Lütfen bekleyin..
20 Sen 1 Ben’de bugünkü konuğumuz 2006 yılında İstanbul’da üniversite öğrencisiyken Batmanlılar Derneği’nde tanışıp birlikte dernek faaliyetlerini yürüttüğümüz ve o günden bugüne arkadaşlığımızın devam ettiği HDP Batman Milletvekili Adayı Kadir Tunç. Sayın Tunç’la keyifli geçen röportajımızla siz değerli Yön okurlarını başbaşa bırakıyorum…

Kendinizi tanıtır mısınız?
03 Nisan 1979 tarihinde Batman’da doğdum. 9 çocuklu Tunç ailesinin son çocuğuyum. Batman’ın ilk yerleşim yeri olan Serégir’de büyüdüm. Evimiz Batman Çayı ile 10 Nisan polis karakolu arasında bulunuyordu. Şimdi ise Kısmet mahallesinde oturuyoruz. Ailemin büyük çoğunluğu Batman’da olup bir kısmı da İstanbul’da yaşamaktadır. İlkokulu Kıbrıs Şehitleri İlkokulu ve Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda okudum. Batman Yahya Kemal Beyatlı Ortaokulu’ndan sonra Batman Fatih Lisesi’nden 1997 yılında mezun oldum. İlk politik faaliyetlerim lise öğrenimi sırasında gençlik içinde örgütlenerek gelişti. 1998–2003 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudum. Öğrenci gençlikteki politik faaliyetlerimden dolayı mezun olduğumda üniversite tarafından hakkımda açılmış üç soruşturma olup DGM’de örgüt üyeliğinden, Asliye Ceza Mahkemesinde de gösterilerden dolayı yargılandım. 2005 yılında hukuk stajını tamamlayarak İstanbul’da avukatlığa başladım. Bu tarihten sonra ağırlıklı olarak STK çalışmalarında, Hukuk Örgütlemelerinde ve politik davalarda yer aldım. 2006–2007 yıllarında Hasankeyf Derneği, 2006-2010 yıllarında Batmanlılar Derneği, 2010-2014 yıllarında Özgürlükçü Hukukçular Derneği, 2012-2015 yıllarında Tüketiciler Derneği Yönetim Kurullarında yer aldım. 2013–2014 yıllarında Barış ve Demokrasi Partisi İstanbul İl Yönetim Kurulu üyeliği yaptım. Halen Özgürlükçü Hukukçular Derneği Genel Merkez yöneticiliği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı üyeliği, Tüketiciler Derneği Yöneticiliği, HDP İstanbul İl Yöneticiliği ve İl Hukuk Komisyonu sözcülüğü yapmaktayım. Aday adaylığı durumundan dolayı HDP İstanbul İl Yöneticiliğinden istifa etmiş bulunmaktayım. 2005 yılında avukatlığa başladığımdan bugüne kadar birçok politik gözaltı ve davayı takip ettim. En son İstanbul KCK ana davalarında da sorumluluk aldım. 2008–2011 yılları arasında da Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Hukuku alanında yüksek lisans yaptım. Hukuk ve STK’lar üzerine birçok eğitim ve sertifika programına katıldım. Politik motivasyonların yanısıra demokrasi ve insan hakları, siyaset sosyolojisi ve sivil toplum doktrinleri gibi ilgi alanlarında çalışmalar yürütmekteyim.
Sizi tanımlayan duygu nedir?
Derinlik istenci. Derinlik kazanan insanın her şeyi daha iyi ve güzel yapacağına inanırım. Derin insanlar bir başka bakar ve bir başka düşünür. İyi düşünür. İyi yapar. İyi söyler.
İnsan ilişkilerinde en çok sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönünüz?
Empati yeteneğimin gelişkin olduğunu ve insanları iyi okuyabildiğimi düşünüyorum. Sevmediğim özelliğim de empati; çünkü empati kurduğum insanlardan bazen iyi okumalar çıkmıyor.
.
Bugüne kadar kaç tane kitap okudunuz, okuduğunuz bu kitaplardan en çok beğendiğiniz hangisi ve bu kitaptan almış olduğunuz bir mesajı bizimle paylaşır mısınız?
