Lütfen bekleyin..
Yazı başlığımı, yazımla ilgili okumalar yaparken Hece Dergi’sinin “Edebiyatçı Mektupları” özel sayısında gördüm. Tahir Abacı ile aynı başlığı atmışım. “Mektuptan E-Posta’ya” ve o an aklıma iki şey geldi. Birincisi; Aziz Nesin’in “Susarak” şiiri, ikincisi; Çetin Balanuye hocamın söylediği bir söz.
Aziz Nesin, susarak şiirinde “söylenmemiş söz yokmuş” diye başlar. Çetin Balanuye hocam da “Bir şey yazıldı mı mutlaka ama mutlaka birileri tarafından okunur, istediğin kadar sansürle, yak, toplat, sakla fayda etmez” demişti.
İşte ben de bu nedenle Aziz Nesin’e katılarak yazımın başlığını değiştirmedim, değiştirmiyorum. Ve Çetin hocamı da dinleyerek okunacağını bildiğim için bu yazıdaki olayı böylelikle ifşa ediyorum. Varsın okunsun ya da okunmasın.
Herkes edebiyatçıların veya ünlü kişilerin mektuplarından söz eder hep. Hâlbuki nice tanınmayan kişiler vardır mektuplaşan… Ve genel kanı ise mektuplarda kişilerin bilmediğimiz özelliklerinin saklı olduğu yönünde. Ama ben bu kanıya tamamıyla katılmıyorum. Çünkü yazılmış mektuplardan sadece birkaç türün bu denilene uyduğuna inanıyorum.
Aşk veya aile bireylerine yazılan mektuplar inandıklarımdandır mesela…
Aşk ve aile bireylerine yazılan mektuplar kişiye yapmacıklığı yasaklar. Daha çok duygudan doğan sözcük dizimlerdir o tür mektupların satırları. Kaygı gütmezler. İfşa olmaktan korkulacak sözcükleri yoktur. Bu yüzden de samimidirler. Kim aksini iddia edebilir ki (Ahmet Arif’in “Leylim Leylim”, Cemal Süreya’nın “On Üç Günün Mektupları”, Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Evime ve Nihal’e Mektuplar” Erdal Öz’ün “Türkan İldeniz’e Mektuplar”, Nazım Hikmet’in “Piraye’ye Mektuplar”… ) bu saydığım mektupların böyle olmadığına?
Niye mi böyle düşünüyorum?
Çünkü mektupların türlü türlü çeşitleri vardır. Yukarıda söz ettiğim (aile bireylerine veya aşk mektupları) bu türlerden birincisiyken. Tanınmış bazı kişilerin edebi veya iş mektupları yazması ikinci türdendir. Ki özellikle de ikinci türden mektup yazanların ileride bir yazı dizisi olarak veya bir kitap cildinde birleştirme gibi bir düşünce içinde olduklarını da biliyoruz. Günümüzde bile bu söylediklerimi doğrulayan isimlerin olduğunu görmekteyiz.
Birinci tür mektupların da basıldığını söylediğinizi duyar gibiyim. Evet, basılmışlar ama bir gelir elde etmek için değil. Yazarın mahremiyetine dokunabilmemiz için basılmışlar. İnsanın neler yaşadığını abartısız görmemiz için basılmışlar. Ve bu tür farklı mektupların olması kafanızı karıştırmasın, tam tersi daha farklı mektup yazmaya yöneltsin sizleri.
Peki, günümüzde bunlar( gelir elde etmek veya mahremiyeti ortaya çıkarmak) var diye artık mektup yazmayalım mı? Bizim mektuplarımıza da böyle yorumlar getirilir düşüncesiyle müze elemanı olan mektupları sırf böyle bir ihtimal yüzünden antikacıların ellerine mi terk edelim? Bu dönemde mektupların yerini alan e-postalar da, aynı şekilde bir zaman sonra bu gibi tereddütleri yaşatacak mı bizlere? Sizler ne düşünürsünüz bilmiyorum ama bence evet, e-postaların da bu şekilde ikili tereddütleri olacak bizde. Çünkü az zaman sonra e-postaların yerini başka bir şey alırsa (ki telefonun kısa mesajları buna aday) raflarda “A’dan B’ye E-Postalar” başlığıyla kitaplar görünecek. Tabi ki o zaman kitapların yerini elektronik kitaplar almadıysa. Ama almış olsa bile bu söylediklerimi göreceğimizin ihtimali güçlü.
Yazıda mektupların basılmasına karşıyım kanısı çıkmasın. Gördüğünüz gibi basılma maksatlı yazılan mektuplar olduğu kadar basılmama maksatlı yazılanlar da var. ( Başka bir yazımda bu mektuplar hakkında da ya yazacağım) Ama basılan ve pazarlanan mektupların amaçları, kesinlikle kötü niyet taşımadığını söyleyebilirim. Bu nedenle okuyucuların rahatlıkla o tür mektupları okumasını tavsiye ederim
Tekrar hatırlatmamda fayda olacaktır. Aşk ve aile fertlerine yazılmış mektuplar daha samimidir. Daha içtendir. Daha duygusaldır. Eğer özel yaşamlarına meraklıysanız yazarların bu tip mektupları mutlaka okuyunuz.
(Yukarıdakilerden başlayabilirsiniz)
Son olarak:
Kesinlikle mektup yazın birbirinize. Çünkü dilinizin söyleyemediği çoğu şeyi kaleminiz söylemektir yerinize yazarken. Bu da rahatlamanızı sağlayacaktır. Kendinizi açmanızı kolaylaştıracaktır. Yazın mutlaka. İçinizden birine söylemediğiniz bir şeyler kaldıysa mektup söylemeniz için güzel fırsattır. Bu nedenle mutlaka yazın. Yazın birbirinize. Hatta karşılık beklemeden de yazın, yazabilin.