Lütfen bekleyin..

Abdullah Basmacı

“Beni” Kör Kuyularda

13 Kasım 2019, 11:46 - Okunma: 1445

Okuduklarımı paylaşmakla görevlendirilmiş bir elçi olarak sizlere Hasan Ali Toptaş’ın son kitabı “Beni Kör Kuyularda” dan söz edeceğim.

“Davranışlar, herkesin kendini seyrettiği bir aynadır,” der Geothe. Peki bu söz “beni” kör kuyularda olanlar için de geçerli mi?

Bir “Seyir Felsefesi” olarak “Beni Kör Kuyularda” kitabı, Kant’ın gökyüzünü seyretmesinden, Nietzsche’nin kırbaçlanan atı izlemesinden ve hatta Berkeley’in “Varolmak, algılanmış olmaktır” felsefesinden çok daha farklı bir anlayıştadır. Ne Kant’taki gibi olumlu yönde merakı ne Nietzsche’de olduğu gibi vicdanı ne de Berkeley’de olduğu gibi farkındalığı, olmaklığı yansıtmıyor. 

Beni Kör Kuyularda kitabı, bir olayın veya durumun nasıl seyir objesine dönüştüğünü, seyir eyleminin düşünceye nasıl ket vurduğunu ve bu zincirleme olaylar içinde “benlerin” nasıl kör kuyularda hapis yaşadığından söz etmiş. 

Her şey Güldiyar’in yaşadığı veya seyirci kaldığı bir olayın/durumun yaşanmasıyla başlıyor. Sonrası ise kör kuyulardaki benlerin pislikleri ve o pisliklere ön ayak olan kirlerin çark seslerinden ibaret sayılmasın. Çünkü sayıları az da olsa o çarktan ve kirlerden uzak durmak isteyenler de yok değil. Örneğin Halil, dönen bu kirli çarktan o kadar iğreniyor ki onlar için “onlardan nefret etmeyenin sevgisi de yalandır” diyebiliyor. Onlardan ve yaptıklarından nefret edilince asıl gerçek sevgiye sahip olacağını söylüyor. Bu nasıl bir duyarlılık değil mi? kimin var bir Halil’i?

Size bir tavsiye: Bu kitabı “Beni Kör Kuyularda” okuduğunuzda yamacınıza bir kişiyi oturtun. O kişiye gözlerini kapatmasını söyleyin. O gözlerini kapatınca siz sesli bir şekilde kitabı okuyun. Okuduğunuz yerleri yamacınızdaki kişi hayal etsin… Güldiyar’ı düşünsün, onu izleyenleri, çekirdek satanları, yokuş çıkanları, Nedim’in hareketlerini hayal etsin, gelip payını alıp duruma müdahale etmeyen rüşvetçi polisleri ve o polisleri bir umut sanıp umudu yiten Müzaffer’in tasvir edilmiş tüm mimik ve jestlerini canlandırsın zihninde. Siz okudukça o köyden kente göç etmiş bir ailenin kaybolan çocuğunu ve o çocuğun bir gün geleceği umudunu taşıyan babanın kelimelerle çizilmiş hatta duyguya bürünmüş portesini hayal etsin. Bahriye’nin kızına kondurmak istemediği hatayı, komşusu Emine’ye sırf bu nedenle uydurduklarını canlandırsın hafızasında. Cevher’in sevdiği için üflediği o acıklı klarnetin sesini duysun. Ağlaması için Güldiyar’ın sırtına batırılan bıçağın acısını hissetsin…  Evet bu kitabı okuduğunuzda yanınıza birini oturtup ona sesli okumayı unutmayın.! Çünkü o kişinin hayal etmesi ve canlandırması gereken çok şey var yazmadığım.

Not: Hasan Ali Toptaş’ın Everest yayınlarında yayımlanan tüm kitap kapaklarının analizi ayrı bir yazının konusu olsun. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
merve
2384 gün önce
Hasan Ali Toptaş'ın tüm kitaplarını okudum. Bu son kitabını daha alamadım. Yazınızı okurken almak için geç mi kaldım? diye düşündüm. Hemen bugun alıp dediğiniz gibi oda arkadaşımı yamacıma oturtup okuna okuyacağım. Tavsiye için teşekkür ederim. Kapak analizi yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Yazarın Diğer Yazıları
1914 gün önce
1982 gün önce
2161 gün önce
2251 gün önce
2255 gün önce
2500 gün önce
2635 gün önce
2719 gün önce
2724 gün önce
2726 gün önce
2759 gün önce
2909 gün önce
2934 gün önce
3006 gün önce
3049 gün önce
3060 gün önce
3064 gün önce
3158 gün önce
3171 gün önce
3191 gün önce
3242 gün önce
3263 gün önce
3277 gün önce
3289 gün önce
3305 gün önce
3324 gün önce
3338 gün önce
3360 gün önce
3368 gün önce
3387 gün önce
3393 gün önce
3423 gün önce
3458 gün önce
3466 gün önce
3473 gün önce
3478 gün önce
3484 gün önce
3504 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=