Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

“Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi İlişkileri” (2000-2010) - (6)

17 Eylül 2014, 17:52 - Okunma: 2478

Irak’ın BM kararlarını uymaması sonucunda, 17 Aralık’ta Irak’a, hava harekâtı başlamış, aralıksız süren savaş sonucunda Irak’ın altyapısı, haberleşme ve ulaşım ağı büyük ölçüde yok edilmiştir. 25 Şubat’ta yoğun olarak yeniden başlayan harekât ile birlikte Irak, BM kararlarını uyacağını açıklamasına rağmen saldırılar iki gün daha devam etmiştir. Neticede müttefik kuvvetlerin de kabul etmesiyle birlikte 27 Şubat’ta ateşkes antlaşması imzalanmış ve saldırılar durmuştur. Savaş Türkiye üzerinde de ciddi etkiler meydana getirmiş ve ekonomik açıdan ciddi tahribatlara neden olmuştur. İki ülke arasındaki ticaret sıfırlanmış ve Türkiye büyük bir ekonomik kayıp yaşayarak Irak-Türkiye ilişkileri neredeyse durma noktasına gelmiştir. Güneydoğu Anadolu bölgesinde işsizlik giderek artmış ve bu da PKK’ye katılım oranlarında yükselişlere neden olmuştur. Ayrıca yönetimin Irak toprakları üzerinde güç kaybetmesi ile birlikte Kuzey Irak’ta kontrol edilemeyen topraklarda PKK kontrolü sağlamış ve bu sorun Türkiye açısından ciddi güvenlik riskleri doğurmuştur. Aynı şekilde, tarihsel olarak sürekli olarak etnik ve mezhepsel gerilimlerin yaşanmasına sahne olan Irak, bu savaşta da Kürt-Şii-Sünni gerilimi yaşanmıştır. Savaş boyunca Saddam yönetimi Kürtleri ve Şiileri sürgün etmiş ve ciddi baskılar yaratmıştır. Bu baskılar ve sürgünlerin yarattığı en büyük etki ise sığınmacılar sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bir yandan Saddam’ın baskılarına maruz kalan Kürt ve Şii gruplar, diğer taraftan, ABD’nin de desteğini alarak sistem içerisinde ciddi krizlerin ve mücadelelerin yaşanmasına neden olmuştur. Kürt lideri Barzani ve Talabani bu kargaşa ortamını kendi lehine çevirmek için bir mücadele vererek sistem içerisinde etkin bir rol oynamak istemişlerdir. 4 Mart 1991’de Şiilerin ayaklanması ile başlayan süreci, Kürt gruplar da takip etmiş ve 7 Mart’ta Kürtler de Saddam yönetimine karşı ayaklanmışlardır. Baas yönetimi bu isyanları bastırmak için Cumhuriyet Muhafızlarını devreye sokmuş ve neticede ülke adeta bir iç savaş sürecine sahne olmuştur. Kürtlerin, Musul’a sahip olma planlarını bozmak için, Irak ordusu operasyon başlatmış ve birçok sivilin ölümüyle bu süreç devam etmiştir. Ayrıca bu saldırılar sırasında Musul petrol bölgeleri de Irak Ordusunun saldırılarına maruz kalarak birçok petrol kuyusu helikopterler tarafından bombalanmıştır. Kürtlerin ayaklanmasını fırsat bilen İran, yıllarca kendisine karşı savaş veren Saddam’a karşı ayaklanan gruplara destek vermiştir. Irak Ordusunun saldırılarına maruz kalan birçok peşmerge grubunun Irak topraklarını terke etmesiyle birlikte sığınmacılar sorunu ortaya çıkmıştır.

Ülkeye gelen sığınmacıların giderek artması ile beraber Türkiye, olayı BM Güvenlik Konseyine taşıyarak, sorunun çözülmesi için Irak’a baskı yapılmasını istemiştir. Türkiye BM’de Fransa ve İran’ın desteğini alarak tüm üye ülkeleri ve insani kuruluşları olayı çözme konusunda yardıma çağırmıştır. Olayın giderek içinden çıkılmaz bir hal almasıyla birlikte Türkiye, güvenli bölgenin kurulmasını gündeme getirmiştir. Özal bu hamleyle sığınmacı sorununu çözmek ve bu sığınmacıları Irak’a göndermeye çalışmıştır. Türkiye’nin güvenli bölge oluşturmaya yönelik çağrılarına İngiltere ve Fransa destek olmuştur. Kürt gruplar da bu fırsatı değerlendirmek istemiş ve güvenli bölgenin sınırlarının geliştirilmesi için çalışmalar başlatmışlardır. ABD’nin 12 Nisan tarihinde Irak ordusuna, 36. Enlemin Kuzeyinde helikopter ve savaş uçağı kullanmaması için yaptığı telkinle beraber “güvenli bölge” uygulama alanı bulmuştur. 
    
