Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

“Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi İlişkileri” (2000-2010) - (24)

16 Ekim 2014, 18:06 - Okunma: 2429

ABD’nin, Irak’tan çekilme planını bir takvime bağlaması sonrasında Türkiye’nin küresel bir güç olma çabası kapsamında genel olarak Ortadoğu ile özelde Kürdistan ilişkileri bir uyum içerisinde 2010 yılında devam etmiştir. İçeride atılan demokratik adımlar ile Kürt sorununu çözmeye yönelik reformlar yapılmış. Bunun en doğal yansıması güvenlik alanına yansımış ve nispeten güvenlik sorunu iyileşme göstermiştir. Ortaya çıkan Wikileaks belgeleri Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin Irak üzerinde etki kurma arayışlarını gösteren bir takım çalışmaları göz önüne sermiştir. Türkiye’nin, Türkmen ve Sünni gruplar üzerinden, Suudi Arabistan’ın ekonomik, İran’ın ise ekonomik, politik ve Bağdat hükümeti üzerinden Irak’ı etkileme çabaları ortaya çıkmıştır.  Belgelerde İran’ın Şii gruplar üzerinden etki kurma arayışı ve Şii milisleri desteklediğine yönelik ifadelerin yer alması Maliki yönetimini zor durumda bırakmıştır.  Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, bu konuda sonraları bir açıklama yaparak Türkiye’nin yanlış ata oynadığını ve Sünniler üzerinden izlenen bu politika ile sürecin tamamından tasfiye olmasına neden olabileceğini ifade etmiştir.  Türkiye, Bağdat üzerinden kuramadığı etkiyi Kürdistan ile kurmaya çalışmış ve çoğu zaman Bağdat’ın eleştirilerine rağmen Kürdistan Bölgesi’yle diplomatik, siyasi ve ekonomik alanda işbirliğine gitmiştir. Kürdistan Bölgesi’yle artan bu ilişkiler, Güneydoğu bölgesinin ekonomik olarak kalkınması destek sağlıyordu. Musul’da açılan konsolosluk sonrasında 2010 yılında Erbil’de de konsolosluk açılmış. Erbil konsolosluğunun açılması sürpriz bir gelişme olmamış, önceki yıllarda gelen olumlu havanın etkisiyle, Musul konsolosluğunun açılması sırasında bu seçenek gündeme gelmişti. 
             
 Mesud Barzani’nin 2010 yılında Türkiye’ye yaptığı ziyaret Türkiye-Kürdistan ilişkilerinin geldiği noktayı özetlemek açısından önemlidir. 6 yıl aradan sonra Barzani’nin bu ziyareti aslında geç kalınmış bir ziyarettir. 2003 yılındaki ABD müdahalesinden sonra Türkiye sürekli olarak Kürdistan yönetimini PKK’yi desteklemekle suçlamış ve sınır ötesi operasyon ve müdahale gibi kavramlarla Kürdistan ile siyasi ilişkiler kurmakta geri kalmıştır. Özellikle güçlenen Barzani ve Talabani’nin PKK’yi destekler açıklamalarda bulunması ilişkilerin gergin geçmesinde önemli bir rol oynamıştı. Ancak ABD’nin, Irak’tan çekilmeyi gündeme getirmesi ve bunu bir takvime bağlaması sonrasında düzelen ilişkilerle birlikte hem PKK konusunda, hem de diğer siyasi ve ekonomik konularda bazı iyileşmeler görülmeye başlandı. Karşılıklı ziyaretlerle desteklenen politik ilişkiler 30 Ekim’de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ziyareti, Musul ve Erbil’de konsolosluk açması ortamın iyiden iyiye yumuşamasına destek sağlamıştır. Nihayetinde bu ilişkilerin geldiği son nokta Barzani’nin Türkiye ziyareti olmuştur. Haziran 2010’da gerçekleşen bu ziyarette her iki taraf da PKK konusunda işbirliği yapılmasını, siyasi ve ekonomik alanda bazı konularda mutabık olduklarını ifade etmişlerdir.  Bu görüşme sonrasında siyasi ve ekonomik ilişkilere etkisinin yanında aynı zamanda psikolojik bariyerlerin de aşılması açısından önemlidir. Ayrıca Barzani’nin danışmanlarının yaptığı açıklamada Kürt bölgesinin geleceğinin Araplardan ziyade Türklerle kurulacağı ifadesi bir gelişmedir.  


3.2.2 Ekonomik İlişkiler

Özellikle 1980 sonrası dönemde Türkiye için, Kürdistan Bölgesi ciddi güvenlik sorunları doğurmuş ve iki ülke arasındaki ilişkiler PKK yüzünden bozularak ciddi bir risk ortamı doğurmuştur. Gerek Irak-İran Savaşında gerekse de, Irak’ın Kuveyt’e saldırmasında Kürt nüfuz Irak’ta ciddi yaptırımlara maruz kalmış ve Saddam dönemi boyunca çeşitli tecritler uygulanan bir toplum olmuşlardır. 1991 yılında ciddi ekonomik sorunlar yaşayan Irak, bu dönemden sonra yetersiz de olsa bir toparlanma sürecine girmiştir. KDP’nin Türkiye, KYB’nin de İran üzerinden Bağdat bağlantılı kaçakçılık yapması ve bölgeye para akışının bu yoldan sağlanması da bu toparlanma sürecine katkı sunmuştur. Saddam rejiminin 2003 müdahalesi ile birlikte devrilmesinden sonra ülkede ekonomik kalkınma için adımlar atılmış ve bu yönde politikalar izlenmiştir. Bu süreçle beraber Irak’ta farklı otoriteler ortaya çıkmış ve 2005 seçimleri ile birlikte gerek Kürtler gerekse de Şiiler ciddi kazanımlar elde etmişlerdir. Bu başlıkta IKBY’nin ekonomik yapısı incelenecek ve Türkiye’nin IKBY ile olan ticari ilişkiler ele alınacaktır. Uzun yıllar boyunca Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması ve burada bir Kürt devletinin oluşmasını engelleme, Türkmenlerin can ve mal güvenliğinin korunması yönünde IKBY’ye karşı bir politika izlenmiş, zamanla bu bölgenin ticari potansiyeli fark edilerek ekonomik ilişkiler kurulması yönünde adımlar atılmıştır. 2005 yılında uygulama alanı bulan “demokratik açılım” projesi ile IKBY tarafından, Kürt Sorunu çözme açısından önemli bir adım olarak görülmüştür. Ayrıca Türkiye’nin Erbil’e başkonsolosluk açması hem Kürt Sorunu için hem de ticari ilişkilerin geliştirilmesi için önemli bir adım olarak görülmüştür.  Erbil’de açılan konsolosluğun, Iraklı vatandaşlara hergün yaklaşık 300 vize verdiğini göz önünde bulundurursak iki ülke arasındaki ilişkilere ne derece katkı sunduğunu görmek mümkün olacaktır. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3035 gün önce
3260 gün önce
3455 gün önce
3554 gün önce
3614 gün önce
3838 gün önce
3908 gün önce
3915 gün önce
3978 gün önce
4167 gün önce
4179 gün önce
4202 gün önce
4254 gün önce
4291 gün önce
4292 gün önce
4314 gün önce
4378 gün önce
4477 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=