Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

“Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi İlişkileri” (2000-2010) - (31)

24 Ekim 2014, 16:53 - Okunma: 3122

2006 ziyaretinden sonra Kürdistan Bölgesine büyük çaplı bir askeri operasyon yapılmıştır. Operasyonun ardından Kürdistan ile ikili görüşmeler ve diplomasi trafiği yoğun bir şekilde başlamış ve gerginliğe sebep veren konuların gündeme getirilmesinden kaçınılmıştır. Örneğin Türkiye’nin sürekli gündeme getirdiği Türkmen politikası artık gündemi işgal eden bir konu olmaktan çıkmıştır. Gelişen bu olaylar Kürt sorununun, Türkiye’nin iç politikada attığı adımların dış politikaya nasıl yansıdığını göstermesi açısından önemlidir. Dış politikaya yansıma Türkiye-ABD-Kürdistan üçlü mekanizmasını doğurmuştur. Bu mekanizma özellikle 2008 yılında Türkiye’nin Irak’a yaptığı kara harekatında kendisini göstermiş, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin Türkiye ziyaretlerinde bulunarak, karşılıklı ziyaret ve görüşmelerin başlangıcı olmuştur. Bu görüşmelerde bir yandan PKK ile mücadelede Türkiye’nin kendini savunma hakkına vurgu yapılırken bir yandan da Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenlik hakkına saygı gösterilmesi gerektiği dile getirilmiştir. Başbakan Erdoğan ise bu harekatın sadece PKK’ye karşı yapıldığını ve Irak’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterdiklerini ifade etmiştir. Türkiye ile Kürdistan arasında gerginlik yaşanmaması için ABD’li yetkililer diplomatik temasları elden bırakmamışlardır. 

ABD-Türkiye arasındaki bu görüşmeler aslında, ABD’nin, Irak’tan çekilmesi sonrasında oluşturulacak düzeni tesis etmek açısından önemlidir. Çekilme sonrasında ortaya çıkabilecek güç boşluğu Türkiye ile Kürdistan arasında sıcak temaslar kurularak aşılması planlanmıştır. Bu yakınlaşma Bağdat yönetimi ve İran ilişkilerini dengelemek açısından da önemlidir. ABD’nin, PKK konusunda Türkiye’ye verdiği desteğin arkasında, Türkiye’nin Kürdistan ile ilişkilerinde önemli bir pazarlık olduğunu söylemek mümkündür.  Mayıs 2007’de açıklanan ABD Senatosu İstihbarat Raporunda Irak ve Türkiye’deki Kürtlerin büyük ölçüde otonomi kazandıkları ve bu durumun İranlı Kürtleri ayaklandırabileceği ifadeleri yer almıştır.  Dolayısıyla ABD’nin bu pazarlıkları Türkiye’deki Kürt açılımının giderek Kürdistan açılımına dönüştüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. 2008 yılına kadar Kürdistan ile doğrudan ilişki kurmaktan kaçınan Ankara, bu dönemden sonra yoğun bir diplomasi trafiği yaşamıştır. Celal Talabani, Türkiye’yi ilk kez Irak Devlet Başkanı sıfatıyla ziyaret etmiştir. Talabani, bu ziyarette Türkiye hakkından olumlu düşünceler ifade etmiş ve ziyaret amacını Türkiye ile uzun süreli bir ittifak kurmak olduğunu açıklamıştır.  Bu ziyaretten sonra Kürdistan yönetiminden gelen açıklamalar da bu ziyaretten mutluluk duyduklarını; ancak Barzani’nin muhatap olarak görülmemesini eleştiren hususları içermiştir.  

Bu dönemde Kürtlerin kardeş olduğu vurgusu yapılarak Kürdistan yönetimi ile kurulacak ilişkilerin sinyalleri verilmiş ve 2008 yılı boyunca gerek Irak’a gerekse de Barzani yönetimi ile temaslarda bulunulmuştur. 14 Ekim 2008’de Barzani’yle görüşen Irak İlişkilerden Sorumlu Büyükelçi Murat Özçelik, Erbil’deki ziyaretinde karşılıklı taleplerde bulunulmuş ve bu talepler: 

Kürt Yönetimi, Türkiye’nin ve ABD’nin Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı yapacağı istihbarat paylaşımına destek verecek

PKK’nı Kuzey Irak’taki irtibatını kesmek için, sınır hattına doğru ve stratejik Balinda bölgesinden geçen lojistik koridorun korunması için Kürt yönetimine teklif götürülecek

Sınır hattında Iraklı devrik lider Saddam Hüseyin döneminden kalma karakollar canlandırılacak

Barzani’de Türkiye’den genel af talebinde bulunmuştur. 

Yapılan bu görüşmelerden sonra Kürdistan yönetimi PKK’ye karşı bazı yaptırımlar ve Kandil’e tecrit uygulamıştır. Türkiye’nin talepleri konusuna olumlu cevap veren Kürdistan yönetimine, Türkiye’den de sıcak mesajlar iletilmiştir. Özellikle Barzani’den PKK konusunda destek isteyen Türkiye’nin bu talebine Barzani yaptığı bir açıklama ile PKK’nin silah bırakması konusunda çağrıda bulunarak silahlı mücadele döneminin kapandığını ve Kürdistan Bölgesinde silahlı örgütlere yer olmadığını savunmuştur.  2008 karşılıklı ziyaretler ve talepler kamuoyunda Kürdistan Bölgesinin tanındığına yönelik açıklamaların yapılmasına neden olmuş; ancak süreç 2008’den sonra hız kazanmaya devam etmiştir.
     
Kürdistan-Türkiye görüşmelerinde dile getirilen ve Türkiye’de başlatılan “Demokratik Açılım” paketinde PKK’nin silah bırakması için nasıl bir yol izleneceğine dair görüşler netleşmeye başlamıştır. Kürdistan Bölgesinde yeri olmadığı konusunda uzlaşıya varan Barzani, PKK ile mücadelede, Türkiye’ye olan desteğini yenilemiştir. PKK’ye katılımların önünü kesmek ve radikalleşmeyi önlemek için Türkiye, büyük riskler barındırmasına rağmen bu sürece devam etmiştir.  Özellikle PKK’nin eve dönüş yasası kapsamında dağdan indirilmesi için çeşitli girişimlerde bulunulmuş ve bunun hukuki zemini hazırlanmıştır. 

Demokratik açılım paketi kapsamında atılan adımlar sonucunda dağdan inişin yolu açılmıştır. 2009 Ekim ayında demokratik açılımın yansıması olarak dağdan inen 34 PKK’li Habur sınır kapısından Türkiye’ye giriş yapmıştır. Dağdan inerek yetkili makamlara teslim olan PKK’li grubun bu inişi hükümetin yakında açıklayacağı demokratik paketin bir etkisi olarak görülmüştür.  

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3019 gün önce
3244 gün önce
3438 gün önce
3538 gün önce
3597 gün önce
3821 gün önce
3892 gün önce
3899 gün önce
3962 gün önce
4150 gün önce
4162 gün önce
4185 gün önce
4237 gün önce
4275 gün önce
4276 gün önce
4297 gün önce
4362 gün önce
4460 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=