Zengin bir kitaplığım var ve her halde binlerce kitap okumuşumdur. En beğendiğim kitap ise herhalde daha yazılmadı. Bu konuda tatminsizim. Ama Cervantes’in Don Kişot’u ile Abdullah Öcalan’ın Nasıl Yaşamalı, Gılgameş destanı etkilendiğim kitaplar diyebilirim.
En sevdiğiniz şiir ve bir bölümü?
Nazım Hikmet’in yaşama dair şiiri
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
Kürt Müziği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Muazzam bir çeşitlilik ve zenginlik var. Şehirden şehire, köyden köye, aşiretten aşirete, bir çeşitlilik ve özgürlük var. Galiba tarih boyunca en özgür olduğumuz zamanlar müziğimizi icra ettiğimiz zamanlar olmuş. En sevdiğim parçalar ise klasik dengbej parçalarıdır. Ahmedo Ronî, derweşé evdi, teli, cembeliye hakkari , krive sinan vs…
Mesleğinizden memnun musunuz, tekrar bir meslek seçecek olursanız hangi mesleği seçersiniz?
Memnun olabilirdim, gerçekten adaletin tecelli ettiği bir sistemde yaşıyor olsaydık. Bu memnuniyetsizliktir ki galiba beni politikaya itti. Toplumsal sorunlar ile edebiyat küçüklüğümden beri beni meşgul eden, ilgimi çeken iki alandır. Yaşadığım coğrafya ve halk gerçekliği beni hukuk ve politikaya ağırlık vermeme sebep oldu. Böyle ağır politik sorunlarımız olmasaydı, Edebiyatçı olmak isterdim.
Zenginlik ve fakirlik kavramları size neyi çağrıştırır?
Zenginlik adil paylaşılmışsa güzel, fakirlik ise kader değil. Her iki kavramın da toplumsallaşması gerekir. Adil bir sistemde herkese yeteneği, emeği ve ihtiyacı kadar verilmelidir. Toplumsal olarak zenginliğe evet, bireysel olarak aşırı zenginliğe ise hayır.

Elinizde sihirli bir değnek ve bu değneği üç kez kullanma hakkınız olsaydı; neler yapmak isterdiniz?
Sınırların olmadığı bir dünya
Sınıfların olmadığı bir dünya
Savaşın olmadığı bir dünya isterdim.
Batman sizin için ne ifade ediyor? Bize çocukluğunuzun Batman'ını anlatır mısınız?
Batman mutlu olduğum çocukluğum, kaygılı ilk gençlik yıllarımdır. Gece geç saatlere kadar dışarıda kalabildiğimiz. Oynayabildiğimiz, güvenli yıllar. Daha küçük daha bir Batman’dı. 90’larla birlikte ilk gençlik yıllarımda her gün ölüm, her gün kaygı. O yılları o şekilde yaşamak istemezdim. Barışı gerçekleştirebilirsek çocuklarımız yaşamaz belki.
Batmanın sorunları var mı, varsa en önemli gördüğünüz sorunlar nelerdir?
Elbette her şehirde olduğu gibi var. İşsizlik, çevre, eğitim gördüğüm temel sorunlar.
Hayal ettiğiniz bir Batman var mı; varsa nasıl bir hayal?
Yeşil, huzurlu, özgür
Size göre “Kürt Sorunu” nedir?
Özgürlük, ifade ve yönetsel bir sorundur. Kürt ve Kürdistan sömürgecilikten daha aşağı bir uygulama ile karşı karşıyadır. Ne kimliği, ne de çoğrafyası ve de yönetsel hakları tanınıyor.
“Kürt Sorununun” çözümü için ne yapılmalıdır?
Her şeyden Kürt ve Kürdistan gerçekliği kabul edilmeli, yasal ve anayasal düzlemde kollektif hakları güvenceye alınmalıdır. Yoğunlukta bulunduğu çoğrafyada özerk yönetsel hakları tanınmalıdır. Kendi kendini yönetme imkanları, bireysel ve toplumsal düzlemde tanınmalıdır.
