Lütfen bekleyin..

Ferit TUNÇ

Yüzümüz tutmuyor!

09 Aralık 2016, 19:15 - Okunma: 2960


Sabah Dokuz'da Yazı İşleri görevini devrettiğim Hüseyin Sakar ve gazetemiz muhabir kadrosuna yeni kattığımız Bulut Kutlu ile bir araya gelerek Hasankeyf'in yolunu tuttuk. Her Hasankeyf ziyaretim beni heyecanlandırır, hüzünlendirir, umutlandırır, kahrettirir, derin derin düşündürür;  yani kısacası duygu seline kaptırır.
Bugün de öyle oldu.  Heyecanla Hasankeyf yolunu aldık, yapılan ve yapılacak olan Hasankeyf yolu takdirimizi alıyor; çünkü yol genişledikçe seyahat rahatlıyor, kazalar azalıyor, derken Suçeken mevkiine varıyoruz. Benim için Hasankeyf'in başladığı yerdir Suçeken. Kadim Dicle'nin göründüğü, tarihe tanıklık etmiş binlerce mağaranın başladığı yerdir Suçeken.
Bir taraftan mağaraları, bir taraftan da Dicle'yi derin düşünceler içerisinde izleyip yolumuzu alırken, birden kahroluyoruz; çünkü önümüzde bize sitemkar bakıp, hüzün içerisinde duran ve yakın zamanda yerinden edilecek olan Zeynel Bey Türbesini görüyoruz. 
Bir an Zeynel Bey Türbesi'ne uğrayıp kendisinden helallik istemeyi düşünüyoruz; ama yüzümüz tutmuyor ve yolumuza devam ediyoruz. İstikametimiz ayağımızın, gönlümüzün hiç alışmadığı ve alışamayacak gibi de göründüğü Yeni Hasankeyf...
İstemeye istemeye Yeni Hasankeyf'e giriş yapıyoruz ve yeni Hasankeyf için 710 kişinin hak kazandığı evler hakkında bilgi alıp haber yapmak amacıyla Kaymakamlığa geçiyoruz. Bir önceki gün Kaymakam Bey'den saat On'da verilen randevu için makama geçmek istiyoruz; fakat Kaymakam Bey'in başka görüşmesi devam ettiği için özel kalemde değil de İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü’nde ağırlanıyoruz. İlçe Yazı İşleri Müdürü Ramazan Bey'le samimi bir diyaloga girerken bir taraftan da Kaymakam Bey'in bizi makama davet etmesini bekliyoruz. Ama aradan bir saat geçmesine rağmen görüşmesi bitmeyince ayağımızın istemeyip geldiği yerden ayrılıyoruz; tabi Kaymakam Bey'e sıcak ilgi ve alaka mesajımızı ileterek. 

Ve gönlümüzün el verdiği, bin yıllardır medeniyetlere beşiklik etmiş, buram buram tarih kokan; ama sular altında bırakılmaya mahkum edilmiş eski ve tek olan Hasankeyf'e geçiyoruz. İlk durağımız Hasankeyf Belediyesi. Belediye Başkanı Abdulvahap Bey'den eski köprüye yapılmakta olan restorasyon üzerine demeç alıyoruz. Abdulvahap Bey, sitemler içerisinde; “Buna restorasyon denilemez. Firavunlar da mezara konulurken mumyalanarak ve süslenerek mezarlara gömülüyorlar. Bu da ona benzer bir durum ve tarihi köprüyü süsleyip suya gömeceğiz. Sadece suya da gömmeyeceğiz aynı zamanda balçığın içerisine de gömeceğiz. Niye yaptıklarına ben de bir cevap veremiyorum. Restorasyon anlayışı olsaydı bu hizmete açılırdı. Süsleyip mezara gömeceğiz.” 

Belediyeden ayrılıyoruz. Mağdur edildiğini dile getiren birkaç Hasankeyfliyle oturup, sohbet ediyoruz. Günlerden bugün Cuma ve Cuma namazı saati yaklaştığından, yolumuzu yüzyıllardır Müslümanlara mabetlik yapmış olan El-Rızk Camisine çeviriyoruz ve hutbeyi dinliyoruz. Hutbenin konusu; Halep'te yaşanan katliam ve insanlığın yıkılışı...

Evet, El-Rızk Camisindeyim; yanı başımda melül melül akan kadim Dicle, hemen karşımda sözüm ona medenileştirilmeye çalışılan tarihi üç ayaklı köprü; İmam, Halep deyince acılar içerisinde kalbim Halep'le atıyor, öbür taraftan içinde yaş kalmamış bir şekilde gözler Dicle ve tarihi köprüyü seyre dalıyor ve ruhum...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3140 gün önce
3365 gün önce
3660 gün önce
3719 gün önce
3943 gün önce
4013 gün önce
4020 gün önce
4083 gün önce
4272 gün önce
4284 gün önce
4307 gün önce
4359 gün önce
4396 gün önce
4397 gün önce
4419 gün önce
4484 gün önce
4582 gün önce




bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=