Lütfen bekleyin..
Bizim insanımız gerçekten iyi niyetlidir. İyi niyetinin ardında art niyet aramazsınız. Temiz yürekli, saftır. Saflığı cehaletten değil, güzelliğinden kaynaklanır. İçindekini olduğu gibi söyleyiverir. İçinde kötülük yoktur hani. Bu davranışını o kadar rahatlıkla ifade eder ki…
Uzun bir süredir kendisini görmemiştim. Kendisini her gördüğümde elini dişlerine götürüverir. Bana dişlerini gösterir ve tedavi olması için başından geçenleri anlatmaya çalışırdı. O arkadaşımın ağzını dişlerine götürmesine öyle alıştım ki, anlatamam.
Dişinden o kadar acı çekmişti ki, onu bir tek kendisi biliyordu. Nihayetinde çeken bilir!…
Arkadaşım diş konusundaki sıkıntılarını sokak ortasında herkesin içinde anlatmaya başladı. Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine gittiğini dişi için köklü bir çözüm bulunmadığından yakındı.
İkide bir parmaklarını ağzına koyuyor, yanımdan geçenler bir bana birde arkadaşıma bakıyordu. Bana bakanlar diş hekimi olduğumu sanıyor, gidenler 3-5 adım sonra benim için “belki tanırım” düşüncesiyle tekrar dönüp bakıyorlardı. Sokak ortasında diş kontrolü mü olur demeyin, oluyordu işte…
Bana dişlerinin hangi bölgesinde ne gibi hataların işlendiğini tek tek anlatmaya çalışıyordu. El parmaklarının biri dişinde, diğeri ile de benim elimi tutuyordu.
Kendisinin parmaklarını sıklıkla ağzına götürüp benim elime değmemesi için fıkra anlatmam, başımdan geçen olayları anlatmam çare olmadı. İllaki ağzına götürdüğü parmaklarıyla benimle tokalaşacaktı. İkide bir elini ağzına götürmeyi de ihmal etmiyordu. Ben istemsizce, refleks olarak elimi her çektiğimde neredeyse benim parmaklarımı da ağzına götürecekti.
“Yok mu beni kurtaracak bir baba yiğit” diye etrafıma bakıyordum, maalesef yanımdaki arkadaşım bile bir bahane ile benimle arkadaşımı yalnız bırakarak bizden yaklaşık 10 adım öteye gitti ve beklemeye koyuldu.
İşimin acil olduğunu kendisini en kısa zaman içerisinde tekrar göreceğimi belirterek hızla uzaklaşmaya çalıştım ki,
-Haydi görüşürüz. Diyerek elimi sıktı.
Benim elim havada kaldı. O arkadaşım ise çekip gitti.
El parmaklarını sürekli ağzına götüren, takma dişini çıkarıp bana üzerinde yapılan yanlış uygulamalardan dolayı sitemde bulunan bu arkadaş benden uzaklaşırken, yanımdaki arkadaş “seninle bir daha tokalaşmam” diyor başka bir şey demiyordu.
Neyse, elimin biri açık vaziyette havada, diğer elimde poşet, dolaşıyorum. Görenler neden elimin havada olduğuna bir anlam veremedi. Gerçi bilseler herkes benden uzaklaşacaktı ama hadi neyse…
İşte bizler böyleyiz, yaz aylarında ellerimiz ve yüzümüz terli bile olsa, elimiz deyim yerindeyse kana bile bulansa, toz, çamur içerisinde olsa gördüğümüz kişilerle mutlaka tokalaşırız.
Tokalaşmadığımız zaman yanlış anlaşılmalara neden olabilir düşüncesiyle hareket ederiz. Bu da çoğu zaman şöyle yorumlanır:
-Bak hele, bir makam mevki sahibi oldu…
Böbürlendi. Denilmemesi için…
Aynı şekilde,
Kış aylarında öksürürüz, aksırırız elimizin içindeki tüm bakterileri, sırf karşımızdaki “yanlış anlamasın” diye tokalaşırız.
Karşımızdaki sırf “yanlış anlamasın” diye onun ve onun hayatındaki çoluk ve çocuğu düşünmeden kendi bakterilerimizi onlara bulaştırırız.
Havalar yavaş yavaş ısınmaya başladı.
Tuvaletten çıktıktan sonra ellerini suya sabuna dokunmayanları görüyoruz,
Okey masalarında elini burnuna götürüp de okey taşlarına bulaştıranları da…
Ya o güzel ellerini çay şekerlerine daldırıp farklı şeker arayanlara ne demeli?