Bu dönemde gerçekleşen önemli olaylardan biri de “Huzur Operasyonları” olmuştur. Sığınmacıların yeniden Irak’a dönmeleri için Kuzey Irak’ta kamplar kurulmuştur. Sığınmacılara insani yardımda bulunmak ve güvenliklerini sağlamak amacıyla Türkiye’nin lojistik destek sağladığı bu operasyonlara huzur operasyonları adı verilmiştir. Türkiye, Amerikan askerleri ile birlikte, birçok ülkenin de içinde bulunduğu asker birliklere yalnızca insani yardım yapılması koşulu ile 30 gün süreyle, Kuzey Irak’a destek olmak amacıyla Türkiye’nin lojistik bir üs olarak kullanılmasına izin vermiş ve bu sürenin bitmesi ile birlikte, iki kez daha uzatılmıştır. Güvenli Bölgenin kurulmasına kadar geçecek süre içerisinde devam edilmesi planlanan bu girişime Irak her ne kadar içişlerine karışıldığı gerekçesiyle karşı çıkmışsa da, 18 Nisan’da BM’nin yardım gruplarının ülkeye girmesine onay verilen anlaşmayı kabul etmek zorunda kalmıştır. Nisan 1991’e gelindiğinde artık güvenli bölge kurulmuş bulunuyordu. Bu girişimler neticesinde birçok sığınmacı ülkesine geri dönmüş ve Türkiye’de bulunan sığınmacı sayısı giderek azalmaya başlamıştır.
    
Kamplara sığınan sığınmacılar, artık güvenin sağlanması ve uluslararası toplumun devreye girmeye başlaması ile birlikte evlerine dönmeye başlamışlar ve kamplardaki sayı giderek azalmaya başlamıştır. Ancak evlerine dönen sığınmacıların yeniden bir saldırıya uğramaları riski Türkiye’yi endişelendirmiştir. Böyle bir senaryo Türkiye’ye daha uzun süreli kalacak bir mülteci akışına neden olabilirdi. Bu yüzden Türkiye, ABD’yi bazı önlemler alma konusunda ikna etme çabası içine girmiştir. Bu önlemler arasında öncelikli olarak “hızlı tepki gücünün” kurulması, İncirlik’te kurulacak olan üssün hava sahasını Irak ordusuna karşı denetlemeye devam etmesi ve Irak’ta iletişimde kalabilecek bir timin bulundurulmasıydı. Türkiye daha önce yaşananlardan ders çıkarmış ve sınır güvenliğini koruma yönünde ciddi bir mücadele vermiştir. Türkiye’de Bakanlar Kurulunun onayladığı 12 Temmuz 1991 tarihli yasa ile ABD, Fransa, İtalya ve Hollanda birliklerinden oluşan bir gücün Türkiye’de konuşlanmasına izin vermiştir. Aynı zamanda Kurulan Çekiç Güçle birlikte Saddam Hüseyin’in Kuzey Irak’a herhangi bir saldırısı karşısında bu güç hızlı bir şekilde tepki verebilecek be burada güvenliği kontrol altına alabilecekti.  1996’dan itibaren Çekiç Güç’ün adı değişerek Kuzeyden Keşif Harekâtı (Operation Northern Watch) adını almıştır. Böylece 1 Ocak 1997 tarihinden itibaren Çekiç Güç, yerini ABD, Türkiye ve İngiltere’nin sadece hava gücü kullanabileceği bir sistem meydana gelmiştir. | Devamı Yarın

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3034 gün önce
3259 gün önce
3454 gün önce
3554 gün önce
3613 gün önce
3837 gün önce
3907 gün önce
3914 gün önce
3977 gün önce
4166 gün önce
4178 gün önce
4201 gün önce
4253 gün önce
4290 gün önce
4291 gün önce
4313 gün önce
4378 gün önce
4476 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=