Lütfen bekleyin..

Seyfi Elçiboğa

Öğretmenlerin Çözemediği Problem

26 Ekim 2022, 16:28 - Okunma: 537

Romanya gibi istisnalar hariç Avrupa'nın genelinde ortaöğretimde haftalık ders saati 30 saat ve altıdır. Bizde ortaokullarda 35, liselerde 40 saat ders okutulur. Öğretmenlerin çalışma saatleri de doğal olarak ortalamanın üzerinde. Buna rağmen PISA sıralamasında payımıza düşen 40'ıncılık(!) Neden?

Nedeni kısa kısa anlatmak güç. Mesela göstergeler biçimsel olduğu için yanıltıcı da olabiliyor. Kimi okullarda derslerin rahatsız edici seviyede boş geçtiği, okulların temel ihtiyaçlarının karşılanamadığı, çoğu yoksul öğrencinin başka işlerde çalışıp derslerini aksattığı görülebilir. Sürekli değişen ancak bir türlü arzu edilen düzeyde gelişme sağlayamadığı için nihai sitem olarak ifade edilemeyen eğitim sisteminin yapısal ve fiziki sorunları var. Ancak daha önemli sorunlar da var. Eğitim camiasının dağınık ve parçalı yapısı.

2000 öncesinde dershaneler okullardan öğretmen transfer eder, haftada 15 ders karşılığı sözleşme imzalanır, girilecek her ek ders için makul düzeyde bir tutar sözleşmeye eklenirdi. Şartlar her bakımdan milli eğitimden iyi olurdu. O yıllarda özel sektör öğretmenleri için sendika da yoktu.

Plansızca açılan üniversitelere ve geometrik seri gibi artan mezun sayısına karşın seneler içinde kadrolu öğretmen alımları düşürüldü. Sayıları yüz binleri aşan öğretmen adayları stajerlik adı altında sömürüldü, geri kalanlarsa özel eğitim kurumlarında haftada 60-65 saat ders vermek zorunda bırakıldı.

Dershaneler de bir bir kapanınca işsiz kalan öğretmenler bu defa üç harfli marketlerin bel kemiği oldu. Böylece öğretmenlere yönelik ahali nezdinde kamu-özel ayrımı derinleşerek kalıcı hale gelmiş oldu. 

Gel gelelim kamuda çalışan öğretmenlerin koşulları da günden güne zorlaşıyordu. Vekil, ücretli, sözleşmeli ve kadrolu öğretmen ayrımı personel barışını yerle bir etti. Liyakatsizlik öyle bir hale geldi ki öğretmen tayininde fen lisesi-meslek lisesi ayrımı dahi kalktı. Ek derslerde branşın önemi kalmadı. Partizanlık, kariyer tayininde temel kriter haline getirildi.

Sonuç olarak öğretmenler mesleğini icra edemez hale geldi. Aidiyet duyguları paramparça edildi. Toplumu aydınlatması gereken sayıları milyonu aşan öğretmenler kabuğuna çekildi. Bakanlığın kendileri ve eğitim aleyhinde olan bir çok yanlış uygulamasına boyun eğdiler. Binnetice bugün öğretmenlerin üye olduğu en güçlü, en kalabalık ve tek yetkili sendika bakanlığa öğretmenin zorunlu ders saatini 30'dan 40'a çıkarmayı teklif edebiliyor. Ayrıca bakanlık ÖMK diye kendince tasarladığı sorunlu bir meslek kanununu, kariyer planlaması adı altında dayatabiliyor, üstelik öğretmenleri tek bir sınava tabi tutarak. 

Normal şartlarda topluca istifa edilmesi gerekirken cılız homurdanmalar dışında tepki vermiyor, veremiyorlar. Özetle örgütlü değilse, fertlerinin salt bilinçli olması, bir meslek grubunun çalışma şartlarının kötüleşmesini engellemek için yeterli bir kriter değildir. Örgütlenmenin önündeki en ciddi engel İfade özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Sorunlar dile getirilemezse, çözüm yolları bulunamaz. Dolayısıyla bir çözümün etrafında kenetlenerek görev ve sorumluluk alınamaz. Kısacası örgütlenme olmaz. Koca bir topluluğun yalnız bırakılan alfa bireyleri de yükün altından kalkamaz. 

Seyfi Elçiboğa

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
1426 gün önce
1448 gün önce
1597 gün önce
1611 gün önce
1650 gün önce
1660 gün önce
1707 gün önce
1722 gün önce
1740 gün önce
1757 gün önce
1781 gün önce
1832 gün önce
1833 gün önce
1834 gün önce
1859 gün önce
1862 gün önce
1869 gün önce
1876 gün önce
1879 gün önce
1904 gün önce
1995 gün önce
2003 gün önce
2029 gün önce
2030 gün önce
2031 gün önce
2044 gün önce
2052 gün önce
2066 gün önce
2136 gün önce
2163 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=