kök salma ve yayılma ise söz konusu fikri hareketlerin teorisyenleri konumunda olan zatların kitaplarının yoğun bir şekilde tercüme edilip ekmek peynir gibi belli başlı kitapevlerinde satılıp teşhir edilmesiyle oldu. Dini anlamda ciddi bir açlık ve boşluk yaşayan yığınla gençler, bu kitapevlerinin etrafında öbeklenerek ciddi bir örgütlenmenin de içine girdiler. 

Hasan el-Benna, Seyyid Kutup, Mustafa Meşhur, Fethi Yeken, Said Havva, Abdullah Azam, Abdulkadir Udeh, Humeyni, Mevdudî, v.s gibi zatların kitapları en ücra köylere bile ulaşıyordu. İmam-hatip liselerinin kültür düzeyi Emine Şenlikoğlu, Hasan Nail Canat, A. Günbay Yıldız, Ahmet Pakalın romanlarının birikimi(!) kadardı. Afganistan, Çeçenistan, Filistin, Bosna, vb. ülkelerde devam eden antiemperyalist cihad hareketlerinin gençler üzerinde sağladığı aşırı motivasyon da göz önünde bulundurulduğunda, bu tür radikal akımlar için lazım olan mümbit zemin de sağlanmış oldu.

Kafasına Arapça bandaj sarıp yüzünü Arap puşisi ile örten ve elinde silah taşıyan kışkırtıcı figür, gençlerin macera tutkusunu iyice gıdıklıyordu. Bu tür akımlarının Kürt coğrafyasına girmesine sebep olan faktörlerden biri de, Kürt illerinden batıya okumak veya çalışmak için gidenlerin Türk-İslamcılarla tanışıp dönüşte bu fikirleri kendi memleketlerinde de yaymasıyla siyasal İslamcı partiler Kürt coğrafyasında etkili oldu. Seksen ve doksanlı yıllara gelindiğinde ise artık tercüme kitaplar hemen her evin başköşesini doldurmakla kalmamış, binlerce gencin beynini de allak bullak etmişti. Kendisi gibi düşünmeyen babasına ve annesine bile “kâfir” “münafık” “mürted” “fasık” diyen yığınla genç ortalıkta terör estiriyordu. Kur’an'dan belli birkaç ayeti ezberleyip slogan olarak kullanan bu serseri mayınların risk potansiyeli iyi hesaplanamadığı için IŞİD gibi yapıları sürekli doğurup besleme potansiyeli de canlılığını hep korumuştur.

Devletin birtakım kirli amaçlar için talere edip zaman zaman lojistik destek sağlamayı da ihmal etmediği bu tür yapılar, IŞİD ve benzerlerine “Eleman İhtiyacı”nı giderip gerektiğinde kendi dindaşı ve ırkdaşına karşı savaşmaktan bile geri durmadığını görmekteyiz.

Adıyaman, Bingöl, Diyarbakır, Batman, Mardin gibi Kürt nüfusunun yoğun yaşadığı şehirlerden IŞİD’e katılımın bu kadar yoğun olması, o dönemlerde kirli ellerle bu topraklara çalınan zehirli mayanın maalesef tuttuğunun da ispatı. Siyasal İslam tarzı radikal oluşumlar her ne kadar geleneksel Kürt unsuru ile ciddi bir doku uyuşmazlığı yaşasa da, onlarca yıllık çabanın sonucunda azımsanmayacak bir seviyeye ulaşmıştır. Bu problemli yapılarla mücadele etmenin en iyi yolu, bin yıldan beridir Kürtlerin kılcal damarlarına kadar işlenmiş ve Kürt kültürüyle harmanlanmış İslam’ı doğru bir sunumla yeniden canlandırmaktan geçer. | Devamı Yarın

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=