Lütfen bekleyin..

Abdullah Basmacı

Mektuptan E-Posta’ya

04 Nisan 2017, 17:27 - Okunma: 2207

Yazı başlığımı, yazımla ilgili okumalar yaparken Hece Dergi’sinin “Edebiyatçı Mektupları” özel sayısında gördüm. Tahir Abacı ile aynı başlığı atmışım. “Mektuptan E-Posta’ya” ve o an aklıma iki şey geldi. Birincisi; Aziz Nesin’in “Susarak” şiiri, ikincisi; Çetin Balanuye hocamın söylediği bir söz.

Aziz Nesin, susarak şiirinde “söylenmemiş söz yokmuş” diye başlar. Çetin Balanuye hocam da “Bir şey yazıldı mı mutlaka ama mutlaka birileri tarafından okunur, istediğin kadar sansürle, yak, toplat, sakla fayda etmez” demişti.

İşte ben de bu nedenle Aziz Nesin’e katılarak yazımın başlığını değiştirmedim, değiştirmiyorum. Ve Çetin hocamı da dinleyerek okunacağını bildiğim için bu yazıdaki olayı böylelikle ifşa ediyorum. Varsın okunsun ya da okunmasın. 

Herkes edebiyatçıların veya ünlü kişilerin mektuplarından söz eder hep. Hâlbuki nice tanınmayan kişiler vardır mektuplaşan… Ve genel kanı ise mektuplarda kişilerin bilmediğimiz özelliklerinin saklı olduğu yönünde. Ama ben bu kanıya tamamıyla katılmıyorum. Çünkü yazılmış mektuplardan sadece birkaç türün bu denilene uyduğuna inanıyorum.

Aşk veya aile bireylerine yazılan mektuplar inandıklarımdandır mesela…

Aşk ve aile bireylerine yazılan mektuplar kişiye yapmacıklığı yasaklar. Daha çok duygudan doğan sözcük dizimlerdir o tür mektupların satırları. Kaygı gütmezler. İfşa olmaktan korkulacak sözcükleri yoktur. Bu yüzden de samimidirler. Kim aksini iddia edebilir ki (Ahmet Arif’in “Leylim Leylim”, Cemal Süreya’nın “On Üç Günün Mektupları”, Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Evime ve Nihal’e Mektuplar” Erdal Öz’ün “Türkan İldeniz’e Mektuplar”, Nazım Hikmet’in “Piraye’ye Mektuplar”… ) bu saydığım mektupların böyle olmadığına?

Niye mi böyle düşünüyorum?

Çünkü mektupların türlü türlü çeşitleri vardır. Yukarıda söz ettiğim (aile bireylerine veya aşk mektupları) bu türlerden birincisiyken. Tanınmış bazı kişilerin edebi veya iş mektupları yazması ikinci türdendir. Ki özellikle de ikinci türden mektup yazanların ileride bir yazı dizisi olarak veya bir kitap cildinde birleştirme gibi bir düşünce içinde olduklarını da biliyoruz. Günümüzde bile bu söylediklerimi doğrulayan isimlerin olduğunu görmekteyiz.

Birinci tür mektupların da basıldığını söylediğinizi duyar gibiyim. Evet, basılmışlar ama bir gelir elde etmek için değil. Yazarın mahremiyetine dokunabilmemiz için basılmışlar. İnsanın neler yaşadığını abartısız görmemiz için basılmışlar. Ve bu tür farklı mektupların olması kafanızı karıştırmasın, tam tersi daha farklı mektup yazmaya yöneltsin sizleri.

Peki, günümüzde bunlar( gelir elde etmek veya mahremiyeti ortaya çıkarmak) var diye artık mektup yazmayalım mı? Bizim mektuplarımıza da böyle yorumlar getirilir düşüncesiyle müze elemanı olan mektupları sırf böyle bir ihtimal yüzünden antikacıların ellerine mi terk edelim? Bu dönemde mektupların yerini alan e-postalar da, aynı şekilde bir zaman sonra bu gibi tereddütleri yaşatacak mı bizlere? Sizler ne düşünürsünüz bilmiyorum ama bence evet, e-postaların da bu şekilde ikili tereddütleri olacak bizde. Çünkü az zaman sonra e-postaların yerini başka bir şey alırsa (ki telefonun kısa mesajları buna aday) raflarda “A’dan B’ye E-Postalar” başlığıyla kitaplar görünecek. Tabi ki o zaman kitapların yerini elektronik kitaplar almadıysa. Ama almış olsa bile bu söylediklerimi göreceğimizin ihtimali güçlü.

Yazıda mektupların basılmasına karşıyım kanısı çıkmasın. Gördüğünüz gibi basılma maksatlı yazılan mektuplar olduğu kadar basılmama maksatlı yazılanlar da var. ( Başka bir yazımda bu mektuplar hakkında da ya yazacağım) Ama basılan ve pazarlanan mektupların amaçları, kesinlikle kötü niyet taşımadığını söyleyebilirim. Bu nedenle okuyucuların rahatlıkla o tür mektupları okumasını tavsiye ederim 
Tekrar hatırlatmamda fayda olacaktır. Aşk ve aile fertlerine yazılmış mektuplar daha samimidir. Daha içtendir. Daha duygusaldır. Eğer özel yaşamlarına meraklıysanız yazarların bu tip mektupları mutlaka okuyunuz.

(Yukarıdakilerden başlayabilirsiniz)

Son olarak: 
Kesinlikle mektup yazın birbirinize. Çünkü dilinizin söyleyemediği çoğu şeyi kaleminiz söylemektir yerinize yazarken. Bu da rahatlamanızı sağlayacaktır. Kendinizi açmanızı kolaylaştıracaktır. Yazın mutlaka. İçinizden birine söylemediğiniz bir şeyler kaldıysa mektup söylemeniz için güzel fırsattır. Bu nedenle mutlaka yazın. Yazın birbirinize. Hatta karşılık beklemeden de yazın, yazabilin. 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
1914 gün önce
1982 gün önce
2161 gün önce
2251 gün önce
2255 gün önce
2500 gün önce
2635 gün önce
2719 gün önce
2724 gün önce
2726 gün önce
2759 gün önce
2909 gün önce
2934 gün önce
3006 gün önce
3049 gün önce
3060 gün önce
3064 gün önce
3158 gün önce
3171 gün önce
3191 gün önce
3242 gün önce
3263 gün önce
3277 gün önce
3289 gün önce
3305 gün önce
3324 gün önce
3360 gün önce
3368 gün önce
3387 gün önce
3393 gün önce
3423 gün önce
3458 gün önce
3466 gün önce
3473 gün önce
3478 gün önce
3484 gün önce
3504 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=