Lütfen bekleyin..
Yaşanan bu gelişmelerle birlikte demokratik adımların atılması süreç için umutları arttırmış ve Türkiye bir yandan Kürdistan güvenlik temelli politikaları arka plana atarak iyi ilişkiler kurma yoluna gitmiş bir yandan da içeride yapılan reformlarla birlikte bir demokratik açılım paketi açıklamıştır. 13 Kasım 2009 tarihinde mecliste “demokratik açılım” paketi açıklanmıştır. Paket hakkında açıklama yapan İçişleri Bakanı Beşir Atalay şu bilgileri vermiştir:
Birleşmiş Milletler Medeni ve Sosyal Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik ve Sosyal Haklar Sözleşmesi onaylandı
2004’te Anayasa değişikliğiyle, temel haklara ilişkin uluslararası anlaşmaları iç hukuk sistemine üstün bir konuma taşındı
Farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için özel kurslar açılabilmesi imkanı sağlandı
TRT Şeş yayına başladı
İşkence suçunun yaptırımı ağırlaştırıldı
Dernek kurma hakkına getirilen kısıtlamalar kaldırıldı
Toplantı ce gösteri yürüyüşleri kanunu değiştirildi
Bilgi edinme hakkı kanunu çıkarıldı
Belediyeler “yerinden yönetim” ilkesi çerçevesinde yeniden ele alındı
Terörle mücadeleden zarar görenlere 1 milyar TL üzerinde tazminat ödendi
18 yaş altındaki tüm çocukların Çocuk Mahkemelerinde yargılanmasını sağlamaya yönelik kanun tasarısı meclise sunuldu
Tutuklu ve hükümlülere yakınlarıyla anadillerinde görüşmesine imkan sağlandı
Özel televizyon ve radyo kuruluşlarının da farklı dil ve lehçelerde yirmi dört saat yayın yapmasına imkan verecek yönetmelik çıkarıldı
Kısa vadeli atılacak adımlar ise şu şekilde sıralanmıştır:
Üniversitelerde Kürtçe bölüm kurulmasının önü açılacak
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yol kontrolleri azaltılacak ve yayla yasaklarının kaldırılması gibi tedbirler alınılacak
Orta vadeli adımlar:
Bağımsız bir ayrımcılıkla mücadele komisyonu kurulacak
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, bağımsız ve sivil bir İnsan Hakları Kurumuna dönüştürülecek
Kolluk hakkındaki şikayetlerin incelenmesi ve sonuçlandırılmasını sağlamaya yönelik bir mekanizma oluşturulacak
Yerleşim birimlerine, yerel talep olması halinde, eski isimlerin verilmesine imkan sağlanacak
Siyasi partiler hukukunun alanının genişletme amacıyla, siyasi propaganda hakkının önündeki bazı yasal engeller kaldırılacak. Siyasi partilerin seçim çalışmalarında anadillerini kullanarak seçmenlere seslenebilme imkanı verilecek
Uzun vadede ise asıl hedefin yeni bir Anayasa ile daha kapsamlı haklar tanınması.
Demokratik gelişme alanında atılan bu adımlar Türkiye-Kürdistan ilişkileri perspektifinden incelendiğinde, Kürdistan Bölgesinin bu adımları memnuniyetle karşıladığı ve ilişkilerin geliştirilmesine katkı sunduğu gözlemlenmektedir. İki ülke arasında tesis edilen bu ilişkiler ABD yönetimi tarafından da olumlu karşılanmış ve ABD-Türkiye-Kürdistan ilişkileri bir adım daha iyileşme göstermiştir. 2003 müdahalesinden bu yana Kürdistan Bölgesine açıkça destek veren ülke içindeki konumu arttıran ABD, çekilme sonrası ortaya çıkabilecek güç boşluğunu bu ittifakla aşmak için büyük çaba harcamış ve iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin başlatılması için adeta bir mekik diplomasisi başlatmıştır. Nitekim Barzani Ocak 2010 tarihinde ABD’ye bir ziyaret gerçekleştirmiş ve bu görüşmeden ABD’nin baştan beri Kürt halkına ve Irak’ı özgürleştirmeye verdiği destek için ABD halkı ve yönetimine teşekkür etmiştir. Ayrıca Türkiye’de yaşanan “Demokratik Açılım” sürecine dair değerlendirmelerde bulunan Barzani bu sürece destek verdiklerini de ifade etmiştir.
Görüldüğü gibi Kürt açılımı giderek bir Kürdistan açılımına dönüşmüş ve Kürdistan Bölgesi ile sıcak temasların kurulmasında katkı sağlayarak Türkiye’nin çok boyutlu dış politikasının bir uygulama alanı olmuştur. Bu bölgenin tehdit olarak görülmesinden vazgeçilmesi ile birlikte Irak’ta, Bağdat yönetimine alternatif bir müttefik kazanmıştır. Elbette Kürdistan’ı, Bağdat yönetiminin bir alternatifi olarak görmek sağlıklı bir bakış olmayacaktır. Ancak Bağdat’ın giderek İran’a yanaşan ve İran güdümünde bir yönetime dönüştüğünü Körfez ülkeleri gibi Türkiye de bazı çekinceler yaşamıştır. Türkiye’nin Kürt yönetimi ile bu sıcak temasları, Kürdistan Bölgesi içinde hayati bir önem taşımaktadır. Irak’ta giderek oluşan kırılganlık ortamında Türkiye’nin, Bağdat ile yakınlaşması Irak’ta dengeleri Araplar lehine çevirecek ve bu durum Kürdistan için bazı olumsuzluklar doğuracak ve bölgede İran yayılma alanı bulacaktır. Kürt açılımında Kürdistan ilişkilerine doğru gelişen bu süreçte Bağdat-İran yakınlaşmasını ve bunun Türkiye’ye yansımasını da ele almakta fayda vardır.
Özellikle “Demokratik Açılım” sürecinde Mesud Barzani ile ilişkilerin iyi tutulmasına dikkat edilmiş ve Türkiye ile IKBY arasında ticari ilişkilerin hızla artması sağlanmıştır. Mesud Barzani, ORSAM’da yaptığı bir konuşmada iki ülke arasında vizelerin kaldırılmasına dikkat çekmiş ve Türkiye’deki gelişmeler hakkında şu ifadeleri kullanmıştır:
“Politikamız açık ve nettir. Komşu ülkelerle işbirliği, karşılıklı saygı ve fayda üzerine kurulu iyi komşuluk ve dostluk ilişkileri sürdürmek isteriz. Ayrıca, Irak’ın komşularının yaşamakta olduğumuz krizlerin aşılmasında bize yardımcı olmalarını isteriz. Ancak bu husus, komşu ülkelerin içişlerimize karışması veya Irak halkının adına karar vermesi manasına gelmez. Sizi bilgilendirmek isterim ki, Baas rejiminin düşüşünden beri, yakından takip ettiğimiz kadarıyla Türkiye’den Irak’a tek bir teröristin geçtiğini bile görmedik. Bu da Türkiye’nin Irak’ın güvenlik ve istikrarı konusundaki hassasiyetini göstermektedir. Bu durum Irak halkının ve Kürdistan bölgesindeki insanların takdir ettiği bir durumdur, zira Türkiye’nin desteklediği veya geçmesine göz yumduğu hiçbir terörist tarafından Irak’ta kan dökülmemiştir. Türkiye, Irak’a geçmek isteyen kişilere ne destek vermiştir ne de göz yummuştur.”