Lütfen bekleyin..
Yolsuzluk, sansür, yasak, sefalet ve çaresizlik adına ne aransa vardı. İşsiz gençler ve işçiler öfkeyle sokağa çıktılar. Zamlar geri alınsın, hükümet istifa etsin, yolsuzluklar önlensin, 93 anayasasına geri dönülsün diye haykırdılar.
Zamlar geri alındı, hükümet istifa etti ama Nazarbayev'in kurduğu sistem olduğu gibi ayaktaydı. Mesela ardıl Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ülkeyi yönetiyor ve göstericilerle görüşmeyi reddediyordu. Dağınık, liderden yoksun göstericiler özgürlük diye bağırmaya başladılar. O kadar kalabalıklardı ki Kazak polis ve askeri onları durduramadı.
Sonra terörist ilan edildiler. İlginç değil mi? Bazı Rus, Türk ve Kazak Tv'lerinde, ağız birliği edilmiçesine protestoya katılanlar "terörist" diye adlandırıldılar. Aynı gece Kazak ordusu, protestoculara kurşun sıkmayı reddetmişti. Protestocu gençler terörist ilan edilmişti, peki öyleyse Rus askerini Kazakistan'a çağıran Nazarbayev'in uşağı Tokayev'e ne denilmeliydi?
Olup bitenlerin arkasında daima büyük bir güç aramaya çalışan komplocuların yazıp çizdikleri onurlu Kazak Halkına hakaretti. Bundan sonrası için elbette her odak kendince istediği sonucu elde etmesine hizmet edecek grup veya grupları destekleyecekti. Ancak illa da bir güç aranacaksa bu ayaklanmanın sonunda hangi devlet veya devletlerin kazançlı çıktığına bakılmalıydı.
Rusya'nın, tıpkı Çin gibi emperyalist bir ülkedir, Kazakistan'ın batısına, yer altı zenginliklerinin barındığı bölgeye asker göndermesini talep edenler, kötü yönetilmeye karşı sesini yükselten onurlu Kazak Halkını sırtından bıçaklamış oldular. Umarım kazanan halkın direnişi, kazanan hak ve özgürlükler ile bağımsız Kazakistan olur.
ABD emperyalizmi kötü de Rus emperyalizmi iyi mi, diye sorarım?
Rusya'nın asker yolladığı ülkelerin tamamında sansür, yasaklar, oligarşi ve diktatörlük hakimdi. Ve o ülkelerin tamamında yolsuzluklar yüzünden halkın çoğunluğu sefalet altında hüküm sürüyordu. Rus askerine sevinenlere akıl fikir dilemeli. Kazakistan'ın 31 yıllık bağımsızlığına gölge düşmüş olmadı mı?
Pazar işlerken birbiriyle amansız bir rekabet içinde olan burjuva sınıfı, sermaye tehlikeye düştüğü vakit rekabeti terk edip sapasağlam bir blok gibi davranırdı. Bu durumda en iyi dayanışmayı işçi sınıfı değil burjuva sınıfı yapardı. Kazak milliyetçisi olan burjuva liderleri Kazakistan'ın ebedi düşmanı olan Rus askerini kendi açtıkları kapıyla ata yurtlarına ortak etmiş olmadılar mı? Kazakistan'dan alınacak epeyce dersler vardı.
Bu arada dünyanın yükselen süper gücü olma iddiasındaki Türkiye'nin olaylar karşısındaki etkisizliği, "Türk Birliği" ülküsünün aslında safsatadan öteye geçmemiş olmasının yarattığı hayal kırıklığı, süper güç oluşa gönülden inanan fanatikleri mağlubiyet havasına sokmuş oldu.
Kurucu liderin heykellerinin göstericiler tarafından yıkılması ironi içerse de bir fikir devrimidir: Şayet günün sonunda olaylar bastırılırsa kitlelerde pişmanlık, olaylar bastırılamaz da bir siyasal sistem değişimi getirirse kitlelerde kahramanlık olarak anılacaktır.
Mesele sınıfsal olsa da anlaşıldı ki söz konusu çıkarlar ve makam hırsı olunca, liderler kolaylıkla u dönüşleri yapabilirmiş. Rus Ordusunu çağırıp, koltuğunu korumak için Kazak Halkını kurşunlatan Tokayev, o onurlu halkın tırnağı bile etmezmiş. Bir gün işlediği bu büyük suçun da hesabı görülür diye umalım.
Sonuç niyetine;
"Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu..."
N.Hikmet
Seyfi Elçiboğa