Aristo insan tanımında “insan politik bir hayvandır” derken Descartes “insan düşünen bir varlıktır” der. İbni Haldun ise; “insan geleneklerin ve alışkanlığın çocuğudur” der. Siz, İnsan tanımlaması yapacak olsanız İnsanı nasıl tanımlarsınız?
İlginç. Hem de çok ilginç. Bu kadar kendine, doğaya zarar veren başka bir varlık yok. Ama bir o kadar da her şeyi daha güzele çevirecek başka bir varlıkta yok. Çok karışık, çok düz, çok iyi, çok kötü, çok korkak, çok kahraman ve saire bu kadar çok zıtlığı kendinde barındırdığı için çok ilginç bulurum.
Günümüz Türkiye’sinde birey gerçekten “ben kendinim” diyebiliyor mu, örneğin hiç tereddütsüz kendiniz olabiliyor musunuz?
Bireyin nüveleri olmakla birlikte , birey olmaya yönelen bir insan tipi olmakla birlikte kendini gerçekleştiren insan çok azdır. Bunun nedeni ise çok fazla devlet, çok fazla iktidar ve baskılayan kimlikler var. Kendim olduğum zamanlar çoğunlukta olmakla birlikte aldığım sorumluluk ve görevlerden dolayı ise o rol modellerin gereklerine uygun davranma gerekliliği bazen beni düşündürüyor.
En çok özgürlüğünüzü mü yoksa güvenliğinizi mi düşünürsünüz? Neden?
Özgürlük elbette. Kendini bulma ve keşfetme sürecinde özgürlük duygusu insanın temel rehberidir.
Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması gerektiğine katılıyor musunuz?
Bu klasik bir laiklik tanımlama cümlesi olup bu gerçekte olmayan bir durumdur. Din ve devlet ilişkileri nasıl olmalı diye düşünmeliyiz. Devlet tüm inançlara kendini ifade ve geliştirme imkânını ve olanağını tanımalıdır. Herkes inancını en rahat bir şekilde yaşama imkânına sahip olmalı. İbadethane lazım ise devlet bunu karşılamalı.
Günümüz gençliğini maneviyat açısından nasıl görüyorsunuz?
Çoğu kişinin aksine gençliğin kapitalizmin getirmiş olduğu olumsuzluklardan her ne kadar etkilendiğini ben de düşünsem de, bunun dışında gençliğin daha kendine ait, daha özgün, daha ben, daha bilinçli bir maneviyat ile kendini donatma çabası içerisinde olduğunu düşünüyorum.
Kıyamete 24 saat kaldığını bilseydiniz bu saatlerinizi nasıl geçirirdiniz?
Dicle nehrinin kıvrım kıvrım aktığı bir yerde bir tepeye çıkar. Oturur beklerdim.
Kadir Tunç: Şimdi de ben size sorumu yönelteyim; Hakikat nedir?
Ferit Tunç: Öncellikle, röportaj teklifimi kırmayıp sorularıma içtenlikle verdiğiniz cevaplar için teşekkürler. Arapça ḥḳḳ kökünden gelen ḥaḳḳ; "yasaya, hakikate veya bilgeliğe uygun olma; doğruluk, hakikat, yasallık" demektir. Ama tabi ki “hakikat kavramı” Laik sistemlerde bu kime göre doğru kime göre yanlış tartışılır bir konu olduğundan görecelidir. Oysa Hakikat; Allah’a tam anlamıyla iman etmiş herkes için Allah’ın belirlediği yasalardır ve bu da Kuran’ın ta kendisidir. Kuran hakikatinde, nefislerin hüküm altına alındığı, akıl ve vicdan bütünlüğü olurken; Laik ve seküler düşüncede ise daha çok nefislerin harekette olduğu, akıl ve vicdanın ise birlikte harekette olmadığıdır. Bir örnekle cevabımı tamamlayayım; Bugün laik sistem, siyasi otoriteden ve ya seküler anlayıştan kaynaklı Allah’tan bizlere gelenini yasaklıyorken veya tartışma konusu ediyorken Kuran’da ise Allah’tan bize gönderilen hak olduğu apaçık beyan ediliyor; dolayısıyla Kürtçe haktır, Kürdistan haktır…
